Hangi gerekçe ile olursa olsun yer, yöre, belde, ilçe vs. isimlerinin değiştirilmesinin çok yanlış olduğunu; bunu yaparak kentin tarih hafızasını sildiğimizi, yok ettiğimizi; kentin geçmişle olan bağını kopardığımızı, defalarca yazdım bu sütunda.
**
Yeni açılan ve mevcut cadde, sokak ve bulvarlara da isim verirken çok dikkatli olmak lazım. Bölgeyi, beldeyi, şehri iyi bilen kişilerden gerekli desteği almak gerekir. Kayseri’yi bilmeyen, hasbelkader şurada ya da burada görev almış; görev yapmış kişilere pek itibar etmemek gerekir.
**
Geçenlerde, yazılarımı takip eden bir dostumuz, biblo gibi duran, Nazmi Toker İlk/Ortaokulunun vilayet ya da İl Özel İdaresince yapıldığını bilmezmiş. Tek Parti Döneminin Vali ve Belediye Başkanı, merhum Nazmi Toker’in vefatından sonra vasiyeti üzerine yapıldığını da…
**
Merhum terekesinden Kayseri ve Isparta’ya bir okul yapılmasını ve Ankara’da bulunan arsasını Kızılay’a bağışlanmasını vasiyet etmiş. Bu vasiyet yerine getirilmiş. Demem o ki, okullarda, zerreyi miktar bir kamu katkısı yok.
**
O nedenle, örnekleri çok az kalan binayı korumak ve merhumun ismini yaşatmak bir vefa borcu. Mesela, “Tek Parti Döneminin” Vali ve Belediye Başkanı diye, ideolojik yaklaşmak doğru değildir. Bu duyarlılığı gösteren, binayı güzelce restore ettiren Melikgazi Belediye Başkanımızı da tebrik ederim. Ama binanın bir köşesine Nazmi Toker’in ismini yaşatan, hal hikayesini anlatan bir plaket asılması da beklenir.
**
Henüz resmi açılışı yapılmayan ama fiilen “Kültür ve Sanat Merkezi” olarak kullanılmaya başlanan binada, geçenlerde gördüğüm eksikliğe dikkat çekmiş, bir kez daha anımsatmak istedim. Yok, şayet bu karar Belediye Meclisi’nde çıkacaksa ve aksi bir davranış sergilenecekse, şimdiden bu kararı alanları “lanetlerim”.
**
Mesela bir başka örnek olarak da Gediris, Karadere, Çaybağları, “Gülle” olarak bilinen bölgenin birden bire Erenköy ismi adı altında bir mahallede birleştirilmesini göstermiştim...
**
Ve sormuştum: Neden Erenköy? Neden Bakırköy, Arnavutköy, Yeşilköy, Kadıköy değil? Doğrusunu söylemek gerekirse ne Melikgazi ve ne de Büyükşehir belediyelerinden bugüne dek bir yanıt geldi. Neyse bundan da pek alınmıyorum ve yazmaya devam ediyorum. Ve edeceğim de...
**
Evet. Neden Erenköy? Bu soruyu, bu kentte yaşayan herkes sormalı? Tabii, biraz cesareti olanlar.
**
Bugün sizlere, Surayia Faroqhi’nin (Süreyya Faruki) Osmanlı’da Kentler ve Kentliler isimli kitabından yer alan Kayseri’de ki (merkez) bazı isimler vereceğim.
**
1600’lerin başında; Molu, Erkilet, Horsana, Arguncuk, Germir, Talas, Billur, Gürle, Hisarcık, Merkep Meydanı, Gediris, Çay, Eğribucak, İnecikler, Hasandağı, Beğendik, Belbaşı, Kayadibi, Mahrumlar, Çağşak, Kulaklı, Hacılar, Karaca Viran, Sakar vs. vs. gibi yerel isimler varmış Kayseri merkezinde...
**
Bunların ne anlama geldiğini, neyi kastettiğini bilmiyorum ama varmış. Ve bu kenti, asırlarca yönetenler, kılına dokunmamışlar bu isimlerin ama son elli-altmış yıl içinde gelenler acımasızca dokundular.
**
Peki, 2026 yılında bu isimleri hatırlıyor musunuz? Elbette hatırlıyoruz ve de biliyoruz Muhtemelen bunları, Büyükşehir danışmanları da biliyordur.
**
Ama bir kısmını kaldırdık Erenköy dedik, bir kısmına da Altınoluk... Işık Meydanı, Kurtuluş, Kazım Karabekir dediklerimiz de oldu?
**
Neden?
Bir Allah’ın kulu çıkıp bunun nedenini izah etmeli. Yok arkadaş; hiç kimse bu kentin hafızasını yok etme, olmayan tarih uydurmaya; bu kentin tarih ile olan bağların koparma hakkına sahip değildir...
**
1973 yılında belediyeyi kazanan CHP’liler; “Bizim yönetimimizde mahrumlar olmaz, yıllardır mahrum bırakılmış Mahrumları biz kurtaracağız !” diyerek en az dört beş asırlık Mahrumları bir çırpıda Kurtuluş Mahallesi Yapmışlardı. Tabii, onlar da bilmiyordu, Mahrumların kadim bir isim olduğunu. Bölge kasten “mahrum” falan bırakılmış değildi.
**
Ondan sonra gelenlerde başka bir cehalet örneği sergilediler, geriye dönüş yapacakları yerde, yanılmıyorsam, Kazım Karabekir Mahallesi dediler, burasına.
**
Tıpkı bizim kırk yıllık Gediris, Billur, Karadere ve Çay Bağlarının bir gece de Erenköy olduğu; Taşlıburun’dan sonrasına Altınoluk dendiği gibi. Bizim, Mahrumlar da toz oldu gitti. Altınoluk da çok garip bir isim değil mi? Buna da değinmiştim, çok önceleri hem de defalarca. Kayseri ile ne ilgisi var? Tabii, Erenköy’ün de…
**
Umarım karar verenler bilerek ya da bilmeyerek neyi yok ettiklerinin artık farkına varırlar; yine umarım Merkep Meydanına Işık Meydanı, Gediris-Çaybağları ve civarına Erenköy; Taşlıburun-Seygalan civarına Altınoluk ve Mahrumlara Kurtuluş ya da Kazım Karabekir deme gibi tarih bilincinden yoksun bir tutum sergilemeye devam etmezler.
**
Elbette merhum, Kurtuluş Savaşı kahramanı Karabekir’in ismini yaşatmak gerekir, yeni objelerde, yeni binalarda, yeni yerlerde ama kadim isimleri yok ederek değil.
**
Çaybağlarımı, Mahrumlarımı, Merkep Meydanımı, Kayadibimi, Çağşağımı, Seygalanımı bana geri verin. Ve bunlarla oynamayın; bunlara dokunmayın. Bilerek ya da bilmeyerek tarihle olan köprüleri atıyorsunuz, farkında mısınız, bilmem.
**
Bakınız 1690 yılı kayıtlarında neler varmış Kayseri de: Kulaklı, Cebel-i Yılanlı, Obruk, Hasandağı, Kızıltepe, Hırka, Dadağı, Güllü, Kanlıyurd, Meşhetler (Maşhatlık) vs. vs. Bunları da yine Faruki’den öğreniyoruz…
**
Son olarak şunu söylemek istiyorum: Tarih bilinci nutuk atmakla, övünmekle; tarih uydurmakla oluşmuyor... Tarih bilinci doğru bilgiler etrafında tarihe sahip çıkmakla; Tarihle dost olmakla oluşuyor.