Geldi geçti her şey gibi.
Deldi geçti ki ne delme ama ! Kimse de sormasın ben de söylemeyim.
Ooooff! Off!
Protest bir yazarsanız, başınızdan bu yüzden bela eksilmiyorsa, haksızlık karşısında susamıyorsanız ve de delikanlı yazarım diyorsanız kaleminizi kiraya vermeyeceksiniz.
Elif gibi dosdoğru olacaksınız.
Yüreksiz misiniz?
Dünya nimetleri için birilerinin taklacısı mısınız?
Biat mı ettiniz?
Efendileriniz yerken, içerken, dünyayı fethe çıkarken siz doyuyor musunuz?
Oturun, gülden, bülbülden, dünya lideri yetiştirdiğinizden, ekonominin Erciyes’i nasıl gölgede bıraktığından söz edin.
7. Kitap Fuarı kimleri ihya etti?
Kimlerin posterleri dev bilboardlar da arz-ı endam etti? Üstelik kendi memleketlerinde yazar yerine konup tanınmadıkları halde?
Kimlerin kendileri henüz Kayseriye teşrif ( ! ) etmeden “ Yazarımız geliyor,bizim kardeşlerin standında olacak kitaplarını alın” haberi geldi?
Bu yüzden yediden yetmişe, kadını, kızı, yaşlısı, genci, cahili, okumuşu Kayseri Kitap Fuarı’na sabahın erken saatlerinde cihada gider gibi akın etti?
Kimler kitap imzalarlarken millet, bedava sucuk- ekmek kuyruğunda gibi dakikalarca bekledi?
Kimler, kendisini öteki tarafta şefaat edecek yazar efendisini yakından görebilmek, onunla aynı karede olabilmek için selfie üstüne selfie yapt?
Yetmedi birbirini ezdi?
Makaslama kitaplar, hiçbir ilmi değeri olmayan, yazdırılan sözde eserler nasıl kısa sürede tükendi?
Peynir- ekmek gibi.
Üstelik, alıp bir köşeye atılacak, asla okunmayacak, yüzüne dahi bakılmayacak oluğu halde.
Hani var ya!
Boynunda kement güdülmeye razı olunur da böylesine bir güdülmeye insan nasıl kimliğini, kişiliğini, onurunu gururunu feda eder akıl alacak gibi değil.
Sadece bunlar mı?
Yahu medya maymunu, maymun suratli bir spor yorumcusu herif geldi, devasa çadırda toplanan gençlere öyle hakaretler etti ki, biri de kalkıp;
“ Sen kimsin ulan şikeci herif? Senin topçuluğunu da biliriz hakemliğini de”
“ Sen kimsin ulan, üç büyüklerin kemik yalayıcısı. “
“Sen kimsin ulan burjuva hayatı yaşayıp, TV. lerde sefalet edebiyatı yapan soytarı “
“Haftanın yorumunu yaparken, paçan sıkıyorsa, soytarılığını yaptığın kulüplere de atıp, tutsana” atıp, tutsana
Diyemedi.
Bu, gittikçe kan kaybeden, kendilerinin çalıp, kendilerinin söylediği, bir kitap fuarındaki sıradan bir görüntü.
Madalyonun diğer tarafı daha da vahim.
Bu yıl Kocaeli Kitap Fuarı’na katılan bir yazar, standların ücretsiz olduğunu söylüyor.
Bir defasında benim de katıldığım Antalya / Konyaaltı İlçesi Kitap Fuarı’nda stand ücretleri diye, kültür adına utanç verici bir kavram yok.
Çoğu yerlerin belediyeleri bu ayıba ortak olmak istemedikleri için ya düzenlemiyorlar ya da tümüyle birilerini ihya etmek için işi ticarete dökmüyorlar.
Kalite yok, renklilik yok, hareketlilik yok.
Öğrencileri her gün getir ve utanmadan “ Fuarı her gün şu kadar kişi ziyaret etti de”
Talas Belediyesi Standı dışında diğer iki ilçe belediyesinin standları ki adı var kendileri yok, içler acısı.
Başkanları mı? Sağolsunlar her gün, her saat fuarda oldular.
Tövbe , tövbe.