Ülke, asrın en büyük “tokatlaması” ile on gündür sarsılıyor. Yaklaşık on aydır bundan haberi olan, yetkililerin “kılı kıpırdamıyor!”; teflon tava gibi kabahat üzerlerinde durmuyor; biri diğerinin üzerine yıkmaya çalışıyor.
Ne hikmetse, AK Parti ve destekçilerinden “tıs çıkmıyor!” Yandaş medyada “kulağının üstüne yatıyor”; “üç maymunları” oynuyor. İyi ki de Yeni Parti, İyi Parti, TİP ve Halk TV, Sözcü TV, NOW TV; az sayıda da olsa Sözcü, Cumhuriyet, Birgün, Karar, Korkusuz gibi gazeteler varmış. Diğer televizyonlar, gazeteler “penguen belgeseli” veriyor.” Çok garip değil mi?
Dostlar, “tokatlanan” paranın yirmi milyar doların üzerinde; dolandırılanların içinde, beş yüz bin kişinin üzerinde “küçük yatırımcının” olduğu söyleniyor... Tabii, “büyük balıklar” ve bunların arkasındakiler kim ya da kimler var ve neredeler? Umarım öğreniriz… Yoksa, bir sır gibi saklanır mı? Bilemiyorum.
İsterseniz ellili, altmışlı yılların en büyük “tokatçısı”, “Sülün Osman”ın kısa hikayesini anlatayım. Bizim kuşak Sülün Osman’ı iyi anımsar. Wikipedia’dan aldım.
“Osman Ziya Sülün (15 Ağustos 1923-10 Ocak 1984), "Sülün Osman" olarak bilinen ünlü dolandırıcı.
1923'te İstanbul'da doğdu. Adını duyurduğu ‘ilk işini’ 1948 yılında Fatih'te yeni tuttuğu evin sahibini dolandırarak yaptı.
1950 ve 60'lı yıllardaki ‘işleriyle’ ün kazanan ‘Sülün Osman’, tramvay, Galata Kulesi, kent meydanlarındaki saatler, şehir hatları vapurları gibi kamu mallarını saf vatandaşlara 'satarak' ya da 'kiraya vererek' efsane hâline geldi.
Bu olaylar Kemal Sunal'ın filmlerine de konu olmuştur. [Mesela, Tokatçı]. 20 Nisan 1962'de hapisteyken ‘Alın teri ile Yaşamak’ konulu konferans vermiştir.
Hayatı ve dolandırıcılıkları birçok filme konu olan Sülün Osman, kitapta geçen bir sözün manevi duygularını rencide ettiği gerekçesi ile Aziz Nesin'e dava açmıştır.
Galata Köprüsü'nü satmak üzereyken tesadüfen yakalandı. Ölümüyle ilgili kesin bilgi olmamakla birlikte, polisin tahminlerine göre 1984'te Beyoğlu'nda sürekli kaldığı otelde kalp krizinden öldü ve kimlik taşımadığı için kimsesizler mezarlığına gömüldü.”
Hayat hikayesini, torunu Erdenur Sülün, “Dedem Sülün Osman” isimli kitapla yayınladı.
Anlatırlar: “Sülün Osman, Galata Kulesi ve Kız Kulesini defalarca satmış, peşinat alıp kalanı senet düzenlemiş. Her dolandırıcılıkta aynı imzayı kullandığı için polis imzasını hemen tanırmış.
Galata Kulesi’ni satarken, kule balkonundan erken tespit edilen her yangın ihbarından ek kazanç sağlayacağını da satarken ayrıca pazarlarmış.
Sülün Osman hayatı boyunca akıllara zarar onlarca dolandırıcılık yöntemi uygulamış. Paspaslar serip geçiş parası düzmecesi ile Taksim meydanını sattı. Dolmabahçe Sarayı’nın önünde saat ayarlama parası aldı, kendini falcı ve medyum olarak tanıtarak para kazandı.
Galata Köprüsü’nü satmaya çalışırken tesadüfen yakalandı. Boğaziçi Köprüsü [15 Temmuz Şehitler Köprüsü] açıldığı zaman Sülün Osman’ın yaşı ilerlemişti. Boğaziçi Köprüsünü daha sonra başka bir dolandırıcı sattı. [Bu da Sunal filmine konu olmuştu.]
[Dostlar bir ekleme yapayım. Sürekli söylerim: Bir yerde av varsa mutlaka bir avcı da vardır. Ben kendimi avlardan uzak görmüyorum. Beni de çok avladılar.]
Sülün Osman yakayı ele verdiği Galata Köprüsü satışında aynı taktiği kullanmıştı: Köprünün kalabalık olduğu vakitlerde arkadaşları ona para ödermiş. Köprüden geçen insanlar ise olayı merak edip onun yanına giderlermiş. Gözünü kestirdiği insanlar Galata köprüsüne talip olunca, Sülün onlara köprüyü ayak üstü satarmış.
Galata Köprüsü satışında tesadüfen yakalanmış ve cezaevine girmiş. Bu olayla ilgili ‘Kusura bakma hakim bey. Memlekette Galata Köprüsü’nü satın alacak eşekler olduğu sürece ben bu köprüyü satarım.’ Sözü kayıtlara geçmiş.”
Dostlar, sanmayın ki, sizi de dolandıran birisi çıkmaz. Her an ve her yerde başınıza gelebilir, çok dikkatli olmak lazım.