“GÖRƏSƏN ÖMRÜMÜN QIŞIMI GƏLDİ?”
----
Ali Rıza Navruz
“Fireze bas kara bas” derdi büyüklerimiz eskiden. Kasım ayı girdiği andan itibaren kış geldi sayılırdı. Yiyeceği, giyeceği kıt olan, ayakkabısı delik, cebi meteliksiz olanlar için geç biten bir mevsimdi kış. Kış mevsiminin apayrı bir güzelliği, özelliği vardı yine de! Bu mevsimde anılar depreşirdi adeta! Bu duruma “geyikler çizen sesimizdir” diyebiliriz. Uzuuuun kış gecelerinde dizilerimiz değil, dizlerimiz vardı şal yorgan altında. Bataryalı radyolarımızda heyecanla dinlediğimiz ve dimağımızda canlandırmaya çalıştığımız arkası yarınlarımız vardı.
Kış sevilmeyebilir pek çoğumuz tarafından belki. Biz şairler açısından da sanki sonbahar daha cazibeli bir mevsimdir. Ama biraz gerçekçi gözle baktığımızda, gerek ev hayatının gerekse komşuluk ve akraba ilişkilerinin, huzurun kış aylarında daha da canlandığını görürüz. Üç mevsimde verilen emeğin sefâsı işte bu mevsimde sürülür sanki… Yâren muhabbetleri, arabaşı ziyafetleri sanki bu mevsimin süsüdür. Hayat okullarının açık olduğu bir dönemdir kış… “Kar yağıyor üstümüze, inceden” diyen Dıranas’a; “kar ne kadar yağsa yaza kalmaz” diye teselli verirken, sırf unutmak adına olumsuzluklarını dünyanın, ona yine kulak vermeden edemeyiz:
”Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam
Uyandırmayın beni, uyanamam
Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram”
Efendim; son yıllarda her şey gibi mevsimler de mi değişti nedir bilemem. Aralık ayına giriyoruz neredeyse, fakat sonbaharla kış arasındayız sanki. Bir de şu yağmur kokusunu doya doya içimize bir çekebilsek, yağmur damlalarından oluşan su birikintisini üzerimize sıçratan şu arabanın şoförüne şöyle okkalı bir küfür sallasak var ya..! Sonra o yağmurun çisenti dediğimiz türüne tutsak ağır başımızı. Yuuuuh çeksek otobüs duraklarına kaçışan yağmur kaçaklarına…
Doğa artık yavaş yavaş kabuğuna çekilse de; hüzün, sevgi, ayrılık daha birçok duygu harmanlanıp önümüze serilse de bu oluşumların getirdiği durumlar farklı hisler uyandırır bende hep. Doğaya hayat vermesini beklediğim o sağanak yağmurlar şu içimin yangınlarını da bir an olsun söndürebilir diye ümit ediyorum şimdi.
Bu mevsimdeki hüznün solukluğunu içimde hissedeyim. Dökülen sarı sarı yapraklara, caddelerde sıçrayan sulara, gökyüzünün gri havasına şöyle bir kendimi kaptırayım gitsin hele!.. Kar yılına, "var yılı” diyebilmek adına, gökyüzünden; Gökçeöz yağmurları çaldığımda oturup şöyle bir pencere önüne; sözleri Yıldırım Türker'e, bestesi Onno Tunç markalı “Bir Kış Masalı” söyleyivereyim diyorum Hande Yener dilinden:
”Bir su damlası ürperir tenimde
Bir temas hatırlarım ta eskiden
Gözlerimi unuttum masallarda
Ağlayamam ki ben!
Su gibi çırılçıplak ve aydınlık,
Saz gibi durdu şiddetin önünde.
Sevgiyi bilmiyorlar, bilmiyorlar;
Söyleyemem ki ben..
...
Her sözüm mühürlenmiş, kilitlenmiş
Bin öpücükten, bin dokunuştan.
Duysam da canımın çığlığını;
Susturamam ki ben..."
KADİR DAYIOĞLU
BÜYÜKLERE MASALLAR...
Mustafa Cengiz
TARAFTAR TRANSFERİ BEKLİYOR!
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
AÇLIK SINIRI NEDİR, NASIL HESAPLANIR, NEYE YARAR?
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
İLETİŞİM KALABALIĞI -2
Mustafa Mete ÖZPINAR
GÜNÜMÜZDE ÜNİVERSİTELER
Ali Rıza Navruz
SADETTİN KAPLAN (Ö:11.06.2016)
Mustafa Göçer
İLERLEYELİM ARKADAŞLAR.
Mustafa Acar
TOROS'UM
Ömer Faruk Kotay
İDDİANIZ OLSUN!
Mustafa Temizer
MİLLETTEN MİLLETE UYARI!















