Türkiye'de her dönemde seçim konuşulur.
Erken seçim, öne alınmış seçim, zamanında seçim.
Son günlerde bir de baskın seçim iddiası var.
İddiayı ortaya atan kim?
Saadet partisinin Kayserili milletvekili ve genel başkanı Mahmut Arıkan.
Peki neden böyle bir öngörüsü var Arıkan'ın?
Bugün bu konuyu irdeleyeceğiz.
Sanırım hatırlarsınız, önceki günkü 13 Mayıs tarihli "BU İŞİN TADI KAÇTI… SİYASİ ETİK OLMALI!"! başlıklı yazımda şu ifadelere yer vermiştim genel değerlendirmede;
"Benzer sorunlar şimdi de Saadet Partisi’nin etrafında dolaşmaya başlamıştı.
Dava Pazartesi günü düştü, ancak senaryolar bitmiyor!...
Bakalım Genel başkan Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan ve Saadet Partisinin Türk siyasi hayatındaki parlayışının önü nasıl kesilecek?
SP-YRP birleşmesi olacak mı?
Son dönemde dillendirilen “Cumhurbaşkanı Adayı”nı gerçekten muhafazakar oluşum sandıkta seçmene sunabilecek mi?"
Bu çerçeveden hareketle devam edelim mi?
Hatırlıyor musunuz, bilmem?!...
CHP Daha önce tavrını net koymuştu.
“Ya öne alın, istediğimiz tarihte mutabık kalalım ya da 2028’e aylar kala sırf Erdoğan’ı yeniden aday yapmak için kapımıza gelmeyin.
Biz yokuz!” demişti.
ÖNGÖRÜSÜNÜN SEBEPLERİ…
Türkiye siyasetinde her zaman bir ‘erken seçim’ çıkmazı olduğunu söyleyen Arıkan, 2026 yılının sonbaharında bir ‘baskın seçime’ gidilebileceğini söyledi.
Saadet Partisi lideri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilirken verilen ‘erken seçim tartışmalarının biteceği’ vaadinin gerçekleşmediğini aktardı.
Tek tek sıralıyor Arıkan, neden seçim olacağına dair.
1-Erken seçim tartışmaları bitmedi.
2-Ekonomik ve siyasi gidişat baskın seçimi gösteriyor.
3- İktidarın "varlık barışı" düzenlemeleriyle piyasada yapay rahatlama yaratarak bazılarının parasını legalleştirecek.
4- Bu yolla, yurt dışından gelecek kaynağın denetimsiz biçimde sisteme dahil edilmek isteniyor.
5-Kayıt dışı sermaye ile seçim ekonomisi hazırlığı var.
6-Larry Fink’in talepleri anında karşılık buldu.
ERKEN SEÇİM TARİHİ:
2026 YILI SONBAHARI...
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, hükümetin erken seçime gideceğini ve bu seçimin bu yılın sonbaharında baskın bir seçim olacağını savundu.
Arıkan, iktidarın "varlık barışı" düzenlemeleriyle piyasada yapay bir rahatlama yaratarak 2026 yılının sonbaharında bir "baskın seçime" gitmeyi planladığını öne sürdü.
Arıkan, seçim için öngördüğü tarihi de açıkladı.
Bir televizyon kanalında gündeme dair açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türkiye’nin ekonomi ve siyaset gündemine ilişkin çarpıcı iddialarda bulundu.
Arıkan, Meclis gündemine gelmesi beklenen yeni varlık barışı düzenlemelerinin, 2026 sonbaharında yapılması planlanan bir baskın seçimin altyapısını oluşturduğunu savundu.
GİDİŞATLARI BASKIN
SEÇİMİ GÖSTERİYOR
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş sürecinde verilen "erken seçim tartışmaları bitecek" vaadinin tutulmadığını hatırlatan Arıkan, Türkiye'de ciddi bir yönetim krizi yaşandığını vurguladı.
Muhalefetin olası bir seçimden kaçmayacağını belirten Arıkan, iktidarın "seçime ihtiyaç yok" söylemlerine rağmen, gelişmelerin bir "baskın seçime" işaret ettiğini dile getirdi.
KAYIT DIŞI SERMAYE İLE
SEÇİM EKONOMİSİ HAZIRLIĞI
Varlık barışı düzenlemesini sert bir dille eleştiren Arıkan, yurt dışından gelecek kaynağın denetimsiz biçimde sisteme dahil edilmek istendiğini söyledi.
Düzenlemenin içeriğine dair endişelerini paylaşan Arıkan, şu değerlendirmede bulundu: “Yurt dışından gelecek olan paranın, altının nereden aldın diye sorulmadan kayıt altına alınması ve uzun bir dönem gelir vergisinden muaf tutulması planlanıyor.
Bu düzenlemeyle dışarıdan gelecek parayla Türkiye'de bir sıcak para bolluğu oluşacağı ve ülkenin paraya boğulacağı hesabı yapılıyor."
LARRY FİNK’İN TALEPLERİ
ANINDA KARŞILIK BULDU!
Önemli ipuçlarına işaret ediyor Arıkan.
Tek tek önemli okumalar yapıyor.
Türkiye’de neler oluyor.
Dış siyasette kimler ülkemize ne tür ziyaretler gerçekleştiriyor.
Masa da ne var, ya da ne yok!
Anketler ve daha neler neler…
Çok sayıda emareden hareketle dillendiriyor öngörülerini.
Sürecin "işaret fişeğinin" BlackRock CEO’su Larry Fink’in Türkiye ziyaretinde ateşlendiğini iddia eden Mahmut Arıkan, yerli esnafın ve çalışanların taleplerinin yıllardır görmezden gelindiğini savundu.
