Şeyh Gâlib (1757-1799) ünlü divan şairi. Mevlevi… Şiiri, İsmail Dede Efendi, o da Mevlevi, mahur makamında bestelemiş.
Muhteşem bir güfte, muhteşem bir eser.
**
Değerli dostum Mak. Y. Müh Ahmet Doğan Işık anımsattı. Ben de şiirin tamamın, Abdülbâki Gölpınarlı üstadımızın “Şeyh Galib Divanı'ndan Seçmeler” kitabından aktardım.
Biliyorsunuz merhum Gölpınarlı, iki yıl kadar Kayseri Lisesi’nde Edebiyat hocalığı yapmış.
**
Ahmet, devamına , Yusuf Ziya Ortaç’ın (1895 -1967), yaşadığı dönemi anlatan, Şakası ‘Tehzil’ini ilave etmiş.
Umarım kısa bir süre de olsa hoş bir vakit geçirirsiniz.
**
1. Yine zevrak-ı derûnum kırılıp kenâre düştü
Dayanır mı şîşedir bu reh-i seng-sâre düştü.
(Yine gönül kayığım kırıldı, kıyılara düştü
Dayanır mı şişedir bu taşlık yollara düştü.)
**
2. O zaman ki bezm-i candâ bölüşüldü kâle-i kâm
Bize hisse-i mahabbet dil-i pâre pâre düştü.
(O zaman dost meclisinde arzu kumaşları bölüşüldü ya
Bize sevgi payından paramparça olmuş bir yürek düştü.)
**
3. Gehî zîr-i serde desti geh ayâğı koltuğunda
Düşe kalka haste-î gam der-i lûtf-i yâre düştü.
(Kah eli başına destek kah ayağı koltuğunda
Düşe kalka üzüntüsünden hasta bir halde sevgilinin lütuf kapısına ulaştı.)
**
4. Erişip bahâra bülbül yenilendi sohbet-i gül
Yine nevbet-i tahammül dili bî-karâre düşdü.
(Bülbül bahara erişti, gül meclisi yeniden kuruldu
Yine sabır nöbeti kararsız gönlüme düştü.)
**
5. Meh-i burc-ı ârızındâ gönül oldu hâle mâil
Bana kendi tâliimden bu siyeh sitâre düştü.
(Gönül ay üzerindeki yıldız kümesine meyledince
Benim talihime bu siyah yıldız düştü.)
**
6. Süzülüp o çeşm-i âhû dedi zevk-ı vasla Yâ Hû
Bu değildi neyleyim bû yolum intizâre düştü.
(O ceylan gözlü süzülerek dedi ki kavuşma zevkine son
Bu değildi (umduğum) ne yapayım, yolum özlemle bekleyişlere düştü.)
**
7. Reh-i Mevlevi'de Gâlib bu sıfatla kaldı hayran
Kimi terk-i nâm u şâne kimi i'tibâre düşdü.
(Mevlevilik yolunda Gâlib bu nedenle kendinden geçti
Bazen nam ve şanı terk etmek, bazen de saygınlık kazanmanın peşine düştü.)
**
Gelelim Ortaç’ın “tehzili”ne. [Köşeli parantez bana ait]
**
Yine tekne-i maişet, kırılıp kenâre düştü
Dayanır mı, dar gelir bu, yem-i ihtikâre [vurgunculuk] düştü.
Kesilip nefes pek erken, suya indi bizde yelken
Halı, konsol, ayna derken, bütün ev pazâre düştü
Ne ocakta bir tutam od, ne kazanda bir yudum aş
Yere mutfağın damından iki sıska fâre düştü
Yine coştu bezm-i işret yine taştı câmı-ı rüşvet
Kuşa kurda son ziyâfet dil-i pâre pâre düştü.
Reh-i inzivâda Çimdik düşe kalka oldu sâlik [bir tarikata giren]
Kara borsa ağniyası [zengin] yine itibâre düştü.