Benim gibi milyonlarca insan yanlış biliyor olmalı(!)
Kafamız çalışmıyor olmalı ya da birilerinin dediği gibi, eleştiri yaptığımızda, bu işte bir bit yeniği araştırdığımızda bizler akan kanın durmasını istemiyoruz.
Allah aşkına birileri bana kırk yıl süren, üç aylık bebek katili Pkk canilerinin silahı bıraktıklarını, yaktıklarını bir daha toparlanmamak üzere dağılacaklarını söylesin.
Silahlarını inlerinde bırakacaklarını söylesin.
Anlayamıyorum…
Bir engerek yılanı deliğinden koskoca Türkiye Cumhuriyetine posta koyuyor, kafa tutuyor çaktırmadan mücadelenin siyasi anlamda olacağını vurguluyor.
Öyle ya! Dünyadaki bütün terör örgütleri bu işin öldürmekle olmayacağını anlayıp silah bıraktılar
Şimdi gerilere gidin ve Dünyada hangi yazarın öldürülmeden önce katillerini yazdığını düşünmeye çalışın ve tablonun nasıl değiştiğini görün.
Açık- seçik. Ama o yazdı. Yalnızca yirmi sayfasını yazabildiği “ Kürt Dosyası “ adlı son kitabında.
Okuyanlar bilecektir “ Sakıncalı Piyade” adlı kitabında da askerlik yaparken gördüğü saçmalıkları, kendisinin uğradığı haksızlıkları da.
Gariptir adeta bugünlere işaret ediyordu Uğur Mumcu. Sanki dedikleri, yazdıkları bir bir çıktı, çıkıyor belki de çıkmaya devam edecek.
Kod adı Ergenekon. Kod adı Habur. Kod Adı İmralı. Kod adı Nevruz rezaleti. Kod adı Türklüğü anayasadan silmek. Kod adı aklınıza ne gelirse bu süreç içinde
Öldürülmeden önce altı ay gazetesindeki köşede pkk’ yı anlattı:
“Bugün PKK örgütü arasında kim bilir kaç ajan var? Yalnızca MİT ajanları mı? Orta Doğu ajan kaynıyor. Kürt örgütleri arasına sızmış kim bilir kaç CIA ajanı görev yapıyor?”
Uğur Mumcu son kitabını hazırlarken Türkiye üzerinde oynanmak istenen hatta oynanan belki de oynanmaya devam edecek oyunları böyle görüyordu işte.
Afaki değil.
Genel Kurmay arşivlerinde yaptığı araştırmaları sonucunda. Dahası gümrük kapılarının delik deşik edilmesini de anlatıyordu yazar.
Sanki önceden varmış gibi Kürt sorunu ve kaşınması. CIA ve Mossad parmağı özellikle.
Tıpkı Güneydoğuyu karıştırmak için hatırlarsınız Diyarbakır’ın en sevilen insanı Gaffar Okan’ın şehit edilmesi gibi.
Polis jobunu en tehlikeli silah, polis üniformasını en nefret edilecek üniforma olarak bilen o bölgenin insanlarıyla bunlarla barıştıran adamdı oysa Gaffar Okan.
Ve Adnan Kahveci ve Abdi İpekçi.
Muhsin Yazıcıoğlu. Özellikle yaşamasına izin verilmeyip şehit edilen bir vatan millet sevdalısı, işkence içinde gençliğini yitiren şehit.
Hangi zincirin halkaları büyükler bilir.
O eller halâ karanlıkta. Dönemin ağalarının kahramanlık nutuklarına rağmen.
Uğur Mumcu’nu katilleri için o yılların şablon sözleri dolaştı durdu ortalıkta.
“ Onu katleden Müslümanlar” falan filan.
Sağcı da solcu da bilmem ne izm’ci de olsanız asil olacaksınız.
Aile asalet dersi verdiler birilerine.
Kardeşi Ceyhan Mumcu bunun aksini söyledi ve yaygara bitti.
Şimdi manzaraya bakın. Emperyalist Amerikan’ın senaryosu ya da planı tıkır tıkır işliyor. Sanki babalarını hayrına kullanılmamış silahları yaktılar elleri kanlı, gözleri kanlı yamyam herifler.
Nasılsa siyasal uzantıları mecliste. Üstelik Onun adı bir zamanlar terörist başı” ydı. Şimdi “Öcalan” ve sadece “Sayın” demiyor ülkeyi yönetenler.
Karşılıklı olmasa da masanın diğer ucunda oturan O.
Kürsüye bile davet ediliyor masanın sözü mü olur? “ Gel, konuş, anlat”
Vayyy be! Nereden nereye.
Aklınızın köşesine gelir miydi bebek katili Ermeni piçi gün olacak ceylan derisi koltukta ağırlanacak.
Öyle ya! Bu devletlerarası bir savaştı ve O düşman devletin başıydı. Yani silahlar yakıldığına göre düşman da olsa saygı duymak gerekiyor.
Siz bütün bunların tesadüf olduğuna inanıyor musunuz? Ben inanmıyorum,
Zorla değil ya!
Umarım sadece Başbağlar’da katlettikleri kundak bebeklerinin kanı tutmaz sizi.