Kayseri’de Yeni Parti ne halde diye soracak olursanız, tek kelime ile “pek iç açıcı”.
Basına yansıyan böyle. Yansımalardan anladığımıza göre; CHP’de alışık olduğumuz “aidiyete” ya da kimlik duyguları, Yeni Parti’de de yaşatılmak isteniyor.
CHP’li değilim. Eşimle karar verdik, Yeni Partiye destek vereceğiz maddi ve manevi, sadece bir seçimlik.
Baktık, eski hastalıklar bu partiye de egemen olursa, “parti programının” dışına çıklırsa; “ne haliniz varsa görün!” diyeceğiz.
Kayseri’de yaşananları görünce, duyunca İmamoğlu’na, Yavaş’a Özel’e ve canla başla uğraşanlara acımamak mümkün değil.
Adamlar çile çekiyor, bizimkiler tadını çıkartmak istiyor.
Düşünebiliyor musunuz Özgür Özel ile ilgili altmışı aşkın fezleke Meclise gelmiş, “Demoklesin kılıcı” gibi tepesinde duruyor; halkın sevilisi hale gelmiş, sevgisi giderek artan İmamoğlu bir buçuk yıldır kodeste, ne zaman çıkacağı belli değil; Yavaş topun ağzına doğru sürülmekte ama bizim Kayseri’de, kendilerini partinin sahibi sayanlar, her şey bitmiş, pasta önlerine konmuş gibi, masaya oturma kavgası veriyor.
Yeni Parti, bilinmez bir meçhule bayrak açmışken, onun yelkenine rüzgar taşınması gerekirken, mevcut rüzgarın önüne set çekmek isteyen, af buyrun! “kaşarlanmışlar”, rüzgarın önüne set çekmek istiyorlar.
Hiç çekinmeden bir örnek vereceğim sadece…
Umulur ki, bu yazım, Genel Merkez’e ulaştırılır. Avukat Emre Ayan aile dostumuzun oğlu olur.
Merhum babası CHP eski Yeşilhisar Belediye Başkanı Mustafa Ayan. Kökten sosyal demokratlar.
Neredeyse elimizde büyüdü. Hukukçu, kökten CHP’li bir aileye mensup. Mücadele azmi çok yüksek…
Emre’yi, Genel Merkez Melikgazi İlçe Başkanlığına atamak istiyor. Hatta atandın diye mesaj geliyor; aidiyet duyguları egemen olanlar, bir eski “saylavın” öncülüğünde önünü kesmek için Ankara’da kulis yapıyorlarmış.
Bir kere çok ayıp, eski saylava yakıştıramadım. İkincisi ortada fol yok yumurta yok neyin kavgasın veriyorsunuz, anlayamadım, doğrusu.
Durun bakalım, Ayan geçici olarak atandı.
Bir kuruluş ve seçim süreçleri geçsin bakalım.
Biraz bekleyin, aceleniz ne?
Bunu, yerel siyaseti iyi bilen, iyi takip eden gazeteci dostum Mustafa Cengiz’e, “Bu ne haldir!” diye sordum.
Aynen “doğru” olduğunu söyledi.
“Küçük olsun, bizim olsun halinin dışına çıkamıyor, gruplar… Onun kavgasın veriyorlar!” dedi.
Demek ki; “huylu huyundan vazgeçmezmiş!”
Bakınız size bir siyasi gerçeği anımsatayım: Bir partiyi, çekirdek yani “militan kadro” iktidara getirmez. İktidara “sempatizanlar” getirir.
Bu zümreyi kaybettiğiniz anda iktidar falan hayal olur.
Unutmasınlar, Kayseri’de “sempatizanlar” desteğini çektikleri anda Yeni Parti bir milletvekili dahi çıkartamaz, bir belediyeyi dahi kazanamaz.
“Kerameti kendilerinden menkul” Kayseri ve dahi ülke sosyolojisini bilmeyen bu insanlara bunu anımsatmak istedim.
Umulur ki, yol yakınken, CHP’de ki hastalıklarını bu partiye taşımazlar; umutları toprağa gömmezler.
Seksenini aşmış, siyasetten zerreyi miktar bir beklentisi olmayan, bu fakirin, uyarılarını umarım dikkate alırlar. Almazlara ne olur?
Vallahi hiç umurumda değil. Seçmen de, “kaplumbağa misali o bağ olmazsa bu bağ olur!”, derler.
O halde amaç, bir asırlık Cumhuriyeti, kamil anlamda demokrasi ile taçlandırmak; hukukun ve hukuk devletinin egemen olduğu, saydam, bireysel hak ve özgürlüklerden taviz vermeyen; hesap verilir; “emeğin ve sermayenin” kutsal olduğu, örgütlü, laik cumhuriyeti taçlandırmak hedefine doğru yürümek.
Yoksa bu ülke, bir Ortadoğu ülkesi olmaktan bir adım ileri gidemez.
Bunun gayreti içerisinde olmak her yurttaşın görevi ve ödevi olmalı.