“Hesap vereceğine inanan, zulmü meşrulaştıramaz!”
Bunu kim söylüyor?
Ayşe Sucu.
Peki kim mi?
İlahiyatçı-Edebiyatçı, Yazar, Gazeteci.
Ülkemizdeki son dönemlerde bir Kadın olarak önemli yazıları ve programları ile dikkat çeken bir isim.
Bugün sizlere son dönemlerde x’te yaptığı paylaşımların ışığında yaşananlara dair farklı bir bakış açısı ile bir yazı.
ŞU BEŞ ÖZELLİK YOKSA…
Başlıyoruz.
Ayşe Sucu @aysesucu “Tanrı’ya inandığını söyleyen bir insanda şu beş özellik yoksa, kendini kandırıyor demektir:
Adalet
Merhamet
Dürüstlük
Tevazu
Sorumluluk
Zira;
-Hesap vereceğine inanan, zulmü meşrulaştıramaz.
-Her şeyi gören bir kudrete inanan, yalanı hayat tarzı yapamaz.
-Kendinden büyük bir hakikate iman eden, kibri ve azgınlığı karaktere dönüştüremez.
Bu yüzden Tanrı’ya inananların sayısı çok, inancının gereğini yaşayanların sayısı ise sanıldığından azdır…
Vesselam.
**
GÜNCELE DAİR
BİR GÖNDERME...
Ayşe Sucu@aysesucu
Siyasette, bürokraside, devlet kademelerinde kimler geldi kimler geçti…
Mahkeme kadıya mülk değil…
o halde:
Öyle dostluklar kurun,
öyle bürokratik ilişkiler geliştirin,
öyle çalışma arkadaşlıkları edinin
ve öyle bir siyaset anlayışı taşıyın ki…
Bir gün makamlar değiştiğinde,
odalar boşaldığında,
isim levhaları duvardan indirildiğinde;
arkanızdan
ne bir kırgınlık yükselsin
ne de bir beddua…
Adınız anıldığında insanlar:
‘İyi insandı…
Dürüsttü.
Gücü vardı ama zulmetmedi.
Makama yakındı ama hakikatten uzaklaşmadı…’
desin.
Çünkü bu dünyada en büyük itibar,
masalarda, protokollerde değil;
yokluğunuzda sizin için edilen hayır dualarında gizlidir vesselam…
İNSAN KALABİLMEK!
Ayşe Sucu@aysesucu
Yeryüzünde bırakılacak en büyük miras;
ne servet ne makam…
Ardından: “Dosdoğru insandı.” dedirtebilmektir.
İnsan kalmak zor zanaat!
SISSALAR’DAN…
Bazen önemli kıssalarla mesajlar veriyor Ayşe Sucu.
“Gecenin hissesi…” başlıklı paylaşımından hissemize düşen şu;
Harun Reşid, telaşla koşturan Behlül’ü görünce aralarında şöyle bir diyalog geçer:
- Bu ne hal Behlül, nereden geliyorsun?
- Cehennemden geliyorum ey hükümdar.
- Ne işin vardı cehennemde?
- Ateş lazım oldu da ateş almaya gittim.
- Peki, getirdin mi bari?
- Hayır efendim getiremedim. Cehennemin bekçileriyle görüştüm, onlar “Sanıldığı gibi burada ateş bulunmaz, ateşi herkes dünyadan kendisi getirir” dediler…
İNSANLIĞI NE AYAKTA TUTAR?
İşte size bir başka kıssa daha.
Ne anlatılmak istendiğine dair bu kez siz kendi içinizde bir yolculuğa çıkın.
Bilgeye sormuşlar:
İnsanlığı ne ayakta tutar?
Demiş ki:
Ne iktidar, ne bilgi, ne de düzen…
İnsanlığı ayakta tutan, vicdanın insana yüklediği iç mahkemedir.
O mahkeme sustu mu, insan insanlığını yitirir; insanlık iflah olmaz.
SALTANAT SÜRENLERE...
İşte önemli bir gönderme daha Ayşe Sucu'dan.
Siyasetteki saltanata dair.
Buyurun, okuyun;
Dört beş dönem hatta daha fazla vekillik yapanlar var;
birçoğunun somut bir performans üretmediği ise ortada.
Bazıları da yerini çocuğuna devretti.
Makamda kalmaya devam edebilmek için mi siyaset yapılır?
Vekillik bir meslek midir?
Siyasal temsil, halka mı aittir yoksa kişiye mi?
