1960’lı yılların önemli öğrenci liderlerinden Harun Karadeniz’in (İTÜ, İnşaat Fakültesi), devrimci mücadelesi, hayat hikayesi dramatik bir biçimde sonlanır…
Dramı, “Yaşamımdan Acı Dilimler” isimli kitabında anlatır. Bir de “Olaylı Yıllar ve Gençlik” isimli güzel bir kitabı daha var. Bir dönemi öğrenmek için mutlaka okunması gerekir.
Karadeniz (1942-1975), kansere yakalanır; tedaviye göndermezler, İngiltere’ye. Öyle ya, “sakıncalı piyadeydi!” Tedavi için, yurtdışına gitmesi gerektiği konusunda “tapu gibi” adli kurulu raporlarına rağmen, “12 Mart faşizmi” izin vermez. Verdiği anda da vakit çoktan geçmişti artık, kanser bütün vücuda yayılmıştı. Peki, ya geri gelmezse? “Elinde nar çiçeği” ile göç eder dünyadan. Ünlü gazeteci ve yazar, o yılların “hızlı devrimcilerinden” Osman Arolat ile de bacanak olur.
Otuz beş yıllık ömrünün, son on beş yılı, hapislerde, gözaltında, içkence odalarında, takip altında geçti. Ama bundan hiç şikayetçi olmadı; “üç-beş”ay hapis yatıp ortalığı velveleye verenler gibi, “yaşamından acı dilimleri”, ikbal için kullanmadı. Hep, bir “devrimcinin” alınyazısı gibi algıladı.
Tıpkı, Nazım gibi, tıpkı Kemal Tahir gibi, tıpkı diğer “eski tüfekler” gibi. Biliyorsunuz Nazım, aralıklarla 15 yıla, Kemal Tahir ise, kesintisiz 13 yıla yakın hapis yattı ama bir gün kendilerine yontmadılar, ikballeri için kullanmadılar…
Ama bizim bazı “ecmain takımı” mensupları, üç-beş aylık hapislerini, dramatize ederek anlatırlar, bir daha anlatırlar; bazen gözleri yaşlı. Bilmeyenler de Nazım gibi, Kemal Tahir gibi, Harun gibi hapis damında çürüdüler, sanır.
Nazım’ın bilinen şikayeti, “siyatik ağrıları” ve bu nedenle, “uzun paçalı yün don!” ihtiyacı… Bunu “Karıma Mektuplar” şiirinde şöyle anlatır: “…Haydi bunlara boş ver./ Bunlar uzak bir ihtimal. / Paran varsa eğer bana fanila bir don al,/ tuttu bacağımın siyatik ağrısı,/ Ve unutma ki; daima iyi şeyler düşünmeli bir mahpusun karısı”
Karadeniz, içkence hanede, gece yarısı işkence çığlıkların sessizliği bozduğu günlerde, kader arkadaşı; Osman Kurtoğlu’nun sık sık tekrarladığı, Şair Eşref’in şu dörtlüğünü, farklı bir biçimde verir kitabında;
“Vakt-i istibdatta söz söylemek memnu idi
Ağlatırdı ağzını açsan hükümet ananı
Devr-i hürriyetteyiz şimdi değişti kaide
Söyletirler evvela sonra ‘bellerler’ ananı
Eşref’in andığı dönemin 2.Abdülhamit ve 1908 İkinci Meşrutiyet olduğunu hemen belirtelim.
Osman Kurtoğlu, matematik hocamız Hilmi Kurtoğlu’nun oğlu… Sınıf arkadaşımız, İngilizce hocası Nermin Kurtoğlu’nun kardeşi. İTÜ Maden Fakültesi’ni bitirdi… Dönemin hızlı devrimcilerindendi.
Karadeniz ile, İnş. Y. Müh. Merhum Rafet Cingil dönem arkadaşı. Ama farklı kulvarlarda “vuruşurlardı”. Nitekim; Karadeniz, bir parantez açmış Cingil ile ilgili, “Olaylı Yıllar ve Gençlik” isimli yapıtında. İTÜ Öğrenci Birliği’nin nasıl “çift başlı” hale getirildiğini anlatmış.
Rafet abi de “çift başlı başkanlardan” birisi. Diğeri de, kendisi. Aslında; Hükümet destekli “çift başlılıklar”; MTTB ve TMTF’nin devlet zoru ile el değiştirmesi, solcu gençlerin, eylemlerini okullardan sokağa taşımalarının önemli bir nedeni.
Ben de, “çakma” İTÜÖB kongresine, Yıldız’da okumama rağmen, Mimarlık Fakültesi temsilcisi olarak katılmıştım. Yani, Rafet abiye oy kullanmıştım. Türkiye Milli Talebe Federasyonuna (TMTF)’ye kim “kayyum” olarak atandı, biliyor musunuz? Nevzat Yalçıntaş…
Cingil, Üstat’ın övgüsüne mazhar olan ender “Büyük Doğuculardan”. O yıllarda, solcuları elinde bulunan MTTB ve TMTF’nin, “hükümet desteği” ile sağcıların eline geçmesine vesile olan önemli isimlerden, bakmayın şimdi unutulduğuna. Bakmayın siz, “bizim ecmain” takımını Demirel’in arkasından acımasızca saldırdığın. Kendilerine, bu günlerin yolunu açan Süleyman beye demediklerini bırakmadılar. Radikalizm, böyle bir şey galiba. Kullanırlar, miadı dolunca, kaldırır atarlar.
Hadi size bir şey daha anlatayım: Rasim Cinisli, askere gidince, MTTB Başkanlığı boşaldı. Üç aday vardı; Ülkücülerin adayı “Adanalı komando Mustafa”; “ecmainin” adayı İsmail Kahraman ve orta yol sağcıların adayı Mehmet Niyazi Özdemir. Her nedense, seçime çeyrek kala, Özdemir adaylıktan çekiliyor. Olabilir. Peki, merhum Başbuğ Türkeş kimi destekler, dersiniz? Doğal olarak “Komando Mustafa”, değil mi? Hayır, “İsmail Kahraman” diyor. Peki, kaynak… Rasim Cinisli’nin anıları. Cinisli’nin adayı da Özdemir.
Kadir Dayıoğlu 26 Haziran 2026 Facebook Cuma Yazısı