...
Bilinen odur ki; şiirlerin oluşum süreci çok çok özeldir ve sükûnet ister, yalnızlık ister. İşte bu nedenle yalnızlık en çok da şairlere yakışır.
Şair hissederken, duyarken, düşünürken, kurarken hep yalnızdır.
Kırılganlığıyla, tutkusuyla, acılarıyla yapayalnız…
Onun yalnızlığı eminim ki bir mor erik yalnızlığıdır.
Şairdeki huysuzluğun kaynağı da buradan gelir sanki.
O, kimsenin kılının bile kıpırdatmadığı olaylarda bile kendine özgü bir algı yaşar. Şair, yanında en az kendisi kadar bir duyarlılık derecesine erişebilmiş bir başkasını bulabilseydi…
İyi ki de bulamamış!.
Herhalde o zaman yaşayamazdı kendisine haz veren bu yalnızlık duygusunu keyfince!
Şundan emin olmalıyız, yalnızlık denen bu ruh hali şairin ruh merkezine ne kadar yakınsa o derecede büyük bir şiddet derecesi gösterir…
Ve şair o genişçe hüzün yatağından yalnızlığına bürünmüş şekilde uyanır her bir dem!..
*
Ali Rıza Navruz/ Düş Ardı Gidişler