İşte size acı bir Türkiye gerçeği daha.
Diploma artık işsizlikten korumuyor.
Eskiden lise, üniversite mezunlarının bu ülkede işe girmek gibi önemli bir avantajı vardı.
Şimdilerde ise maalesef bırakın bir iki üniversiteyi, her engeli aşsanız bile mülakatta Türkiye birincisini bile eliyorlar.
Hem de “Mülakat kalkacak!” diye söz verdikleri halde.
Parti devleti olmanın en büyük dezavantajları.
Ülkenin nitelikli bir çok insanı işsiz ve iş sahibi olanlara Yurtdışı kapısını gösteren iktidar, kendi partisinin görüşüne sahip, partiye kayıtlı ne kadar eş, dost, akraba var ise kadrolaşmak adına tüm vasıfsızları kadrolara doldurmaya devam ediyor.
Bu konuya dair bir araştırma raporunun satır aralarını sizlerle paylaşacağım bugün.
ARAŞTIRMANIN KÜNYESİ…
Önce bu konuya dair künyeyi verelim.
Daha sonra ayrıntılara bakacağız.
Rapor hakkında: Eğitim İzleme Raporu 2025, İLKE Vakfı EPAM tarafından hazırlanan ve Türkiye eğitim sistemini 12 ana başlık altında veriye dayalı olarak değerlendiren kapsamlı bir çalışma.
Yazarlar: Yusuf Alpaydın, Muhammet Sait Bozik, Kürşad Kültür, Enise Akçin, Ayşe Betül Güler, Ayşe Betül Aka. Editör: Ayhan Öz.
Raporun tamamına https://ilke.org.tr/tr/yayin-detay/egitim-izleme-raporu-2025 linkinden ulaşarak bizim gözümüzden kaçan veya daha fazla ayrıntı öğrenmek istiyorsanız kendi değerlendirmenizi yapabilirsiniz.
DİPLOMA, KORUMUYOR
Türkiye Eğitim-İstihdam ilişkisinde OECD'den ayrışıyor.
Diploma artık işsizlikten korumuyor.
İLKE Vakfı Eğitim İzleme Raporu 2025 yayımlandı.
İLKE Vakfı Eğitim Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM) tarafından bu yıl yedincisi yayımlanan Eğitim İzleme Raporu 2025, eğitim düzeyi yükseldikçe işsizliğin azaldığı OECD eğiliminin Türkiye'de tersine döndüğünü ortaya koydu.
Yükseköğretim mezunu işsizliği %9,1 ile lise altı eğitimlilerin oranının (%7,3) üzerinde.
Her dört gençten biri ne okulda ne işte.
Bölüm seçimi ilk iş bulma süresini 10 aya kadar değiştiriyor.
Türkiye'de yükseköğretim mezunu olmak artık iş güvencesi anlamına gelmiyor.
İşte size TÜİK, YÖK, OECD ve İŞKUR verileriyle hazırlanan rapor.
Bu yıl doğrudan eğitim-istihdam ilişkisini ana eksen olarak ele alıyor. Türkiye'de okuldan işe geçiş sürecindeki yapısal sorunları 12 başlık altında inceliyor.
DİPLOMA PARADOKSU:
YÜKSEK EĞİTİMLİLER,
DAHA FAZLA İŞSİZLER!
Rapora göre Türkiye'de yükseköğretim mezunu işsizlik oranı %9,1 ile lise altı eğitimlilerin oranının (%7,3) üzerinde.
OECD ülkelerinde ise tablo tam tersi:
Lise altı eğitimlilerde %9,4 olan işsizlik oranı, yükseköğretim mezunlarında %3,8'e kadar iniyor.
Rapor bu durumu, yükseköğretimdeki kontenjan artışının ekonominin yarattığı nitelikli iş sayısının üzerinde seyretmesine bağlıyor.
Arzın talebi aşması, diploma enflasyonuna yol açıyor;
mezunların pazarlık gücünü zayıflatıyor ve ücretler üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor.
HER DÖRT GENÇTEN BİRİ
NE OKULDA NE DE İŞTE!
