Dostlar, dün Eyüp Hocamla (Özbay) Hürmetçi’yi gezdik. Yol boyu camızlar, koyun sürüleri, yılkı atlarını görünce çok duygulandım. Nasıl duygulanmam, OSB’nin genişlemesi, tam ortasından Adana yoluna yapılacak bağlantı yolu ile, dünya harikası Hürmetçi Sazlığının, florası, faunası ile yok edilmesine, bir nebze de olsa engel olduğum için. Sosyal tesislere uğradık, “Birlik” yetkilisi Reyhan Yaşar hanım kızımız bizi güzel ağırladı, yoğurt yedik, çay ve kahve içtik. Bilgi aldık. Teşekkür ederiz… Sonra, Başkan Ahmet Topçu ile tanıştık. Sağ olsun, "her zaman bekleriz!", dedi.
Tabii, “Yaratana hürmeten Hürmetçiyi yok etmeyin!” dedikçe, “Kayseri uluları!” burada kuş-muş yok; DOĞA-Bel ile bastırdığımız, flamingolu broşür için, “fotomontaj” dediler. DSİ bile önce, “burası Develi Sulaması Mansabında, yapılanmaya açılamaz!” derken, iki ay kadar sonra ne olduysa, fikir değiştirdiler, “burasının yapılanmaya açıldığını gördük, sulama kapsamından çıkartılması için, Genel Müdürlüğe bildireceğiz!” dediler. Sakın ha, böyle bir şey yok demesinler, belgeleri arşivlerimde duruyor.
Bu konuda onlarca yazım var.
Mesela birisi şöyle: “Dünkü yazımda; Hürmetçi Sazlığı’na değinmiştim. [Tabii, bu yazılar, Sanayi Odası’na Çapar’dan sonra gelen yönetim tarafından kovulmamım nedenlerin bir tanesiydi.] Bundan tam dokuz yıl önce, 19 Eylül 2006 tarihinde yazdığım, “Hürmetçi Sazlığı” yazımı, bir kez daha paylaşmak istiyorum. Umarım, Sayın Valimiz Orhan Düzgün’e, bir fikir verir, olayın geçmişi için. Yazım aynen şöyleydi:
Geç de olsa sonunda Hürmetçi sazlığı, Çevre ve Orman Bakanlığınca, “Önemli Sulak Koruma Alanları” kapsamına alındı. İnşallah, RAMSAR SÖZLEŞMESİ kapsamına da girer. Bu Bölge’de, bundan böyle; “Kuşlar mı iş verecek, kuşlar mı karın doyuracak!” diyen bir zihniyetin tasarrufu söz konusu olmaz, artık.
Gerçi burası Türkiye, her an her şey olabilir ama ben daha bu ülkenin sağduyusu olduğuna inanıyorum... Her an her şey olabilir diyorum zira bu fakir, OSB genişlemesi için, 26 kamu kuruluşundan nasıl izin çıkartıldığını çok yakından biliyor...
Artık; Tescilli bölgede izinsiz kazma vurmak mümkün değil. Organize ile, Adana asfaltı arasına yapımı düşünülen yol da bu cümledendir. Sevgili dostum Veli Altınkaya; “Bu yol çevreyi koruyarak açılmaz mı?” sorusu ile, gayet iyi niyetle ve gayet haklı olarak, konuyu gündeme taşımış, köşesinde…
Veli kardeşimin bu sorusu üzerine, henüz tanıkları hayata iken, Hürmetçi Sazlığı ile ilgili, yaşadığım bir “olayı” tarihe not olarak düşmek istiyorum:
Benzeri bir öneriyi, bundan üç yıl kadar önce bu fakir yapmıştı. Hatırlanırsa o tarihlerde Kayseri’de bir Çevre etkinliği yapılmıştı. Çevre Müdürlüğü himayesinde yapılan bu etkinlik sırasında, Çevre Müdürü de Yağmur Bey’di...
Sivil toplum örgütlerinden, Bursa’dan vs. insanlar katılmıştı. Yine hatırlanırsa, ilk toplantı, Kocasinan Belediyesi meclis salonundaydı. İkinci gün, OSB falan gezilmişti. Ben bu toplantıya ikinci gün ve Sanayi Odası’nı temsilen katılmıştım. İlk günü haber vermemişlerdi!
