İmar uygulamalarından taviz vere vere; imar afları ile bu günlere geldik.
Tavizin verilmediği hiçbir dönem yok.
Bu nedenle kimse, dönemini, dönemlerini aklamaya kalkmasın.
Bu nedenle yazım umumidir ve örnekler meramımı destekleyebilmek içindir yoksa bir kasta matuf değildir.
Rahmetli Cavit Yeğenoğlu’ndan öğrendiğimize göre, benim bildiğim planlı dönemde ilk taviz, rahmetli Kavuncu ile başlamış.
1950 yılında Belediye Meclisi’nin yaptığı ilk işlerden birisi; Emin Molu’nun Belediye Başkanlığında, 1944’lerde Alman Profesör Ösner ve Profesör Kemal Ahmet Aru tarafından yapılan İmar planında, 15 metre olarak öngörülen yolların 10 metreye indirilmiş. Tepkiye karşı tepki çok ilginç: “10 metreye düşerse, boynuzunuz mu takılır?”
Bir de bizzat tanık olduğum bir olayı anlatacağım… Niyazi Bahçecioğlu dönemiyle ilgili. Efendim. Niyazi Bey 1973’te Başkan oldu. Hemen arkasından da Cumhuriyet Mahallesi Şeyh Cami tarafında kalan bölgenin imar planını değiştirdi. Gerekçesi ise; “Şehircilik sosyal demokratların işidir. Sağcılar şehircilikten ne anlar? O halde bu bölgeye yeni bir imar planı yapalım da görün?” Ve gördük, şimdiki durum çıktı…
Ne mi var şimdi ki durumda? İşlevsel olmayan hantal kütlerli bir yana bırakıyorum ve kaçırılan bir fırsata değinmek istiyorum… Bu fırsatı, birkaç yıl önce Yaşar Uğur Hocam, yerinde, öğrencisine ders verir biçimde anlatmıştı... Özellikle bu konuya başkan adaylarının dikkatini çekmek isterim…
Caminin ön tarafına gelin, yüzünüz Erciyes’e doğru dönün ve Şeyh Cami, Kilise, Emir Sultan Mescidi üçgenine bakın. Dört ya da beş tane anlamsız blok göreceksiniz. Bir de buna talebe yurdu yerine yapılan rezidansı ilave edin. Bu binayı oraya, hangi zevk-i selim, hangi akl-ı selim sahibi yaptırtır anlamak mümkün değil.
Şayet bunlar olmasaydı, Tanımlamaya çalıştığım bu alan içerisinde, Şeyh Cami ve Tennuri Türbesi, Emir Sultan Mescidi ve Türbesi, Kilise, surlar dünyada eşine az rastlanan bir görüntü verecekti… Birde bunlara uzak planda duran iki konağı, çınarları, Kayseri Lisesi’ni ve o muhteşem Erciyes’i katın. Her halde; tarihin, coğrafyanın, kültürün iç içe olduğu benzeri bir mekan çok az bulunur. Büyükşehir Belediyesi’nin civarındaki o çirkin imar uygulamasında da Niyazi Bey’in imzası var...
Bir örnek de Çalık döneminden. Camikebir, Helvacıdede, Yanıkoğlu ve Küçükmustafa bölgeleri birer imar katliamı... Hunat Caminin, cenaze namazı kılınan tarafının doğu tarafındaki bloklar hiç yakışıyor mu? Defalarca cenaze namazı kılındı, kaç kişinin gözüne takıldı bu çirkinlik? Çok şükür şimdi kaldırıldı bu kütle. Arkeolojik kazı da yapılıyor.
Tabi, bunları söylerken Karatepe döneminde yapılan yine Hunat Camii’nin Orduevi tarafına bakan taraftaki bloklar, hiç de affedilir türden değil. Herhalde, Karatepe döneminin çirkin uygulamasına burası örnek gösterilecek.
Wyndham Oteli ve civarına konan imar kütleleri de Özhaseki dönemine denk gelir. İnanın oteli görünce isyan edesim geliyor. O kütle oraya konur mu? Akıl ve izan sahibi birisi lütfen yanıt versin. Bir de Cumhuriyet Mahallesine verilen kat izni. Mevcutların üzerine bu.
Durun bitmedi. Biter mi hiç imar katliamı? O dünyada çok az örneği bulunur Cumhuriyet Meydanına, bu haliyle hiç Hükümet konağı yakıştı mı? Hükümet binası yapmaya ne gerek vardı? Eski bina, biblo gibi orada dursa olmaz mıydı?
Mesela; Alpaslan Mahallesi’ndeki yoğunluk ve çirkinlik Çetinbulut döneminin; Kayseripark’ın akıl almaz kütlesi, dönüşüm projesi tamamlanmakta olan Gültepe ve Yıldırım Beyazıt’ta ki akıl almaz sıkışıklık Özhaseki ve tabi, Büyükkılıç dönemleri için kötü örnekler olarak anılacak. Hele hele Kayseri Park’ın kuzey otoparkı yerine yapılan işyerlerine ne demeli?
Tabi, Sivas Bulvarı’nın katledilmesi ise, ayrı bir konu. Hele hele Emirğan Parkı önüne yapılan üst geçidin savunulacak hiçbir yanı yok. Umarım bu kötü örneğin benzerleri, Karayollarından Çifte Kümbetlere kadarlık kesimi bir ahtapot gibi sarmaz. Bu öngörümü on beş on altı yıl kadar önce yapmıştım. Şimdi, kent merkezinde sanırım yaya üst geçit sayısı yirmiye yaklaştı, yaklaşacak.
Önümüzde ki bir on-beş yıl içinde bu sayı elliyi bulursa, hiç şaşmayın. Değerli dostlar, tesis giderini bir yana bırakın, asansörlü, yürüyen merdivenli yaya üst-alt geçitlerinin işletme, bakım ve onarım maliyetlerini Büyükşehir yetkilileri hiç hesapladı mı acaba? Anlaşılan paraları çok. Ha diyeceksiniz, yapılmasın mı? Kent merkezi yolları “hız yoluna” dönüşünce, bunlarda kaçınılmaz oldu. Bu gerçeği hala göremiyorlar. Bunu da uyardık ama hiç dinleyen olmadı.
Yanlış ulaşım planlaması kenti, yaya üst geçitleri ile donatmaya başladı. Bari bir de Melikgazi Belediyesi ile Kaymakamlık arasına yapılsa. Mesela, Hulusi Akar Bulvarı üzerine hem de birkaç geçit neden düşünülmez? Eminin burası da donatılacak.
Deveye sormuşlar; “Boynun neden eğri?”. Cevap; “nerem doğru ki?” O nedenle, seksen küsur yaşında başkanlığa aday olsam mı, acaba? İnanın, ilk işim “battı-çıktıları” doldurmak olur.