Türkiye'de Ne Eğitimde Ne İstihdamda Ne Yetiştirmede (NEİY) olan gençlerin oranı %26,7 ile OECD ortalamasının (%12,5) iki katından fazla. 18-24 yaş grubunda bu oran %31,4'e çıkıyor.
Nüfus büyüklüğü ve ekonomik yapı bakımından Türkiye'ye yakın ülkelerle kıyaslandığında (Fransa %14,4; İspanya %16,3; İtalya %16,4) Türkiye'nin belirgin biçimde ayrıştığı görülüyor.
15-17 yaş grubunda NEİY çocuk sayısı ise pandemi sonrası en yüksek düzeye ulaşarak 101 bine çıktı.
NEET NE DEMEK?
Daha önce de gündeme gelmişti.
NEİY, "Ne Eğitimde Ne İstihdamda Ne Yetiştirmede" ifadesinin kısaltmasıdır. Genellikle 15-29 yaş arası, okulda olmayan, çalışmayan ve mesleki eğitim programlarına katılmayan gençleri (NEET) tanımlar.
Toplumsal ve ekonomik olarak iş gücünden kopuk, "ev genci" olarak da bilinen bu kitleyi ifade eder.
Hem Saadet Partisi genel başkanı Kayseri milletvekili Mahmut Arıkan, hem de CHP Kayseri milletvekili Aşkın Genç, NEET gençliğine dair daha önceki dönemlerde önemli açıklamalar yaparak bu gençlerin bir an önce kazanılması, okutulması, iş bulunarak toplumun iş verimini artırması gereğine değinmişlerdi.
Peki NEET ne demek?
NEET, İngilizce "Not in Education, Employment, or Training" (Eğitimde, İstihdamda veya Mesleki Eğitimde Olmayan) ifadesinin kısaltmasıdır. Genellikle 15-29 yaş arası, çalışmayan, okula gitmeyen ve herhangi bir mesleki eğitim programına dahil olmayan gençleri tanımlamak için kullanılan, işsizlik ve sosyal dışlanma riski taşıyan bir kategoridir.
Bu gençlerin sayılarının işsizler ordusu içinden yaklaşık 5 milyon oluğu tahmin ediliyor.
Yani nüfusun yüzde 4’leri, işsizler ordusunun ise yüzde 30’u kadar.
BÖLÜM SEÇİMİ İŞ BULMA
SÜRESİNİ 10 AY ETKİLİYOR
Rapor, yükseköğretim mezunlarının alanlara göre istihdam performansında derin bir uçurum bulunduğunu ortaya koyuyor.
Bölüm seçimi iş bulma süresini 10 ay değiştiriyor.
TÜİK 2024 verilerine göre sağlık ve refah alanı mezunları ortalama 8,9 ayda ilk işlerine başlarken sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon mezunları 18,1 ay, iş-yönetim-hukuk mezunları ise 18,7 ay bekliyor.
Alan içi çalışma oranlarında da benzer bir uçurum var:
Sağlık alanında mezunların %79,9'u kendi alanında çalışırken, sosyal bilimler alanında bu oran yalnızca %20,1.
HER BEŞ MEZUNDAN
BİRİ 'AŞIRI EĞİTİMLİ'
Ne kadar acı değil mi?
Raporun bir diğer önemli bulgusu, yükseköğretim mezunlarının %22,8'inin 'aşırı eğitimli' (overeducated) konumda olması.
Bu mezunlar, aldıkları eğitimin gerektirdiğinden daha düşük beceri talep eden işlerde istihdam ediliyor.
Aynı dönemde 'diplomalı yoksulluk' olgusu da yerleşmiş durumda: 2006'da yalnızca %1,3 olan yükseköğretim mezunu yoksulluk oranı, son 20 yılda üç kat artarak %4,6 düzeyine ulaştı.
MESLEKİ LİSELER
PİYASADA ÖNDE!
Bu da bir başka acı gerçek.
“Mesleki lise iş piyasasında önde, ancak tercih düşüyor!”
