DİYEBİLİYORUZ...
Bir sanatçı için yaşadığı coğrafya -biraz küçük anlamıyla şehir, ondan da küçük anlamıyla semt- o sanatçının içsel duygularını tamamlayan bir gözlem evidir denebilir. Ya da bir başka ifade ile o sanatçının ortaya çıkarmış olduğu esere verdiği “makam”ın adıdır. Sanatçı yaşamış olduğu çevrenin, mekanın çeşitli kaynaklarından beslenemiyorsa eğer, ortaya çıkarmış olduğu ürün bir ütopik duyuş olarak sırıtıp kalır karşımızda...
Sanatta –genellikle şiirde- romantizmi örnek olarak ele alan sanatçılar her ne kadar ferdi duyum ve sezgilere ve bunun yanında ruh dünyalarının zenginliklerine yönelmişlerse de aynı zamanda sosyal bir varlık olan insanın sosyal ve çevresel ilişkilerini de hiçbir zaman gözardı etmemişlerdir. Böyle olunca, sanatçıların eserlerine yansıyan sevgi, aşk, hasretlik gibi kavramlar; sâdece bireysel ilişki yerine yaşanılan çevrenin değerlerine bağlı bir davranış bütünü olarak yansımıştır diyebiliyoruz rahatlıkla.
Ali Rıza Navruz