Devleti yönetmek için liyakat mi gerekir yoksa bağlantılar mı?
Akıl, sağduyu ve hukuk ilkelerine saygı olmadan alınan kararlar veya verilen tepkiler;
günü kurtarır belki,
fakat güven üretemez, aksine kırılmayı büyütür.
Siyaset yapacak kişiler;
eline, diline, beline dikkat etmek zorunda.
Çünkü siyaset;
önce ahlak, sonra temsil meselesidir...
MEĞER UTANMA DUYGUSU,
BÜYÜK BİR FAZİLETMİŞ!…
Hayatından bir kesitle önemli bir yaraya daha parmak basıyor Sucu.
Diyor ki;
Öyle zamanlardan geçiyoruz ki;
anacığımın dediği gibi, kuldan utanma kalkmış…
Ne kul hakkına riayet eden var ne kamu malı diyen…
eskiler kalemin namusu derlerdi, şimdilerde kalemin pazarı var!
“Selam verdim, rüşvet değildir deyü almadılar” mısraını gel de hatırlama!
Meğer utanma duygusu, büyük bir faziletmiş…
BU DA BİR BAŞKA HİKMET!
“Hikaye bu ya” diye başlıyor ve anlatıyor Sucu;
Tekkenin avlusunda iki derviş saatlerce “susmanın fazileti” üzerine tartışmış...
Biri diğerine üstün gelmeye çalışıyor, öteki daha hikmetli konuştuğunu ispat etmeye uğraşıyormuş...
En sonunda yaşlı şeyh yanlarından geçerken durmuş ve tebessüm ederek:
-Evlatlar…
Sükûneti bu kadar gürültüyle anlatmanız da zamanın ayrı bir hikmeti olsa gerek, deyivermiş...
Sisler dağılınca hakikat daha net görünür.
Biraz sabır…
çünkü zaman, en iyi şahittir!
KUR’AN’IN SAKINMAMIZI
İSTEDİĞİ 5 BÜYÜK YASAK
“Kur’an’ın sakınmamızı istediği 5 büyük yasak” başlıklı paylaşımında Ayşe Sucu’nun ön plana çıkarttığı başlıklar şu konular.
Umulur ki ders alınır.
-Hakk’ın ve hakikatin yerine başka otoriteler koymak!
(600’den fazla ayet vurgusu) Allah’a ortak koşmayı, kula kulluğu, gücü ve nefsi mutlaklaştırmayı reddeden çağrı… insanı özgürleştiren temel ilke.
-Zulüm ve adaletsizlik
(300’den fazla ayet vurgusu) Haksızlık yapmayı, yetim hakkı yemeyi, ölçüde tartıda hileyi, güçlüden yana saf tutmayı yasaklayan ahlak… zira toplumlar önce adalet duygusunu kaybedince çöker.
-Yalan, iftira ve hakikati çarpıtmak
(200’den fazla ayet vurgusu) Bilmeden konuşmayı, iftirayı, dedikoduyu, gerçeği gizlemeyi reddeden ölçü… Kur’an’a göre yalan, hem insanı hem toplumu bozar.
-Faiz, sömürü ve haksız kazanç
(100’den fazla ayette ekonomik vurgu) Faizi, rüşveti, insanların emeğini sömürmeyi, serveti belli ellerde toplamayı eleştiren düzen çağrısı… kazanmaktan önce helal kazanmayı öğreten yaklaşım.
-Fuhuş, hayasızlık ve ahlaki çürüme
(90’dan fazla ayet vurgusu) İnsanı arzuların nesnesine dönüştüren, mahremiyeti ve aileyi değersizleştiren anlayışa karşı koruma… çünkü Kur’an, insanı korunacak bir emanet olarak görür.
Kur’an, hayat kitabıdır; insanı, toplumu ve vicdanı çürüten şeylere karşı bir medeniyet uyarısıdır.
ALAMETLER...
Günümüzün en önemli sorunu.
Kimse üstüne alınmıyor ama etraf bunlarla dolu.
"Edebi edepsizden öğrendim; neyin yapılmaması gerektiğini o öğretir." demiş Hz.Mevlana.
Bugün etrafımıza bakınca, ne kadar çok "öğretmenimiz" olduğunu daha iyi anlıyoruz...
Hayat dersi her yerde.
Münafığın alameti üçtür:
-Konuştuğunda yalan söyler.
-Emanete ihanet eder
-Söz verir, yerine getirmez.
HZ. MUHAMMED