Keyifli bir cumartesi geçirmeniz dileğiyle, şiir dünyasında şöyle bir gezinti yapacağım. Diyeceksiniz ki, insanda keyif mi, kaldı, bir taraftan “tokatlamalar”, diğer yandan Yeni Partili/CHP’li belediyelere beş peşe gelen operasyonlar. İnanın dostlar, bu yaşıma geldim, 1957’den beri siyasete, hem de iyi aklım erer, ben böylesinin görmedim.
Ne yaparsınız, demek ki, bunları da görecekmişiz, bunları da çekecekmiş. Şimdi, şiir dünyasına giriyorum. Sürçü lisan eylersek affola. Öyle ya; onu yazsan alınıyorlar; bunu yazsan alınıyorlar. Birliğimizi, dirliğimizi, beraberliğimizi “bozmayalım, arkadaşlar!” diyorlar... Kendileri, diledikleri gibi konuşabilir, yazabilir.
Neyse!.. İyisi mi sizlere, zaman zaman sağdan soldan “çaldıklarımdan” bir demet sunuyorum.
35 Yaş Şairinin yine aynı başlıklı şiirinden alına dizeler;
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Cahit Sıtkı'ya kulak vermeye devam edelim:
Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
Pervam yok verdiğin elemden
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!
Biliyorsunuz, bu dizeleri, Münir Nurettin Selçuk, Mâhûr makamında besteledi…
1909 İstanbul’unda en büyük suç ‘irtica’, en büyük suçlu ise ‘mürteci’. Kabul böyle. Öyle ki, o yıllarda evlâdını kaybeden Şair Eşref, def-i gam için şu ikiliyi düşmüş:
Dolanıp durma derûnumda Ey gâm,
Yoksa seni mürteci diye ihbar ederim.
Ziya Paşa'nın ünlü ikililerinden biri:
İdrak-ı meali bu küçük akla gerekmez;
Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez.
Tarih boyunca “politika” hakkında, neler ve neler söylenmemiştir ki... Tabi, aşağıdaki tanımların günümüzle ilgisi yoktur. İşte birkaç örnek; muhtemelen Çetin Altan’dan aşırdım: Bundan 2400 yıl önce yaşamış olan ünlü tiyatro yazarı ve mizahçısı Aristofanes: “Politikacılar mı, onlar kurtarıcılarıdır halkın.”
Anatole France da, 1894’te şöyle yazmış: “Her türlü yetenekten o kadar da yoksun değilim, politikayla uğraşmak için.”
300 yıl önce yaşamış olan Alexander Pope’dan da bir cümle: “Siyasal bir parti, birkaç kişinin çıkarı için; çoğunluğun aklını yemesidir.”
“Politika”nın bir tanımlaması da şöylemiş: “Halka hizmet vaadiyle iktidara gelip, halkı kendine hizmet ettirme uğraşıdır.”
250 yıl önce sadrazamlığa getirilen şair Ragıp Paşa’nın ünlü ikilisi:
Mihneti kendine zevketmedir alemde hüner
Gam-ü şadi-i felek böyle gelir böyle gider
Gam-ü şadi-i felek; “hayatın gamlı sevinci” anlamına geliyormuş.
Sözüm ona… “Büyük geçinerek böbürlenenlerin”, maymunların ortak yanı; yükseldikçe, kıçlarının daha iyi gözükmesiymiş…