Bir kişinin her isteğinin kolayca yerine getirilmesi, sınırlarla karşılaşmaması veya aşırı ilgi görmesi sonucunda olgunluktan uzak, bencil ve sınır tanımayan davranışlar sergilemesidir.
Seçim kazanmak, yarışmalarda derece yapmak, ticarette başarılı olmak ve siyasette iktidar olmak, şımarık olmayı gerektirmiyor, insan küçüldükçe büyür, büyüdükçe küçülür.
Unutmamak gerekir ki tüm kazananların karşısında mutlaka bir kaybeden vardır.
Kaybedenin aynı amaca hizmet ettiğini düşünürsek, aynı siyasi görüşe sahip olduklarını düşünürsek ve aynı inanca sahip olduklarını düşünürsek, burada şımarık olmaya ve en önemlisi tahrik edici davranışlarda bulunmaya lüzum yoktur.
Muhatabın veya ekibinde yer alan birilerinin küçücük bir şımarık davranışı, diğer insanları kaba kuvvetin veya hakaret dilinin içine çekmeye yeterli olduğuna göre, sakin olmak ve insanca davranmak, saygınlığına, abi veya abla olmana katkı sunar.
Şımarıklık sadece çocuklara yakışır, zira çocuk şımardıkça sempatik olur, şımardıkça sevimli olur, şımardıkça zeki oldukları ve hayatta başarılı olacakları kanısına varılır, hele bir de bu şımarıklığı yapan kız çocuğuysa, tadına doyum olmaz.
Aynı amaç uğrunda hizmet ettiğini söyleyerek, gerginlikten ve ötekileştirmeden nemalanan insanlar, istedikleri kadar şımarabilir, zira insanlar kendilerine yakışanı yapar.
Hele ki cahil ve eğitimsiz birinin bir makama gelmesi, yaptığı işte, insani ilişkilerinde, toplum içindeki davranışlarında, kamu kaynaklarını harcamakta ki ölçüsüzlüğü, maiyetinde çalışanlara yaptığı kabalıklar ve ailesine bile sirayet etmiş şımarıklıkların, yaşam biçimi haline gelmesine katlanmak mümkün değildir.
Servet elde ederken bile doyumsuzluk, görgüsüzlük, daha fazlasını elde etme hırsı, alın teri dökülmeden elde edilen bu servetin arkasında, faiz haram diye riyakarlık yaparak faizin getirisinden daha çoğuna sahip olma şımarıklığı yatmaktadır.
Üstelik utanmadan nefsimize yenildik, Allah bizi affetsin diyecek kadar alçalmayı göze alan bu şımarık tipler, mağdurlar ordusu bırakmaktan huzursuz olmazlar.
Başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere (Filistin için toplanan 2.1 milyar yardım paralarını Fonlayan) bu Fon vurguncuları, Fatma Betül Sayan, Cübbelinin damadı, Sermaye Piyasası Kurulu eski Başkanı Ömer Gönül ve diğer bürokratlar (helal et) cümlesini dillerinden bırakmayarak ve o söylemin arkasına sığınarak milyarları cebe indirirken şımarıklıkta zirve yapmışlardır.
Bu tip insanlarda şöyle bir alışkanlık var, iki sözlerinden birisi hakkını helal et demek, birisinin veya kamunun hakkını çalınca helal et dersek, karşıdaki de helal olsun derse paçayı kurtarırız sanıyorlar.
Çalmaktan utanmayanlar, şımarmaktan utanmayanlar, yalakalık yapmaktan utanmayanlar, riyakarlıktan utanmayanlar, kul ve kamu hakkı yemekten utanmayanlar, borçlu kalmaktan utanmayanlar ve rezil olmaktan utanmayanlar, sahi siz ne yapmaktan utanç duyarsınız?