Yurdumuzun kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu, Büyük Komutan, eşsiz devlet adamı yüce Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 88. Yılında sevgi, saygı ve çok büyük özlemle anıyorum.
Atatürk, tarih boyunca yetişen en büyük önder, en büyük asker, en büyük devlet adamı ve en büyük öngörü sahibidir. Bütün hayatını Türk Milletine ve onun bağımsız yaşamasına adamış, Milli Birliğimizin ve aydınlanmanın simgesi olmuş, üstün nitelikleri ve düşünceleri ile yaşadığı çağa damgasını vurmuş eşsiz bir liderdir.
Bir milletin yeryüzünde var olma çabasının eşsiz timsali ve mazlum milletlerin rehberi ve aydınlatıcısı olarak tarihe yazılan Milli Mücadelemiz ve devamında Cumhuriyete uzanan süreçte, Türk milletini layık olduğu yönetim ve yaşam biçimine kavuşturan Büyük Atatürk’ün ileri görüşlülüğünün eseridir.
Atatürk; “En büyük eserim” diyerek gençlere emanet ettiği, demokratik, laik, sosyal ve millet egemenliğine dayalı hukuk devleti olan Cumhuriyetimiz, bu ülkede yaşayan tüm bireylerin çabalarıyla ilelebet payidar kalacaktır. Başta büyük Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarının, Cumhuriyetin, İnançların güvencesi olan Laik sistemin, önemini ve değerini anlayanlara selam olsun.
Yeryüzünün en güzel coğrafyasında, bağımsız ve medeni bir toplum olarak ilelebet var olma inancıyla, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından Anadolu’da başlatılan Kurtuluş Savaşı destanı, her Türk vatandaşının en öncelikli rehberi olacaktır.
1916-1922 Yılları arasında İngiliz Hükümetinde Başbakanlık görevini üstlenmiş olan LIoyd George’un Mustafa Kemal Atatürk hakkında “İnsanlık tarihi birkaç yüzyılda bir dahi yetiştirebiliyor. Şu talihsizliğimize bakınız ki o büyük dahi Küçük Asya’da çıktı, çağımızda Türk Ulusuna nasip olup bizim karşımıza çıktı. Hem de bize karşı.. Mustafa Kemal’in dehasına karşı elden ne gelirdi”. Vecizesini söylediği dile getirilmektedir, düşmanın bile bu kadar iltifat ettiği lideri siz anlamadıız.
Japon İmparatoru Mikasa’nın söylediklerini, İstanbul Sanayi Odası Başkanlığı yapan İbrahim Bodur bir dost sohbetinde dile getirmiş. İmparator sormuş; “Neden emsal ülkelerle yarışamadınız”? Ve ardından cevabı vermiş, “Türkler” demiş ve eklemiş. “Yüzyılda bir Dünyaya Gelen O Lidere sahipti. Hataları da onun izinde yürüyememeleri oldu demiş. Ülkemizden on binlerce uzaklıktaki Japonya’nın İmparatorunun, duyanın içini ürperten bu tespiti yani; “Yüzyılda Bir Dünyaya gelen bir Lider anlatımı” ile Atatürk vurgusu Türk için büyük bir övünç değil de nedir? Anladın mı Hacı?
Sevgili dostlar yukarda anlatmaya çalıştığım Dünya Lideri Büyük Atatürk’ü, sadece kurucusu olduğu Diyanet İşleri teşkilatı anlamamış olmalı ki, 6 Kasım tarihindeki Hutbede bile anmaya dilleri varmadı. Hutbenin bir bölümünde şöyle bir cümle dikkatimi çekti. “Dini ve tıbbiyi hassasiyetleri dikkate alarak organ bağışında bulunmak bir iyiliktir ve her iyilik bir ibadettir”. Ayet-i kerime gayet açıktır. Kim bir insanın hayatını kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.
Her iyilik bir ibadetse, yurdumuzu düşmandan kurtaran ve Cumhuriyeti kuran Gazi M.K. Atatürk’ün yaptığı bağış ve iyilik değil mi? Ayet-i kerimeyi yazmışsın, kim bir insanın hayatını kurtarırsa; Yüz binlerce masumun hayatını kurtardı, düşman çizmesinden yurdu temizledi, fakat sen iyilik bilmediğin gibi Ayet ve Hadislere de uymuyorsun. Dünyanın saygı duyduğu lider, senin için daha ne yapması gerekiyordu zatı muhterem.