“Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” TBMM’de kabul edildi. Hayırlı ve uğurlu olsun. “Tavuğun cücüğü güzün sayılır!” diye güzel bir söz var. Gelişmeleri takip edeceğiz. Samimiyet testi yapacağız. Henüz her şey bitmiş değil.
Yeni Parti lideri Özgür Özel, “grubumuzu serbest bıraktık ama ben EVET diyeceğim!” der demez kıyamet koptu; Özel’e veryansın etmeye başladılar. Fakat gerekçesini hiç dikkate almadı, veryansın edenler.
Sayın Özel, bunca eza ve cefaya; “butlana”, tutuklanmalara”, gözaltılara vs. rağmen “hayır!” demek en fazla bizim hakkımız ama unutmayın, bir siyasi oyun oynanıyor üzerimizde, bizi köşeye sıkıştırmak istiyorlar; “bir taşla iki kuş vurmak” istiyorlar. Vs.
Çok enteresan değil mi? Tepkiler oldukça çok düşündürücü. Çok garibime gitti. İki gün öncesi, el üstünde tutulan bir lideri, hemen “tu kaka!” yapmak, neyin nesi. Demediklerini bırakmıyorlar. “El insaf!” yahu… Önce bir tasarıyı okumak lazım.
İnsanlar, “EVET” ya da “HAYIR” demekte özgür. Bu, benim “fikir özgürlüğüne” saygımın bir gereği de. Buna, “hain” ya da “kahraman” modunda asla bakmam. Hem “Liberal demokrasi” anlayışıma da ters.
Mesela, Özel’e veryansın edenler acaba hiç kanun metnini okudu mu, acaba? Bu, ilk aşamada, bir af yasası falan değil. Daha başlangıç…
İleri de neler olur, kimse bir şey bilmiyor. On iki maddelik bir kanun. Maddelerden birisi “tanım”. Son ikisi “yürürlük” ve “yürütme” maddesi. Geriye kalıyor, dokuz madde. Amaç şöyle tanımlanıyor:
MADDE 1: Bu Kanunun amacı, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete‘de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesidir.
Yani, şartlara bağlı. Kanun, RG yayınlandığı anda terör falan bıçak gibi kesilmiyor. Yine çıktığı anda kimseye af falan gelmiyor. Bundan bir sonuç falan da çıkmaz. “Ölme eşeğim ölme de yaz gelince yonca yedireceğim!” tütünden bir şey.
İş tamamen siyasidir, karşılıklı siyasi hamledir, iktidar ve Yeni Parti arasında. İktidarı ile muhalefeti ile halkın duyarlılıkları, gözyaşları üzerine oynanan bir oyun. Tahminimi söyleyeyim, bunu uygulama ihtimali yok, bir süre sonra “kendiliğinden” hükümsüz kalır. Yani, “keenlem yekün” hükmündedir. Göreceğiz. Zira, partiler, rakiplerinin arkasına geçip, “üç puan” alma peşinde.
İkincisi, alelacele tasarının gündeme gelmesi, Henüz kuruluşunu dahi tamamlamayan ama yükselişe geçen, Yeni Parti ve onun liderine “şah mat” çekme stratejisinin bir parçası. Bunu gören Özel, stratejik bir hamle yaptı, ona göre “gardını” aldı, kendisini riske etti; “Evet” diyeceğim dedi. Herhalde liderlik böyle bir şey.
Ya da poker ifadesi ile iktidar cenahı “rest çekti” Özel’e. O da gördü…Bakalım rest çeken tarafın elinde “yedi benzemez mi” yoksa "Floş ruvayel" mi (aslı floş royal)" var? Göreceğiz.
O nedenle merhum Çetin Altan ustanın dediği gibi “enseyi karartmayın!”, hemen paniğe kapılıp, çok zor şartlarda görev yapan Sayın Özgür Özel’e yüklenmeyin.
Unutmayın, DEM Parti bile, “şartlı destek” ya da “şartlı evet” dedi. Kısaca şunu dediler Tayyip Beye ve Devlet Beye; “İşte hendek işte deve!”; “Buyrun, yasama ve idari güç elinizde, görelim bakalım”, dediler.
Milyonda bir ihtimal dahi olsa, PKK ve türevlerinin tehdit olmaktan çıkmasına; artık kan dökülme ihtimalinin ortadan kalkmasına kim sevinmez. Unutmayın, dünyanın gelmiş geçmiş en kanlı terör örgütü, bu kadar militan/terörist kaybetmesine rağmen, “pes” demedi!
Nedeni ise şu: Hem komşularımızdan ve hem de büyük devletlerden inanılmaz yardım aldılar. Almaya da devam ediyorlar. Özel, “HAYIR” deseydi ve tekrar şehit/gazi verseydik, nasıl izah edecekti? İktidarın da isteği buydu, anında bu oyunu bozdu. Bir anlamda kendisini riske attı. Zira, örgüt, “uyuma modunada” daha… Her an yılanın başı gibi çıkıverir. Dediğim gibi, yoğun bir dış destek hâlâ devam ediyor.
Neticeyi kelam, şahsen ben, Özgür Beyin tavrını beğeniyor ve destekliyorum. Henüz işin başındayız. Görelim bakalım, “Halep’te kırk arşın atlayanların” durumunu.