Eski notlarımı karıştırdım, 17 Eylül 2006 tarihli Milliyet Gazetesindeki; “Bekçi Murtaza müze nöbetinde!” başlıklı haber dikkatimi çekti. Sanırım, bununla ilgili bir yazı da yazmıştım. Bir kez daha değinmek istedim. Halen, “yerel tabu” niteliğinde olan bu tür haberleri yazarken çok dikkatli olmak gerekiyor. Zira, en azından “işgüzarlar”, “durumdan vazife çıkartmak isteyenlerin”, aforozuna uğramak var!..
Haksız da değilim; Büyükşehrin yayınladığı bir kitapta geçen, “pastırma/sucak/eşek” ile ilgili bir “tekerlemeden” dolayı ne çektiğimi bir Allah bilir bir de ben... Kitabı basan benmişim, kitabı yayınlayan benmişim, kitabı yazan benmişim gibi okları bana çevirmişlerdi; üstelik yayın kurulunun tek üyesi de değildim.
Diğerlerine hiçbir şey söylemiyorlardı. İçimizde bir edebiyat ve bir edebiyat profesörü vardı. Hele hele eski Sanayi Odası Başkanlarından birisinin, “cazgırlığını”, “muhbirliğini” hiç unutamam.
Amaçları Sanayi Odası’ndan kovulmamdı. Para ve pul almadığımız, Büyükşehir kitap inceleme komisyonundan, ayrılmak istediğimi, Mehmet Sarıçiçek dostuma bildirmiş ve ayrılmıştım.
Dostlar, siz siz olun da “Kayseri ulularının” yuvasına çomak sokmaya kalmayın. Nereden geldiğini bilmediğiniz yumrukları peş peşe yer; anandan emdiğini burnundan getirirler. O nedenle ben, bir asır kadar öncesine gideceğim.
Demem o ki; kenti eleştirirken; “kent büyüklerini” yazarken çok dikkatli olmak gerekir. Ne olur, ne olmaz!. Zira, durumdan vazife çıkartmak isteyenler çok olur. Utanmadan da gammazlarlar, sağa-sola. Hatta işinden gücünden, ekmeğinden ederler.
Osmanlı’da, İttihat ve Terakki ile başlayan, Cumhuriyetle yoğunlaşan “Milli Burjuvazi” yaratma girişiminde, “mübadele/tehcir” ile ülkemizi terk edenlerin sanayi tesislerinin/taşınmazlarının, ya mübadele ile ülkemize gelenlere ya da Anadolu eşrafına, satış yoluyla ya da devlet tarafından devri, önemli bir rol oynamış.
Mesela; “Metruk malları tespit ve Fiyatlandırma Komisyonu kuruluyor. Bunlar bunu yaptıktan sonra, hazine adına satışa çıkartacaklar. Komisyonda kamu görevlilerinin yanı sıra, eşraftan da çok bilinen isim var.
Ailesi rahatsız olmasın diye bu isimleri vermiyorum. İşin garibi, Komisyonun sivil kanadı bir de Şirket kuruyor. Rivayet odur ki, bu şirket bunların çoğunu satın alıyor.
Yine mesela Kayseri eşrafından Katipzade Nuh Naci Bey’in, Nuri Has’ın, Mustafa Özgür’ün vs. Adana’da sanayi tesisi sahibi olmaları bunun tipik örneklerinden. Nitekim; ünlü romancımız Orhan Kemal’in “Bekçi Murtaza” isimli romanının geçtiği, Adana’daki, “Milli Mensucat Fabrikası” 1907 yılında Ermeni Simyonoğlu ailesinden Aristidi Kozma tarafından “Simyonoğlu Fabrikası” adıyla kurulmuş.
Kozma, diğer azınlıklarla birlikte şehri terk edince fabrika Hazine’ye geçmiş. İşin ilginci de Simyanoğlu hemşerimiz.
Erken cumhuriyet yıllarının önemli simgelerinden biri olan bu fabrikayı Atatürk iki kez ziyaret etmiş; 1924’te Atatürk’ün emriyle, Adana Milletvekili (gazetenin ifadesi) Nuh Naci Yazgan tarafından satın alınmış, adı “Milli Mensucat” olarak değiştirilmiş.
Demek ki, sanılanın ya da bizim gibi avamca bilinenin aksine, “Milli Mensucat Fabrikası”nı Kayserililer falan kurmamış.
Doğruluk derecesini bilemem ama değerli hemşerimiz Kadir Has’ın babası Nuri Has’ın, yine Adana’da bir sanayi tesisine sahip olması ile ilgili, ilginç bir anekdot aktarmış Yalçın Küçük, “Gizli Tarih” isimli eserinde. Bu eseri, okumanızı salık veririm...
1978’de borçları nedeniyle, tekrar Hazine’ye devredilen anılan bu fabrika, 1983’te Turgut Özal’ın direktifiyle 49 yıllığına Gaziantepli işadamı Mehmet Özüzümcü’ye kiralanmış. Son adı da “Milsan Mensucat” olmuş.
Neyse gelelim günümüzdeki, “Milli Mensucata”ın durumuna. Eski sahiplerinden, yine hemşerimiz Mustafa Özgür’ün torunlarından Fatih Özgür, Adana’nın Döşeme Mahallesi’nde, atıl vaziyette duran ve mülkiyeti SSK’ya ait olan bu Fabrika’nın korunması için büyük gayret göstermiş, sonunda Fabrika, “Kültür Varlığı Endüstri Mirası” olarak tescillenerek, koruma altına alınmış...
Yine, Gazetenin haberinden öğrendiğimize göre Fatih Özgür, Adana Büyükşehir Belediyesince, imar planı değişikliği yapılarak burasının, “Orhan Kemal Kültür Merkezi” ya da “Müze” olarak değerlendirmesini beklediklerini ifade etmekteymiş. Bu haberi tarihi Sümer Bez Fabrikasını, Orman fidanlığı, Şeker, YSE, TEK arazilerini “kıymalayıp” ranta çevirmek isteyenler aklıma geldi.
Son bir not; “Milli burjuvazi” yaratma hadisesi çok önemli bir konu. Belki de Cumhuriyetin en önemli projesi. “Mübadele”, “Varlık vergisi”, “Özelleştirme” bu sürecin önemli aşamaları. Ama maalesef biz bu olaylara, kısır siyasal açıdan, “hain-kahraman” formatında bakmaya devam ediyoruz; bir türlü konunun künhüne vakıf olamadık.