ŞİİR VE MÜZİK AŞKINA
/Bu Gemi Karaya Oturdu/
""""""
Ali Rıza Navruz
Bazı sesler vardır ki; çok çok özeldir ve seslendirdiği esere farklılık katar. Naşide Göktürk’ün sesi de bana göre farklı bir sesti. “Kör ölünce badem gözlü olurmuş” demeyin lütfen. Evet, O’nun sesinin dalgalarındaki genlik büyüktü. O yüzden sesinin şiddeti de o nispette büyüktü. Tiz bir ses fakat hiçbir kulağı rahatsız etmeyen türünden! Sözün kısası romantik ve buğulu bir ses… O sese acılarımı ekleyerek rahmet diliyorum şu an!
Adalıydı O… Hem de Büyükadalı. Adanın İnsanı cezbeden tarihi evlerinden birinde doğmuştur eminim. Belki de Reşat Nuri Güntekin’e komşu idi. “Dünyanın hemen hemen de en büyük ahşap yapısı kabul edilen Rum yetimhanesinde büyüdü” dersem atmış olurum tabi ki… Böyle bir atmosferde yetişen Naşide mecburen şair de olmuştur. Göktürk, 90’lı yıllarda:
“Aklımda bir siyah sözcük
Senden bana hatıra
Karanlık geceler şahidimdir
Hoşça kal diyemem sana
Sende ben gibi hissediyorsan hala.
Ben burda yüreğim rehin
Sen orda yalnızlık zehir
Bu masum günah ikimizin
Gitme ne olursun ...”
Şarkısıyla/albümüyle müzik piyasasını sallarken, ben de onun şair yönüyle daha fazla ilgileniyor, 26.10.2001 tarihinde adıma imzalanarak gönderilen 18. Baskı “Mavi Mavi Sevdim Seni” (Çivi Yayınları No:60) şiir kitabının içinde kanarya ağlatıyordum durmadan. Nokta istemediğim için virgülle idare ediyordum da denebilir. Yaşantısını adeta türküleştirme yolunu seçmişti bu kitabıyla. Bir “İstasyon Öksüzlüğündeydi” mavi gözlerim o yıllar ki; mavilerde kalakalıyordum. Yani al renk karışmamıştı mavilerime henüz… Sevdasını bulutların beyazlığı ile aklayan hatun diyordu ki kitabına ismini veren şiirinde:
“Bir tek şeyi unutma
Seni sevdim ben
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
Beyazında aklandım bulutunun
Mavi mavi sevdim seni
İçim kan ağlayarak.”
Naşide Göktürk’ün müzik dünyasına girişimi 1994 yılında çıkarmış olduğu “Yüreğim Rehin” albümüyle oldu. Aynı adı taşıyan şarkısı ve özelliği olan sesi ile iyice zirvelere tırmandı o yıllar. 1997 yılında Kan Kırmızısı, 2001 yılında “Kimsem Yok”, ve 2004 yılında da “Unutmak İstiyorum” albümüyle başarısını tescillenmiş oldu. Şairliğine vurgu yapmışsam yazımın girişinde, şiir kitaplarının isimlerini vermeden geçmek haksızlık olur diyorum: “Sesimi Ateşe Verdim”, “Son Çaylar”, “Yüreğim Rehin”, “Mavi Mavi Sevdim Seni”, “Tül Gibi”, “Pırlanta Peri”, “Savrulurken Seni Buldum"
1 Nisan günü şakası gibi dünyaya gelmişti O… Yıl 1965. Bir yarım asır +1 yaşadı. Ve bu süreye bence çok şeyler sığdırdı. Sevgi bahçesine güller dikti. O harika ses ile yüreğimize seslendi. Hayat yolunda dürüst koşular yaptı. Ve vakit geldi çattı: "Külli nefsin zâikatü'l-mevt", yani "Her nefis ölümü tadacaktır." Öyle de oldu. Ruh beden evinin misafiriydi, ev yıkılınca ruh bu kez kendisine başka bir yer buldu. Orası ruhlar âlemi değil midir? Rahmetli yorumcumuz/şairimiz/ bestecimiz Naşide Göktürk Bodrumda özel bir hastanede akciğer kanseri tedavisi görüyordu. Bir gün geldi ve o tedaviye son verildi... “Birde alıp başını gidemiyorsun ya dağlara/Birde alıp başını gidemiyorsun ya dağlara uzaklara/Yanı başında ecel/Bir de ölemiyorsun ya…” Bizlere kocaman yüreğini, kansere de ciğerini rehin bıraktı sanki… “Sana neler oldu be Naşide?” diyenlere bakın nasıl cevap veriyor “Bu Gemi Karaya Oturdu” isimli şiiri/şarkısı ile:
“Bir ertesi vapurun çığlığına savurdum saçlarımı
Kalbimde emeğin var martılar şahit
Gökyüzü küstü yağmurlara
Denizdeki dalgalara şiirlerimi bıraktım
Heba bir sevdanın gönüllü yolcusuyum
Bu gemi karaya oturdu hocam
Aşkın pusulası yön tutmuyor
Haritası kayıp.”
^^