“Turpun büyüğü heybede” sözünü çok duyardık ama siyasette İBB soruşturması ile gündeme geldi. Fakat, aradan neredeyse iki yıl geçti bırakınız büyüğünü, küçüğüne bile, henüz, tanık olmadık.
Karar aşamasına gelindi, tanıklar, şikayetçiler, “duymuştum, söylemişlerdi, parayı birisine verdim ama kim olduğunu bilmiyorum; torba ile para koydum ama nereye koydum onu da…”
"Turpun büyüğü heybede" deyimi, genellikle tam anlamıyla; "henüz karşılaşılan veya yaşanan sıkıntıların, sorunların yaṭ da sürprizlerin asıl büyük olanı henüz ortaya çıkmadı" anlamında kullanılır.
Uyarı ve gözdağı: Çoğu zaman bir kişiye ya da gruba karşı; "Şu ana kadar gördükleriniz bir şey değil, asıl büyük bela, kanıt veya sürpriz arkadan gelecek" mesajı vermek için söylenir.
Mesela, İBB davasında, “turpun büyüğü henüz heybeden çıkmadı!”. Kim bilir belki de, vaktini bekliyor. Ülkemizi iki aydır sarsan, “sermaye piyasalarını” huzursun eden FON vurgununun büyüklüğü, rivayet muhtelif olsa da, üç aşağı beş yukarı belli. On milyarlarca dolar.
Listeler açıklanmadığından, belki de açıklanmak istemediğinden, “fısıltı gazetesi” büyük tiraj yapmaya başladı. Doğal olarak, bundan, “fonda” işlem yapan özel ve tüzel kişiler çok sıkıntılı. Çok acı, olay, istihdam piyasasını da etkilemeye başladı. Çok ciddi kuruluşlar çalışan çıkartmaya başladı. Bir kısmı da kapanma noktasına geldi.
Bu vurgunun, “toplam etkisinin” “iki yüz milyar dolara” yaklaşacağını, DEVA Partisi lideri Ali Babacan dillendiriyor.
Böyle, göstere göstere gelen bir vurgun, dünyada görülmedi. Yeni Parti’den Gökhan Günaydın; “Dört yüz kır kişi, dört yüz bir milyar lira vurdu!” diyor. Mesela, Kayseri’de, “vurgun vuran” ya da “vurgun yiyen” var mı? Hiç merak etmez misiniz?
İYİ Partili Erhan Usta’nın dediği gibi, listenin açıklanmaması nedeni; “Beni yakarsanız ben de sizi yakarım!” tehdidi mi? Artık “yanan yansın, millet kurtulsun!” İnanın, ortada dolaşan rakamlara benim aklım ermiyor.
Bu üç-beş bürokratın işi olmayacağına göre, “asıl turpun büyüğü” kim ya da kimler? O meşhur liste açıklansa da bir görsek, biz de “meraktan çatlama” noktasından uzaklaşsak.
Dostlar, kurtuluş da “sandık!”tan geçer. Milletin hakemliğine gitmemin zamanı şimdi. Zamana yaymak, hiç doğru değil.
Evet, çok vurgun, soygun gördük… Hiçbirinde kamu kurumları yoktu, sadece ihmaller vardı. Ama bu vurgun, öyle değil. Kamu kurum ve kuruluşları için işinde. İşin garibi, yaklaşık bir yıl öncesi, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de dikkat çekmiş.
Peki, Hazret neden müdahale etmedi? Yoksa, “turpun büyüğünden ya da büyüklerinden” dolayı gücü yetmedi mi?” O nedenle, muhalefet, şayet samimi ise, “turpun büyüğü” üzerine ısrarla gitmeli. “Mış gibi” yapmamalı.
Merhum Muallim Naci’nin (1850 – 1893) dediği gibi;
“İhtirâz-ı ta’neden kalmakdadır âhım nihân
Bir hakîkat kalmasın âlemde allahım nihân”
Anlamı da şöyleymiş: “Onun bunun diline dolanmaktan çekindiğim için hissiyatımı açığa vuramıyorum.
Allah’ım! hiçbir hakikat gizli kalmasın.”