Babasının açtığı hububat dükkânını iflas ettiren sonra koyup kaçan ve acele ile bir kâğıt kalem bulup o harika öyküleri yazan Sait Faik böyle söylüyor.
Çıldır istediğin kadar. Kimsenin umurunda değil.
Yazmasa çıldıracakmış. Yaz da başına püsküllü belaları al. İçeride volta atmaya para almıyorlar.
Aslında sadece susacaksın ve “ biz bilmeyiz büyüklerimiz bilir. “ sözünden başka bir şey bilmeyeceksin
Zor bir şey değil zaten.
Üstelik birilerinin kanatlarında tepkisiz, duyarsız uçmak istiyorsan böyle.
Örneğin, bir şarkıcı Paris’te konser verirken salonun kapısına aynen şu levhayı astırmışsa ;
“ Köpekler ve Türkler giremez “
Canım siyasi görüşü ilgilendirmez şarkılarını dinliyorum.
Ama hakaret ediyor sana !
“ Arabam şerefsizlerin memleketinde kaldı. “
Ne var bunda? Sineye çekmek çok mu zor.
Sen yine de göbeğini kaşıyan çirkin herife hasret kokan şarkılarını ayıla bayıla dinle ve siyasettir de geç.
Hatta anma gününde gözyaşı da dök.
Muhafazakarı da demokratı da.
Bir bölgede birileri bağımsızlığını ilan etmeye kalkıyormuş.
Dal gibi, ellerine kına yakıp, davul çalarak gönderdiğimiz fidanlarımızı katledenler Habur’da özgürlük savaşçıları gibi karşılanmış.
Sütten çıkmış ak kaşık yapılmış. Üstelik zoraki.
“ Siz çağırdığınız için değil, önderimiz istediği için geldik” demişler miş
Sana ne !
Bankaların babalarının hayırlarına ( ! ) dağıttıkları cicili bicili kartlardan al sen.
Kullandıkça kullan.
Borçlandıkça borçlan.
Borç senin kamçın olmalı yiğidim.
Sağolsunlar ( ! ) evin yoksa kredi verip evsizlikten kurtarmıyorlar mı seni.
Kapısında bir de araba krediyle
Daha ne olsun güllük gülistanlık ( ! ) bir ülkede.
Bak televizyon kanallarında yarım saatte 1 trilyon para veriyor elin oğlu.
Üstelik ilkokul çağındaki bir çocuğun bile bileceği üfürükten soru karşılığında.
Seni aptal yerine mi koyuyor o tür sorularla?
Eh ! boyalı gazete, televizyon, ses yarışması, güya bilgi yarışması kültürlü için bunlar Oxford seviyesi.
Daha söyleyim mi ?
Emekliysen altı ayda verilen 1 kilo et parasını al öpüp başına koy ve “ Allah devletimize milletimize zeval vermesin.” de otur.
Vermesin tabii ki de dünya senin pencerenden göründüğü gibi değil.
Dahası sana sadaka verenler için seçim meydanlarında gırtlağını patlat, üstünü başını yırt,yakınlarını as kes.
Genç misin… Otur PC nin başına çetleş dur. Okuyup yazıp ta ne olacak sanki.
Düşünüp özellikle.
Hani ünlü bir slogan vardı bir dönemler. “ Savaşma seviş. “ Savaşmak istiyorsan bu ekmeğini yediğin, suyunu içtiğin ülkeyi arkadan vurmak olsun.
Sus yeter ki.
Hangi at hızlı koşuyorsa onun sırtına bin ki sen süvarisin.
Hangi fareli köyün kavalcısı çağırmışsa seni, düşünmeden onunla git.
Yatak, mutfak, tuvalet üçgeni arasında bir hayat.
Tövbe tövbe.
Liderim diye kasılanlar şöyle bir söz söylediler mi acaba;
“ Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerideki cephede baş gösteren suskunluktur.”
İmza…
“ Ne mutlu Türküm” diyene.