MEKTUP ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Ali Rıza Navruz
Çarşıdan evime döndüğümde torunum Kerem'i bana doğru koşarken gördüm.
İki elini arkasına bağlamıştı. Anladım ki elinde bir şey var ve benden saklıyor.
Ona yaklaştığımda; “müjdemi isteriiiiiiiim” diye bağırdı.
Sonra da elindeki zarfı bana uzattı.
Bu bir mektup zarfıydı! Allah’ıııııım! Kimden geldiğinden çok mektubun varlığıydı beni heyecanlandıran…
Hemen açtım zarfı. Açmamla birlikte hüsrana uğradım tabii ki. Zarfın içindeki bir dost mektubu değil, bir kuruma verdiğim dilekçeme karşılık bilgilendirme yazısıydı.
Oysa Ne kadar isterdim benim düşlediğim tarzda bir mektubun olmasını!
Cemil Meriç: "kendimi bir mektupta seyrettim, büyülü bir ayna idi" der.
Mektup bana göre de kanayan yüreklerin işiydi bir zamanlar.
O zarfın içerisine attıklarımız uzak iklimlerden gelen bahar esintisini yansıtırdı âdeta!
Sıcak, renkli, tebessümlü bazen de içi paramparça! İnsanlık dışında her alanda yarışan günümüz insanı için mektup artık geçersiz bir iletişim aracı olmuş gibidir…
"Bu sana vedâ mektubum, zarfın içine sevgimi koydum…"
Genel de sevgiliye yazılan mektubun son cümlesi böyle biterdi...
Ve zarf itina ile kapatılır, sağ üst köşesine de bir damla gözyaşı pul niyetine yapıştırılırdı.
Mektubun bu andan sonraki serüveni postacının bisiklet çantasında geçerdi...
Postacı mektup gözleyenlerin gözünde, en çok dua alan ve çaldığı her kapıya umut bırakan bir insandı.
Bazen yalnızlıklar, kırılmışlıklar da bıraktığı olurdu elbet!.. Yine de onun her köşe başından görünüşü hiç gelmeyişinden daha hayırlıydı.
Postacının gecikmesi bile kırmızı bültenlik bir olay olurdu yüreklerde. Kısacası cana can katardı postacı.
Eskiden bir postacı marşı vardı bilmem hatırlar mısınız: "Bak postacı geliyor, selam veriyor, herkes ona bakıyor merak ediyor."
Dönüpte bugüne bir bakacak olursak; görürüz ki sevimli postacımız hepten gecikmiş... Daha doğrusu bizler geciktirmişiz onları.
Tellerle muhabbet oluştuğundan beri unutmuşuz o ucu yanık mektupları ve onların taşıyıcısı postacıları... Artık gençlerimiz; "bak postacı geliyor" sözlerini, "bak kontörcü geliyor"a tevil etmiş gibi.
Bir kâğıdın canlara can katışını hangi yürek algılayabilir ki günümüzde!?..
Ben 'BENDEN BANA MEKTUPLAR'ımla o katılan canı algıladım çok şükür.
Şairimiz Ömer Bedrettin mektup Beklerken şiirinde ne diyor bakar mısınız bir:
"Gün batmış her yer ıssız, ufuktan sis taşıyor /Tenha yollarda yalnız, hasretim dolaşıyor."
---
Not: "Bak Postacı Geliyor" filmi 2025 yılındaMuğla ilinde çekildi.
Filmin başrol oyuncuları Ozan Akbaba ve Deniz Barut..
Ben de hasbelkader filimde yardımcı oyuncu, karede görüldüğü gibi..
Yönetmen benim için sözleşme hazırlamış fakat ben imzalamadım tabii...
Atmıyorum inanın ki. Konu mektup ve postacı olunca buraya düştük işte..
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR’DA KONGREDEN BU YANA NE OLDU?
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
MAYIS AYINDA KAYSERİ'DE KONUT SATIŞLARI DİP YAPTI
KADİR DAYIOĞLU
KAYSERİ SU MASTER PLANI
Ali Rıza Navruz
MEKTUP ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
SEVİYELİ İLETİŞİM HAKKINDA ÖNERİLER
Mustafa Mete ÖZPINAR
BİR OKU BİN DÜŞÜN
Mustafa Göçer
DİKTİĞİMİZ FİDANLARI SULAMAZSAK OLMAZ
Faruk Ergan
İÇSELLEŞTİRMEK.
Mustafa Acar
TOROS'UM
Ömer Faruk Kotay
İDDİANIZ OLSUN!















