Rahmetli Peder (1923-1973), merhum Mehmet Akif Ersoy’u inanılmaz derecede severdi. Safahat’ı, adeta ezbere bilirdi. Küçükken bizlere, Safahat’tan bölümler okur; Akif ile ilgili anılar anlatırdı. Anlatırken, bazan gözyaşı dökerdi. Anlatırken hep, saygıdan, “Akif Bey!” derdi.
**
Çok sevdiklerinden birisi de yine merhum, Neyzen Tevfik idi… Ona da “Hazreti Neyzen!” diye hitap ederdi. Ehlibeyt muhibbi idi… Umeyyeoğullarını hiç sevmez, “Yezid soyu!” diyerek lanet okurdu. Yine bizlere, Neyzen’den şiirler okur, anekdotlar anlatırdı. Son yıllarında oruç tutamazdı, mide rahatsızlığı nedeniyle. Ama fitre ve zekatını hiç saptırmadan öderdi.
**
Beş vakit namazını hiç kaçırmazdı… Kitabın kavline göre namaz kılardı. Öyle kılardı ki, rahmetli anam bazen “öldü herhalde!” diye, bakmaya gidermiş. Öyle ya hiç sesi sedası çıkmıyor, namaz uzadıkça uzuyor.
**
Babam Hava İkmal Merkezi Çırak Okulu elektrik bölümü mezunuydu. İnanılmaz derecede zeki ve çok güçlü bir hafızaya sahipti. Başka bir tahsili yoktu. Elektrik motor sarardı. “Elektrikçi Dayı” derlerdi. Çok saygın bir kişi idi.
**
Siyasetin odağındaydı, “1946 Ruhundan” gelmeydi. Demokrat Parti’nin Kayseri kurucuları arasındaydı. Fakat, 1950’lerin ortalarına doğru, Demokrat Parti’nin gidişatını beğenmediği için ayrılıp, CHP’ye geçmişti. Hem de DP en güçlü zamanında.
**
Mustafa Kemal Atatürk’e toz kondurmaz. İsmet Paşa’yı inanılmaz derecede severdi. İsmini duydu mu ağlardı? Paşamız, ne zaman CHP’den ayrıldı, babam da bir daha partinin adını anmadı, kendisini işine ve ibadete verdi. Öldüğünde hiç kimseye borcu yoktu, ayrıca bizlere, o günün beherinde bine yakın kitap bırakmıştı. Hem de ne kitaplar!
**
Yanarım yanarım da hatıralarını, not almadığıma yanarım. Öyle ya, dizinin dibine oturup, not alacak vaktimiz yoktu; “kafamızda kavak yelleri esiyordu!” Allahım ne biçim hafıza. Adeta bir olayı yılı, ayı, günü, saati, dakikasına kadar anımsardı.
**
Hem de çok güzel bir isim. Ele ayağa düşmeden terki hayat etti. Tek duası vardı; “Allah insana evlat ve torun acısı göstermesin. Gerisi boş!” “, "Allah bes, bâki heves" ifadesini sık sık tekrarlardı, Allah rahmet eylesin.
**
“Balık hafızalı” bir toplumuz. Yakın tarihimizi bile unutuyoruz. Ondan ders alma noktasında değiliz. Hal böyle olunca, merhum Akif’in “KISSADAN HİSSE”si aklıma geldi.
**
"Tarih"i "tekerrür" diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
**
Dostlar, “hisse alabilsek” inanın, yaşadığımız siyasal, sosyal, ekonomik sorunların hiçbirini yaşamayız. Ama dönüp dönüp aynı yere geliyoruz. Nice nesilleri kaybettik ama bir türlü ders alamadık.
**
“Ders alma!” deyince aklıma, üstadımız CHP Milletvekili İlhan Kesici’nin Bütçe görüşmelerinde, anlattığı bir fıkra geldi. Paylaşmak istedim.
**
Bu günlerde, o müthiş, hiç itirazın gelmediği, ders verircesine anlattığı konuşmalarından parçalar yayınlanmaya başladı, sosyal medyada.
Bir konuşmamızda, “Hayrola!” dedim. Kimin servis ettiğini sordum. “Emin ol bilmiyorum!”, dedi. Fazla uzatmadık.
**
Mesela birisi, TBMM’nin sessizce dinlediği, hiç itirazın gelmediği, bol bol alkışlanan konuşmalarından birisi idi.
Eeee… Kolay değil umuru devlet, umuru hariciye görmek. İyi bir tahsil (ODTÜ), DPT müsteşarlığı yapmış; gönül gözü açık, sanat ve edebiyattan anlar, binlerce kitabı olan allâme birisi.
Hitabeti de çok güçlü ve espri yüklü. Tanıdığım için gurur duyarım.
**
Temel ile Dursun, aksiyon filmine gitmiş. Aracın birisi son hızla gidiyor, keskin bir viraja yaklaşmak üzere. Temel, Dursun’a;
- Gel seninle yemeğine iddiaya girelim. Bu araç virajda devrilecek. Devrilirse sen bana, devrilmezse ben san mükellef bir ziyafet çekeyim.
Dursun, tamam girerim iddiaya;
- Devrilmeyecek, diyor.
Araç devriliyor, Temel iddiayı kazanıyor. Oturuyorlar yemek masasına Temel, Dursun’a;
-Dursun vicdanım elvermedi. Kusura kalma ben bu filimi daha önce seyretmiştim. O nedenle, bir ziyafet de ben sana vereceğim.
Dursun itiraz eder:
- Olmaz öyle şey, ben de seyretmiştim ama ders almışlar diye devrilmeyeceğini söylemiştim.
**
Yine Kesici’nin Meclis kürsüsünden anlattığı, halimizi anlatan çok güzel bir fıkrası geldi aklıma:
**
Neden artık Hacca gitmiyorsun diyenlere, Erzurumlu bakkal amca; “deftere bakıyorum Hac farz olmuş, cebe bakıyorum para yok!”
**
Evet. Ömrümüz böyle geçti hiç ders almadık tarihten, almamaya da devam ediyoruz. Ne diyelim “Allah encamımızı hayreyleye!”