Tdk der ki; "üzerinde bilgisizce tedavi, onarım vb. işler yapılan kimse veya şeye deneme tahtası denir" Bizler de böyle derdik tâ ezelden beri.
Bir yerde küçümsemeyi ifade ederdi bu söz.
Bu kitaba isim olurkense bu söz, mütevazı bir hâlin resmi olmuş. Deneme yazarı bakan değil gören kişidir.
Denemenin kıymet-i harbiyesi de buradan gelir.
Edebi türler içerisinde nesir olarak benim de en sevdiğim türdür deneme...
"Sanat ve edebiyatı kültür ortamının oluşumunda en başta gelen kilit olgular olarak ele almak gerekir" diyen toprağım/dostum yazar Galip Boztoprak hayatın içinden pek çok konuyu edebi kaygılar içerisinde okuyucusuna "Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık" Kanalı ile işte bu kitapla sunmuş bulunmaktadır...
Aralık 2022 bu eserin doğum tarihidir. "İdrak sözgecinden" Geçirerek bizlere ulaştırılan bu eser için yazar dostuma sonsuz teşekkürler.
Şunu itiraf edeyim ki kendisinin yazım işiyle ilgisinin olduğunu bilmiyordum bu güne değin.
Sebep aramızdaki kilometrelerdi; İstanbul nireee, Kayseri nire!
Büyük Doğu'nun yolunda ilerlemesini sürdüren yazarımızı tebrik ediyorum, daha nicelerini bekliyorum.
Kitabın içeriğinden daha sonra bahsedeceğim elbet...
***
Eskiden derlerdi ki büyüklerimiz; "bir koltuğa iki karpuz sığmaz..."
Şimdi bakıyorum da "ikisi birden", "beşi birden"ler fink atıyor koltukta, hem de sanat adına.
Bakıyorsun ki ūstat kişinin isminin altı subay omzu gibi kalabalık:
Şair-Yazar-Güftekar-Bestekar-Neyzen-Gazeteci- Eleştirmen- Siyaset Bilimcisi v.s..
Allah daha çok versin gözümüz yok da hani, her şey olan çoğu zaman hiçbir şey oluyor da....
**
Resimlemiş bulunduğum aşağıdaki yapının adına SARNIÇ deniyor. Kelimenin aslı Arapçadır ve "sıhric" kelimesinden gelmektedir.
Sarnıç; su depolamak ūzere yapılmış üstü kapalı veya açık havuz tipi yapıdır genelde.
Eski şehirlerin sarnıçlar sayesinde varlıklarını sürdürdükleri söylenebilir.
Resimde gördüğünüz sarnıç Muğla Göktepe yolu üzerinde (Muğla- sarnıç arası yaklaşık 30 km.)
Ardıç ovasında bulunan kurudere sarnıcıdır.
Ūzerinde bir kitabe göremedim ama sanırım çok uzun yıllar öncesi yapılmış.
Muğlada benzer sarnıçlardan 280 kadarının varlığı biliniyor...
Elbetteki günūmüde bu tūr sarnıçlar kullanılmıyor.
Fakat tarihi bir değerinin olduğu inkar edilemez.
Bu ve benzeri yapılar bizlere bırakılan kūltür mirasıdır.
Bizlere düşen görevse sahip çıkmak olmalı.
Peki sahip çıkıyor muyuz? Çıkıp çıkmadığımızın resmini sundum işte.
Yol ūzerindeki bu sarnıçın her iki yanı çökmüş vaziyette. İçler acısı bir manzara arzediyor.
Oysa iç kısmındaki duvarları ve kubbesi hala yıllara meydan okumakta...
Gerek Belediyelerimizin ve gerekse çevresindeki köylerimizin duyarlı olmasını bekliyorum şahsen.
Sonuçta fazla bir maliyet gerektirmeyecek bir tadilat, o kadar...
Umarım Menteşe Beldiye Başkanımız sesimi duyar da bu kadarcık hizmeti tarihimizden esirgemez...
**
...
Ve ben; şair bozuntusu bir Rıza
Mahzun gecelerde hep gamlı,
Hep hüzünlü,
Hep de ağlamaklı...
Oturur sabahlara kadar şiir yazarım;
Gamzekız’lı ya da Mehrezad’lı.
Umutsuzluğum, sarhoşluğum, bir hoşluğum
Kimin eseridir bilemem.
-Belki bilirim de- anlatamam.
“Mâni oluyor hâlimi takrire hicâbım.”
^^
Ali Rıza Navruz