Bir Yahya Sabrı...
^^^
“Yokluğun bir rüzgârdır şimdi
Eser gönlümün duvarlarına her gece
Göz yaşlarım yağmurlara karışır, yağmurlar göz yaşlarıma!..”
Ve bir cana olan güvenim, yine de yatmaz çamurlara...!
Ki; bu bir vefâdır!
Bir tadımlık vuslatın hasretlere iz düşümü…
Bu bir Yahya sabrıdır çıkılası yokuşuna hasretin caaan!
Bir dalıcı kuş gibi iniyor akşamlar başıma şimdi.
Kendime çektiğim kılıçlar kana bulandı…
Yürüyorum! Yağmur yağıyor mor renkli şımarık umutlarım üstüne…
Yürek hokkasındaki sevgi mürekkebiyle kaleme aldığımız şu kavil namemizi “yırt gitsin!” diyor içimdeki bir ses… “y ı r t v e g i t s i n!..
Ama şu sağ köşesine düşülen tarih bizim…
Ve bu namedeki ıslak dudak izleri bize ait…
Sayenizde ağlamak bile hoş artık!..
Bir banka oturmuş hep seni bekliyorum hâlâ, bir gün yanığı gözlerimle.
Bir yaprak kopartıp atıyorum çisil rüzgar önüne…
Ve bir şiir dizesi daha düşüyor göz bebeğimden; /bekle ki inanılmaz bir sarsılış düşsün ellerine!../ bekleeee!..
Düşer mi ki caaan?!.. “Açılır perdeler bir gün ansızın/ Bir hülyâ bitmeden, bir hülyâ başlar/ Bakma sen gönlüme sitemi bitmez” diyebilseydim keşkeeeeeeee !...
Yüreğim çivilenmeseydi şu yağmurla birlikte hasret tüten çimenlere…
Şimdi; nöbetinde şu çayan gözlerim kedi çimdiği acıların!
Çünkü; Yağmur!!!
Şimdi; ellerimde yanan cıgaram mı, ciğerim mi bilinmez.
Çünkü; yağıyor ve sen yoksun!..
Şimdi; ben bir serseri şair, bir yağmurlu şiirim bu saatlerde…
Sana selam yolluyorum kumru kanatlarıyla ey c a a a n!...
“Edebimin kumaşı hüzün balından sarı”
Bugünlerde...