NE OLACAK ŞİMDİ?
Savunma hakkı, demokrasinin ve hukuk devletinin temellerindendir. Adamı suçlayacaksınız ama savunmasını süre ile kısıtlayacaksınız. Hal böyle olunca, Ekrem İmamoğlu da yaptırılmayan ya da yapamadığı savunmasını kitaplaştırmak istedi. İsmi de “Millet Şahidimdir!”. Henüz baskı aşamasında iken toplattırıldı, mahkeme kararı ile. Her halde, “ileri demokrasi!” denilen şey, böyle bir şey. Basılmadan toplatılan kitap!
“Ne olacak şimdi?” diye millet birbirine soruyor.
Ben; “İyi olacak!” diyorum.
Siz de; “iyi olacak!” deyin.
Hayatta hiç umudumu kaybetmedim.
Siz de kaybetmeyin.
Çetin Altan ustanın dediği gibi; “enseyi karartmayın!” “İnsanlık geriye gitmez”.
Ben, unutturulmak istenen ekonomimizle ilgili birkaç laf edeceğim. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, beyhude… Güzel bir söz var; “Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz!”
Birey olarak, ekonomik sıkıntı içerisinde olduğumuz muhakkak. Dua edelim, daha da büyümez!
Özellikle dar gelirlilerin, sabit gelirlilerin çektiği sıkıntı daha da büyük. Tencere kaynıyor; gelin de kaynatana bir sorun nasıl kaynadığını.
Devlet eliyle fert zengin etmeye yönelik bu “ucube” ekonomik sistemin sorunlarımızın kaynağı olduğu artık netleşti.
Ya değişeceğiz, dünya klasmanında yerimizi alacağız ya da üçüncü dünya devletleri liginde, “top koşturacağız.” Değişimin adresi ise belli... Uluslararası karşılaştırmalı istatistikler bize adresin nereye doğru olduğunu gösteriyor... Bu istatistiklere bakabilmek için allame olmaya falan da gerek yok... Biraz akl-ı selim yeterli...
Bu ülkeler, farklılıkları olsa da temel özellikleri hukuku egemen kılan, demokratik standardı yüksek, çoğulcu, katılımcı, saydam, hesap verebilir, bireysel hak ve özgürlüklere saygılı, bir yönetim modeline sahip olmak Bu nedenle yeni modeller üretmeye, yeni sistem aramaya falan gerek yok. Bu adres, “çağcıl demokrasi” ya da “Muasır Medeniyet”.
Kim ne yaparsa yapsın.
Kim neyin peşinde koşarsa koşsun.
Kim ne derse desin.
Laik ve demokratik cumhuriyet hayat iksirimiz olmaya devam edecek.
İsterseniz biraz arayalım; Değişimin temel nirengileri belli:
Hukukun üstünlüğü,
Katılımcı ve çoğulcu demokrasi,
Yönetimde saydamlık,
Yönetimlerin hesap verebilirliği,
Bireysel hak ve özgürlükler.
Mülkiyetin kutsallığı.
Bunları savuna siyasal oluşumlar yaşama şansını bulabilecek.
Geri kalan ya marjinalleşecek ya da siyaset sahnesinden, silinip gidecek.
Neticeyi kelam;
Kolay değil, bireysel hak ve özgürlükleri içselleştirmek.
Kolay değil, bireysel hak ve özgürlükleri savunmak.
Kolay değil demokrat olmak.
Tabii kolay değil; “iktidar çalgısına ayak uydurmamak!” ya da iktidara yağ çekebilmek için kuyruğa girenlerin çok olduğu yerde, “muhalif” olmak...