KESKİN SİRKE /Bir anı/
^^
Ali Rıza Navruz
Burhaniye köyü; Kayseri-Sivas yolunun 36. Kilometresindedir.
Eskiden köye giriş noktası olan tam da bu yerde bir han varmış.
Kenarları duvarla çevrili bir de mescit.
Hemen yan tarafında da iki oluklu gürül gürül akan bir pınar. (Hanı görmedim ben ama mescit ve pınarı gördüm bizzat) Benim yaş o tarihte 12 gibi.
İşte bahsettiğim bu hanın hemen karşısında bir tepe var.
Altında da mağaralar falan.
Bu tepenin köye bakan yamacına "hanın yüzü" derlerdi bu mekânı tarif ederlerken.
Lafı buraya getireceğim için bu mekân gözde canlansın istedim.
Bir gün ismet dayımla sap getirmeye gittik bu han’ın yüzüne.
O zamanlar henüz atları ve arabaları yoktu dedemlerin.
İki öküz ve bir kağnı Rençber'in eli ayağı idi. Dedemlerin de öyle…
Çavdar yığınına çektik kağnımızı.
Bir buçuk yığın kadar çavdarı anadut ile tutturduk kağnıya.
Urganla da bir güzelce sardık. “Hadi oğlum”dedik öküzlere… Biz aşağı düz yola ininceye kadar kağnıya sardığımız çavdar iyice dengesini kaybetti. Dayımın emri ile bir ok’a çöktüm bir göpe..!
("Ok" kağnının ön kısmı, "göp" ise arka kısmıdır) Ama nafile tam yola çıkarken kağnıdaki çavdar sapımızın tamamı kağnıdan kaydı ve döküldü yola.
Dayım burnundan soluyordu adeta. Urganı çözüp kağnıyı biraz ileri aldı.
Ben tekrar yükleme olayını beklerken, o çakmağı bir çaktı sapın altına. “Paaaar” alevler gökyüzünde!
Ben ne diyeceğimin ne yapacağımın şaşkınlığı içerisindeyim o an.
Dayım keskin sirke! Küpe zarar vermek mi? İşte böyle…
#
Sittinsene (Hatırat)