Benimkisi, “hariçten gazel okuma olacak!” ama bazı şeyleri de yazmak zorundayız. Zira, CHP’de ki iç çekişme, sadece kendilerini ilgilendirse, “ne haliniz varsa, görün!” deriz. Ama olay öyle değil, CHP’nin “müzmin” hastalığı, “hizip çatışmalarından” çıktı, ülkenin geleceğini ilgilendirir oldu.
**
Kılıçdaroğlu’nun bitmez tükenmez hırsı, ihtirası, inadı olayı bu hale getirdi. Seçimde kaybettiği koltuğa, “butlan kararı” ile tekrar oturdu. Bir insan bunu içine nasıl sindirebilir? Anlamak mümkün değil. Bunu ancak, “iktidarın değirmenine su taşımak isteyenler” yapabilir.
**
Evet. “CHP yol ayrımında!”. Bu virajdan sağ salim çıkabilmeleri için, Kılıçdaroğlu, Yargıtaya itirazını geri alacak, PM’yi toplayıp, kırk gün içerisinde kurultay kararı alacak. Ve aday olmadığını söyleyecek. Yok aday da olabilir. Olduğu taktirde, nasıl bir duruma düşeceğinin taktiri kendilerinin.
**
Baktılar, birkaç gün içerisinde Kılıçdaroğlu bu yola gitmiyor, “ipe un sermeye”, “iktidarın değirmenine su taşımaya” devam ediyor, “Yargıtay kararını bekleyeceğiz!” diyor. Bu oyalama taktiği böyle devam ederse, bu tuzağa düşmemek gerekir.
**
Özgür Özel kendisini desteklediğini söyleyen milletvekillerini toplayacak, çok acı ama partiden istifa edecekler, yeni bir parti mi kurarlar, mevcut bir partinin şemsiyesi altına girecekler. Bilemem. “Bay Kemal” o koltukta oturduğu sürece, seçim falan kazanamaz.
**
Tabii, üyelerin de partiden istifasını isteyecek. Yeni partiye katılımlarını teklif edecek. Bakalım nasıl tepki verecekler? Ama belediye başkanlarına yerinizde kalın diyecek. Zira, istifa ettiklerinde, başlarına bir şeyler geleceği hatırlatarak.
**
Özel baktı, Milletvekilleri ve üyeler, teklifine itibar etmiyor, “benden bu kadar!” diyecek ve köşesine çekilecek, “ne haliniz varsa” görün, diyecek. Öyle ya, partisinde itibar görmeyen bir kişi dışarıdan nasıl itibar görür?
**
Dostlar, “yetki sende, ya da bende!”, “buyrun efendim!”, “rica ederim, siz buyurun efendim!”, “olmaz mirim lütfen buyurun!” noktasından çoktan çıktı. Öyle ya, bu böyle gitmez ve sürdürülemez.
**
Millet, CHP’nin iç çekişmelerinden bıktı, usandı. Yarım asır sonra, iktidara çok yaklaştı. Birbirlerinin ayağından çekmeye hakları olmadığı gibi, millet de affetmez.
**
Devasa ülke sorunları orta yerde dururken, insanlar asgari ücretin ve düşük emekli aylığının pençesinde kıvranırken, CHP’nin fantezileri, iç çekişmeleri artık kabak tadı verdi.
**
Mahkeme kararlarını artık tartışmak hiç doğru değil. Gereksiz de… Unutmayın, Kılıçdaroğlu “ipe un serip!” süreci uzatmak istiyor. Bundan iktidar yararlanır. Tabii, bir baskın seçimde, darmadağınık, perişan durumdaki CHP, silinir gider, klasik oy sınırını aşamaz, milletin umudunu da yok ederler.
**
Hele hele “Bay Kemal’in” liderliğinde girilecek bir seçimde, yüzde 5 bile oy alamazlar. Vatandaşın tepkilerinin hâlâ göremediler; arkadaşlar “halala oynamaya!” devam ediyorlar. Güven Park’taki coşkulu ve tepkili kalabalığı görenler, herhalde, şapkalarını gözlerinin önüne indirecekler. Bizden haber vermesi.
**
Ne yani, derdimiz CHP’mi? Tencere boşalmış, piyasalar yanıyor; ekonomide belirsizlikler insanların üzerine çökmüş, herkes geçim derdinde, arkadaşlar, post kavgasında, koltuk kavgasında. Yeter artık.
**
Son bir not: Ankara’da ki bayramlaşmayı gören, “Bay Kemal”, hiç ihtimal vermem amam, partiyi kırk gün içerisinde, kurultaya götürür, aday olmadığını söyler.
**
Tüm teknik ve iletişim eksikliklerine rağmen, Güven Park’ta ki coşkulu kalabalık, mutlaka “Bay Kemali” ürkütmüştür. Konuşmasını kesti, kaçar gibi içeri girdi? Mutlaka, biz bu h.al.ı neden yaptık diye düşünüyordur, akıl dâneleri ile.
**
Vallahi, ben onun yerinde olayım, bundan böyle hiçbir yere talip olmama, partili ve millet silindir gibi ezer geçer. Kırk gün içerisindeki kurultay hiç olmasa, çukurdan biraz çıkartır kendisini. Yazık oldu; “Bay kemal’e!”