“İklim Krizine Karşı Kaybedecek Zamanımız Kalmadı!”
Devamında ekliyorlar.
“Biliyorsun, Sorumlusun! “
Peki bunları söyleyen kim?
TEMA Vakfı.
TEMA Vakfı, 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında yaptığı açıklamada iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal bir adalet meselesi olduğuna dikkat çekti.
Paris İklim anlaşmasını biliyorsunuz.
Daha önce bu konuda bu köşede yazılarım olduğu için tekrar ayrıntılarına girmiyorum.
DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ NEDİR?
Önce birkaç tanım verelim.
5 Haziran Dünya Çevre Günü, çevre kirliliğine dikkat çekmek, doğal kaynakları korumak ve dünya çapında ekolojik farkındalık yaratmak amacıyla Birleşmiş Milletler öncülüğünde kutlanan küresel bir gündür. Her yıl farklı bir ana tema etrafında, dünya genelinde milyonlarca insanı harekete geçirmek için çeşitli etkinlikler düzenlenir.
PEKİ NEDEN 5 HAZİRAN?
Bu özel gün, 1972 yılında İsveç'in Stockholm kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı'nda alınan bir kararla ilan edildi. O günden bu yana, insanların çevreyi koruma konusundaki sorumluluklarına vurgu yapılmakta.
İKLİM KRİZİ NEDİR?
İnsan faaliyetleri (fosil yakıt kullanımı, sanayi, ormansızlaşma) sonucu atmosfere salınan sera gazlarının artmasıyla yeryüzünün ısınması ve buna bağlı olarak küresel iklim sistemlerinde yaşanan yıkıcı, geri dönüşümsüz değişiklikler ile acil durum bütünüdür.
İklim Krizinin Nedenlerini de şu şekilde sıralayabiliriz.
Fosil Yakıtlar: Elektrik üretimi, ısınma ve ulaşım için kömür, petrol ve doğalgaz yakılması.
Ormansızlaşma: Karbondioksiti emen ormanların tarım veya yerleşim için yok edilmesi.
Endüstri ve Tarım: Fabrika üretimleri, sentetik gübreler ve hayvancılık faaliyetleri.
Önemli Sonuçları mı?
Ekstrem Hava Olayları: Şiddetli kasırgalar, seller, kuraklık ve olağanüstü sıcak hava dalgaları.
Buzulların Erimesi ve Deniz Seviyesinin Yükselmesi: Kutuplardaki buzulların hızla erimesiyle kıyı bölgelerinin sular altında kalma tehlikesi.
Gıda ve Su Krizi: Tarım veriminin düşmesi, tatlı su kaynaklarının azalması.
Biyolojik Çeşitlilik Kaybı: Doğal yaşam alanlarının bozulmasıyla birçok canlı türünün yok olma tehlikesi.
Sanırım son yağışlar dikkatinizi çekmiştir.
Ya da bir yerlerden okumuşsunuzdur!
ACİL VE KARARLI
ADIMLAR ATILMALI
Vakıf; fosil yakıtlardan çıkışın hızlandırılması, ormanların ve tarım alanlarının madencilik baskısından korunması ve adil geçiş politikalarının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) bu yıl Dünya Çevre Günü için yaptığı #İklimİçinŞimdi çağrısı, iklim krizine karşı acil ve kararlı adımlar atılması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
TEMA Vakfı, iklim krizine karşı etkili bir mücadelenin yalnızca emisyon azaltım hedefleriyle sınırlı kalamayacağına; doğayı, yaşam alanlarını koruyan ve toplumsal adaleti gözeten politikalarla mümkün olabileceğine dikkat çekiyor.
EN AĞIR YÜKÜ, EN AZ
SORUMLULAR TAŞIYOR
İklim krizinin etkileri derinleşirken, krizden en az sorumlu olan topluluklar en ağır sonuçlarla karşı karşıya kalıyor.
Dünya Eşitsizlik Raporu’na göre küresel nüfusun en zengin yüzde 1’i, sera gazı emisyonlarının yüzde 41’inden sorumluyken; en yoksul yüzde 50’nin payı yalnızca yüzde 3 düzeyinde kalıyor.
