Alıştılar bir defa.
Aksini söyleyemezler ya da aksine hareket edemezler.
“ Ondan hasıl olan sevabı”
Şablon cümle.
Adama demezler mi ondan hasıl olan sevabı dağıtacağına şu son zamlarla aldığın maaştan bir fakiri giyindirsen, bir gelinlik kızın çeyizine yardım etsen.
Olmaz.
Diğeri nasılsa Allah veriyor.
Ona ihtiyaç var mı?
Söylediğin zaman söyledi diyorlar.
Dahası senin onlara karşı olduğunu düşünüyorlar.
Bakın bu konuda çok değerli ilim adamlarımız nasıl düşünüyorlar ki bunları ben söylesem ne kâfirliğim kalır ne ateistliğim ne de din düşmanlığım.
Çok şükür onlar kadar olmasa da inancımızı yaşamaya çalışıyoruz.
Onlar kadar olmasa da derken tabii ki bu işten para kazanmıyorum. Bu işi meslek edinmedim.
Ama onlar kadar da okumaktan kaçmadım.
Ama şunu da belirteyim istisnalar da olsa, sabah namazı için camiyi açmayanları da, çarşı camisi olduğunu ileri sürerek yatsı ezanı okunduğunda caminin anahtarını hemen yakınındaki esnafa verenleri de biliyoruz.
Öyle ya! Cemaat olmayacağı için ağa niye açsın ki camiyi?
Alper Aksoy da bu konuda oldukça dertli.
Nurettin Topçu yakın dönemin en önemli düşünürlerinden.
Prof. Dr. Orhan Okay'a gönderdiği mektubunda öyle şeyler yazmış ki aradan geçen 70 yılda daha da kötüye gittiğimizi anlıyoruz diyor.
Anlamanın yanında içler acısı durum. Hele hele bir alışveriş yapın çok daha iyi anlarsınız.
Evet Nurettin Topçu gibi manevi mimarımız bakınız ne diyor:
“Hizmetine ömrümü harcadığım memlekette, dostlarım kalmadı gibi bir şey.
İnsanın düşkünlüğünü, sefaletini bilirdim ama ruh sefaletinin bu kadar karanlığını görmemiştim.
İnsan diye emek verdiklerimin hemen hepsi de. ruh ve mana kavramına yabancı, menfaat kölesi bir takım haşerelermiş.
Ahlâksızlığın ummanı olan bu Şark’ı, yaşadıkça tanıyorum.
Burada insanı fenerle arayanlar yanılmamışlar.
‘Müslüman’ız diyen insan yığını’ yok mu?
Onlar, Şark’ın en aşağı tabakasını oluşturuyor.
Yaşanan şekliyle Müslümanlık Şark’ı bitirmiş.
Buraya artık ne ilim girer, ne ahlâk, ne de Allah uzanır bunlara…
Bunların önce her şeyi bırakıp, insanlık devrine girmeleri gerekir…”
Ve Mehmet Akif Ersoy'a göre Türkiye Müslümanlığı:
"Kaç hakikî Müslüman gördümse, hep makberdedir.
Müslümanlık bilmem ama, galiba göklerdedir!."
Nurettin Topçu'dan alıntı olan bu sözler 11 Nisan 1965'de, İstiklal Marşı Şairimiz Akif’in dizeleri ömrünün son döneminde yazılmış.
İnanılır gibi değil değil mi?
Diyorum ya bu iki manevi mimarımız da böyle düşünür, böyle görür, böyle söylerse gerisini düşünün.
Üstelik yaşadıkları devirde gördükleri manzara bu.
Onlar bugünün Müslümanlarını görselerdi acaba neler yazarlardı?
Herhalde Akif kederinden yeniden bırakıp Mısır’a giderdi.
Sosyal medyada kendini "Öz Müslüman" sanıp her durumdan kendine görev çıkartanlar var ki hiç sormayın.
Molla takımından.
Ön safı kimseye bırakmayanlardan.
” Allah” dediğinde kalbi yerinden fırlayacakmış gibi olanlardan.
Suyu üfleyerek içenlerden.
Günay müftüleri.
Ham softalar.
Bu kişiler yorumlarına şöyle başlarlar:
"Senin İslamiyet ile derdin var, sen İslam düşmanısın?.."
Demezler miydi?
Suçlamazlar mıydı?
Hem de nasıl.
Şimdi bu efendi ağalara soruyorum:
Delikanlıca cevap verin.
Sakalınızı oynatarak değil.
Nurettin Topçu ve Mehmet Akif Ersoy da İslam ve Müslüman düşmanı mı sizce?