S I Z I N T I
^^
Ali Rıza Navruz
"Ak deveyi katarlamış" gitmiyor muydu “Türkmen kızı bir ormanın içinde?” Gidiyordu tabii. Sırtında da yavrusu! Nazlı çiçeğim o güzel Manolya, öpmelere kıyılır mıydı bilemem...
Artık aşkın niyazındaydım göğe göğsüm açık, ve bir ince sızı girmişti tam da ense köküme vah!.. Ay ayardı elbet pencere pervazında her gece... Ve uyur uyanık düşlerimin arasından çıkıp gelirdi bir çift göz. O gecenin adı Lâle geçişli sümbül gecesi olurdu. Ne çok ağıt üretkendi Allah'ım o gözler! Sanırım o dönem âşık oldum ben ve sanırım o dönem mecburen şair... Sevdalarım masumdu ey halkım! Arzularım masum! İhtirası ise çekip almış namludan yüreğim begiiiiiim! Bir de soruyorlar bana “şiir nasıl yazılır” diye!.. "İşte şekil: A’da olduğu gibi; bir ucu ayrılık, bir ucu umut!.."
Şimdi kırılsın mı o palamar tendeki terden, şimdi yitik zamanlarımı sorgulasın mı kum? Kirpik vadisinde derine dalmak mı ah! Yetmez mi sizce de hep hüzne dönük ağlamaklığım? İstiyorum ki sürurla yekta-yekta oynasak. "Elma" dersem çıkmasa, sonra "ayva" dersem çıksa... Haydi ey sürur bu gece n'olur bana da uğra. Sen gelmezsen o zaman "gönder varisini" Sittinsene'den sonra!..
"Bir gün yatsam sonra rüyaya dalsam
Hiç uyanmasam
Sonra birden bire sevgilim gelse
Bana sarılsa
Yürüsek sahilde, dolaşsak kırlarda
Sonra birden bana o lafı fısıldasa
Yürüsek sahilde, dolaşsak kırlarda
Sonra birden bana Aa, Aa!.."
O zamanlarda rüyalarımızın bitmemesini isteyen bu şarkı var mıydı? İzel ile Ercan var mıydı bilmiyorum ama içimden bu tür hisler akıyor şarkı oluyordu duraksız notalarda. Oysa yarın belki ne güzelliklere gebe olacaktı dünyamız. Ne güzelliklerdi bunlar ki... Öyle olsa da ben; is te mi yor duuuuuuuuuuum yarınları!
"İçim kabarıyor yüreğim yanıyor/olmasaydı sonumuz böyle..."
Son mu?!
Ahhhh!..