Uzatmayalım, heyet otobüse bindi; “muhabbet” de “gırla” gidiyor... Muhabbetin odağında ise “çevre” özellikle Kayseri’nin “çevre” sorunları var. Ben aklımın erdiği, dilimin döndüğü kadar, Kayseri’nin “çevre sorunlarına” dikkat çekiyordum; Hürmetçi Sazlığı da dahil...
Bir ara, yanılmıyorsam Bursa Belediyesi’nden gelen bir bayan arkadaş sözümü kesti; “Kadir Bey, siz ne diyorsunuz... Dünkü toplantı da konuşmacılar, Kayseri’de hiçbir çevre sorunu olmadığını söylemişlerdi oysa sizin söyledikleriniz devasa birer çevre sorunu!” demişti.
Demişti demesine ama biz de ilgi odağı olmaya başlamıştık. Tabi bundan, Çevre Müdürlüğü görevlileri, başta Yağmur Bey olmak üzere çok rahatsız olmuşlardı. OSB müdürlüğünden ayrılırken Yağmur Bey’in; “Kadir Bey, şimdi OSB Başkanı … Bey’in fabrikasına gideceğiz, lütfen orada konuşmayın!” uyarısı üzerine; “Müdürüm, nerede nasıl konuşulacağını ben çok iyi bilirim. Anlaşılan benim varlığımdan rahatsızsınız, Başkan … Bey’ın yanında rahat edebilmeniz için, gruptan ayrılıyorum!” deyip, “Çevreci” arkadaşlarla vedalaşmıştım. Bu olayı da, isim vermeden, o tarihte, Anadolu Haber’de yazmıştım.
OSB Müdürü’nün makamında, tanışma ağırlıklı bir toplantı yapılmıştı. Toplantıda, ister istemez, OSB’nin genişlemesi ve Hürmetçi Sazlığı gündeme geldi.
Ortada, genişleme ile ilgili fiili bir durum da vardı. Artık, geri dönüşü de mümkün olmayan bir durum vardı. Araziler alınmıştı pay sahiplerine hisseler devredilmiş, genişleme için yasal süreç hızla devam ediyor, vs...
Bu konuşmalar esnasında, Sanayi Odası Danışmanı olarak bir öneri ortaya attım. Bu öneriden, Başkan Mustafa Çapar’ın haberi yoktu. Önerim şuydu: “Ortada fiili bir durum var. Geriye dönüşü de mümkün değil. O halde gelin burasını yani bu bölgeyi bir çevre projesi olarak ele alalım, OSB, Hürmetçi Sazlığı ve diğer alt yapıyı bir bütünlük içerisinde düşünelim; acele etmeyelim; genişlemeyi kesinleştirmeden bir süre erteleyelim, yapımlar yine devam etsin... vs.“
Bu teklifime, etkinliğe bir Alman çevre vakfı adına katılan Doç. Dr. Taylan Dericioğlu çok sıcak bakmış; ayrıca, çok da ilginç gelmişti. Vakıf olarak destek verebileceklerini de söylemişti. Bunun, sanayi ve çevre içiçeliği açısından çok güzel bir örnek olabileceğini falan da ifade etmişti.
Bu önerime ve desteğe, OSB Müdürü’nün … tepkisi; nereden çıktın der gibi bakarak, kızgın ve beni ciddiye almaz bir biçimde; “Arkadaş, böyle projelerle uğraşacak vaktimiz yok, işimiz çok acele, biz biran önce genişleme izni almak zorundayız!” olmuştu.
İşte böyle sevgili kardeşim Veli... Olay sadece yol açmak değil... Sadece bu olsa kolay... Vurursun dozeri geçer gidersin... Ama olaya ya da önerinize, “bütüncül bir yaklaşımla” yaklaşmak, bunu kapsamlı bir “çevre projesi” olarak düşünmek çözüm olabilir... Yoksa, dozeri vurup açılacak bir yola, başta ben olmak üzere, “çevre bilinci” olan herkes karşı çıkar... (01 Eylül 2015)