Arıkan, "Fink'in Cumhurbaşkanı ile gerçekleştirdiği görüşme sonrası talepleri anında yerine getirilerek Meclis'e taşındı.
Çıkacak bu uygulamayla piyasada sağlanacak geçici rahatlama, seçim ekonomisinin bir parçasıdır” görüşünü savundu.
DİREKTEN DÖNDÜLER…
Bu arada Saadet Partisi Eski Van İl Başkanı Mehmet Necip Yavuzer ve bazı partililer tarafından SP’nin 9. Büyük Kongresi'nin iptali istemiyle Ankara 37. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan dava reddedildi.
Karar ile birlikte şimdilik önü açık Arıkan ve ekibinin.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ile yoluna devam edecek.
İsterseniz sürece bir bakalım mı?
Aslında çok eskilere dayanıyor.
Daha önce genel başkanlık yapan ve daha sonra yarışta kaybeden Mustafa Kamalak’a kadar gidiyor işin iç yüzü.
Ama daha sonra bu iş ete kemiğe bürünmüş oldu.
Saadet Partisi'nin eski Van İl Başkanı Mehmet Necip Yavuzer tarafından açılan davada, aralarında Ankara, İstanbul, İzmir, Konya ve Gaziantep'in de bulunduğu birçok il ve ilçede kongrelerin yasal sürede yapılmadığı öne sürülmüş ve partiye 3 kişilik kayyım heyeti atanmasını talep etmişti.
Ankara 37'nci Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen duruşmada davacı taraf, davanın siyasi partilerin kamusal denetimine değil, üyelerin haklarına ilişkin olduğunu savundu.
Duruşmaya, Saadet Partisi’nin avukatları Ahmet Yazıcı, Hasan Tahsin Özaşar ile davacılar Eski Van İl Başkanı Mehmet Necip Yavuzer ve Özay Dilber ile avukatı Kamil Nadir Sarıkan katıldı.
Beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, Saadet Partisi’nin 24 Kasım 2024’te gerçekleştirilen 9. Büyük Kongresi’nin iptaline ilişkin davanın reddine karar verdi.
DAVA AÇANLARA ÇAĞRI
Bu konunun Türkiye’nin gündeminde olmaması gerektiğini söyleyen ve karar sonrası dava açan partililer seslenen SP Genel Başkanı Arıkan, “Dava açan arkadaşlarımızın hepsi bizim geçmişte hareketimize hizmet etmiş, görev yapmış teşkilatımızın önemli kademelerinde yer almış arkadaşlarımız.
Gelsinler yetkili organlarımızın uygun gördüğü yerlerde görevlerine devam etsinler.
Bugün partinin 1200 1300 delegesi var.
Yerini beğenmeyen partideki pozisyonunu beğenmeyen herkes dava açmaya kalkarsa evin yolu bulunamaz.
Dava açan arkadaşlarımızın hepsi bizim geçmişte hareketimize hizmet etmiş, görev yapmış teşkilatımızın önemli kademelerinde yer almış arkadaşlarımız.
Arkadaşlarımız gelsinler yetkili organlarımızın uygun gördüğü yerlerde görevlerine devam etsinler” dedi.
Evet…
Anlamlı bir mesaj.
“Gelin kozlarımızı parti içinde paylaşalım!” çağrısı.
O da olacaktır bir gün.
Biraz palazlansınlar da hele…
UZUN VE MEŞAKKETLİ YOL…
Durum ortada.
Milli Görüş, bir zamanlar yol yürüdüğü isimlerle ayrılalı çok oldu.
Bu kez her ne kadar abi-kardeş gibi görünseler de rakipler.
Hem Saadet Partisi, hem de Yeniden Refah Partisi.
Milli Görüş geleneğinden gelen ve partiden kopan isimlere karşı zor bir sınav veriyor.
Hem SP Genel başkanı Mahmut Arıkan, hem de YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın işleri hiçte kolay değil.
Ancak gençlikleri ve dinamizmleri var.
Güçlü bir gelenekten geliyorlar.
Necmettin Erbakan gibi merhum bir başbakandan el almış, Milli Görüş geleneği ile pişmiş-kavrulmuş gençler.
Siyasetin ve ekonominin altın kurallarını biliyorlar.
Türkiye gerçeklerine hakimler.
Uzun vadede erken, baskın, zamanın da ne zaman seçim olursa olsun eğer yalpalamazlar ve Milli Görüş haricinde başkaları ile sırf oy uğruna ittifak yapmazlar ise gelecekte Türkiye’nin siyasi tarihinde uzun soluklu ve kalıcı olurlar.
Malum siyaset uzun soluklu bir maraton.
100 Metre koşmakla bu işler olmuyor.
Nefesinizi iyi ayarlayacaksınız.
Partinize hakim olacaksınız.
Diğer partilerle ve kamuoyu ile dengeleri iyi ayarlayacaksınız.
Gaza gelmeyeceksiniz.
Sansasyonel açıklamalarla, resimlerle gündeme girmeyeceksiniz.
En basit ifade ile.
Büyüdükçe küçülecek, haddinizi bileceksiniz.
Aksi takdirde sadece TBMM’ye 20-30 vekil sokar, gurup kurar ve siyasetin nimetlerinden istifade edebilirler…
Tarihten ders almak lazım.
Ya da bir zamanlar bu memlekette yüzde 45’leri gördükten sonra başbakanlık yapıp yüzde 1’lere düşerek hem meclis dışı kalarak, hem de siyaset arenasından silinebilirsiniz.