Rapor, mesleki ve teknik lise mezunlarının istihdam oranının (%61) genel lise mezunlarının (%51,2) belirgin biçimde üzerinde olduğunu gösteriyor. Ancak ortaoğretim içindeki mesleki öğrenci payı 2013'te %45 iken 2023'te -37#39-e düştü — OECD ve AB ortalamalarının arttığı aynı dönemde Türkiye ters yönde bir seyir izledi.
Bu konuya dair bir başka yürek parçalayan acı gerçeği de paylaşalım mı?
Çocuk işçi olarak görülen bu okullarda çalışan çocuklardan iş kazalarında ölenlerin sayısı nerede ise 800’ü geçti son meydana gelen iş kazası ile.
Bir gencimiz staj yaparken elektrik akımına kapıldı ve maalesef hastanede can verdi.
2030'A DOĞRU: 7,6
MİLYON İŞ DÖNÜŞECEK
Kapıda ki tehlike mi?
Rapor, geleceğin işgücü piyasasına ilişkin projeksiyonlara da yer veriyor. 2030 yılına kadar Türkiye'de yaklaşık 7,6 milyon işin otomasyon ve dijitalleşmeden etkileneceği öngörülüyor.
Bu süreç, mesleklerin toptan yok olmasından ziyade görevlerin dönüşümünü ifade ediyor.
Rutin işler algoritmalar tarafından devralınırken karmaşık problem çözme, veri analitiği ve duygusal zeka gerektiren görevlere talep artıyor.
Rapor; YÖK, MEB, İŞKUR ve sektör temsilcileriyle güncel beceri haritaları oluşturulması, kontenjan planlamasının istihdam verilerine göre yapılması, mesleki ve teknik eğitimde okul-işletme işbirliğinin güçlendirilmesi ve üniversitelerde mezun takip sistemlerinin kurumsallaştırılması gibi politika önerilerini de tartışmaya açıyor.
TÜRKİYE’DE İŞSİZLİK RAKAMI…
Bitiriyoruz.
Sanırım bu kadar istatistiki bilgi ve açıklama yeterli.
Son olarak TÜİK verileri Türkiye’de işsizlik rakamlarına bir bakalım ve yazımızı bağlayalım.
Resmi rakamlar TÜİK’ten.
29 Nisan 2026 tarihinde açıklanan işgücü istatistiklerine göre işsizlik oranı 2026 yılı Mart ayında yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in, mart ayına ilişkin iş gücü istatistiklerine göre ülke genelinde 15 ve daha yukarı yaş grubundaki işsiz sayısı, martta bir önceki aya kıyasla 96 bin azalarak 2 milyon 873 bin kişiye gerilerken, işsizlik oranı da 0,3 puan azalışla yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşti.
İşsizlik oranı, geçen yılın aynı ayına göre ise 0,1 puan arttı.
İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8, kadınlarda yüzde 10,7 olarak tahmin edildi.
Türkiye'de istihdam edilenlerin sayısı, martta aylık bazda 226 bin kişi artarak, 32 milyon 425 bin kişi oldu.
Resmi verilere göre ülkemizdeki işsiz sayası kabaca 3 milyon kişi olarak öngörülüyor.
Yukarıda vurguladığımız NEET gençlerin yaklaşık 5 milyonluk sayısı ile birlikte Dış göçle gelerek TC vatandaşlığı verilenler, Kayıt dışı çalışanlar, mevsimlik işçiler ve sürekli işe girip-çıkanlar, dönemsel olarak işsizlerle birlikte bu rakamın 12 milyon civarında olduğu konuşuluyor.
Teknoloji ile birlikte 2030’larda ciddi bir işsizlik süreci de kapıda.
Temeldeki en büyük problem nitelikliler yerine niteliksiz ve torpilliler daha kolay iş buluyor.
Acı ama gerçek bu Türkiye’de.
Bakalım hükümetin bir yandan kadrolaşmaya devam ederken, diğer yandan ülkedeki işsizlik konusundaki çalışmaları ve formülü ne olacak?