Oxfam’ın 2026 yılında yayımladığı araştırma ise dünyanın en zengin yüzde 1’inin, 1,5 derece hedefiyle uyumlu yıllık karbon bütçesini yılın ilk günlerinde tükettiğini ortaya koyuyor.
İklim krizinin yarattığı kuraklık, seller, aşırı hava olayları ve ekosistem kayıpları; yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalan topluluklardan üretim gücünü kaybeden çiftçilere kadar milyonlarca insanın yaşamını doğrudan etkiliyor.
Bu nedenle iklim krizine karşı geliştirilecek politikaların yalnızca emisyonları azaltmayı değil, aynı zamanda iklim adaletini sağlamayı da hedeflemesi gerekiyor.
KÖMÜRDEN ÇIKIŞ İKLİM KRİZİNE
KARŞI TEMEL ADIMLARDAN BİRİ
Bilimsel çalışmalar, küresel sıcaklık artışını sınırlandırabilmek için fosil yakıtlardan uzaklaşılması gerektiğini ortaya koyuyor. Özellikle kömür, enerji sektöründen kaynaklanan sera gazı emisyonlarının en önemli kaynaklarından biri olmayı sürdürüyor.
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, iklim krizine karşı mücadelede kömürden çıkışın kritik önem taşıdığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Sera gazı emisyonlarının önemli bölümünden sorumlu olan kömürden çıkış, iklim krizine karşı mücadelenin temel adımlarından biridir.
Ancak ekolojik etkiler gözetilmeden, yaşam alanları korunmadan ve yerel halkın katılımı sağlanmadan yürütülen enerji yatırımları; yeni çevresel ve toplumsal sorunlar yaratma riski taşıyor.
Bu nedenle dönüşüm, yalnızca santrallerin kapatılmasıyla sınırlı kalmamalı; kömür bölgelerinde yaşayan işçileri, yerel ekonomileri ve toplulukları koruyan bütüncül bir adil geçiş politikasıyla desteklenmelidir.”
DOĞAYI KORUMADAN İKLİM
KRİZİYLE MÜCADELE EDİLEMEZ
İklim krizine karşı geliştirilen politikaların doğal varlıkların korunmasıyla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çeken Ataç, “Son yıllarda madencilik faaliyetleri ve çeşitli mevzuat değişiklikleri nedeniyle ormanlar, tarım alanları, su varlıkları ve önemli doğa alanları üzerindeki baskı artarken, 2025 yılında kabul edilen Torba Yasa ile doğal varlıklarımız üzerindeki riskler daha da derinleşti.” dedi.
Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı çevresinde yaşananlar, iklim hedefleri ile fosil yakıt politikaları arasındaki çelişkiyi ortaya koyuyor.
Kömürlü termik santrallere yakıt sağlamak amacıyla yürütülen madencilik faaliyetleri için orman alanlarının kesilmek istenmesi, doğal varlıkların fosil yakıtlar uğruna nasıl baskı altına alınabildiğinin somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
TEMA Vakfı’nın 2020-2022 yılları arasında yayımladığı haritalama çalışmalarına göre, 29 ilde toprakların yüzde 67’si IV. Grup madenlere ruhsatlandırılmış durumda.
Bu endişe verici tablo karşısında Ataç, “Ormanlar, tarım alanları ve önemli doğa alanları üzerindeki bu baskı, karbon yutaklarının devamlılığı, su döngüsünün sürdürülmesi ve iklim krizine karşı dayanıklılığın artırılmasında kritik rol oynayan ekosistemleri tehdit ediyor.
Bu nedenle doğayı korumadan iklim krizini durdurmak mümkün değil.” ifadelerini kullandı.
İKLİM İÇİN ŞİMDİ
HAREKETE GEÇİLMELİ
Dünya Çevre Günü’nde yapılan #İklimİçinŞimdi çağrısının somut politikalarla desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Deniz Ataç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İklim krizi yalnızca doğayı değil; yaşam hakkını, üretimi, su varlıklarını ve toplumsal adaleti de tehdit ediyor. Bu nedenle iklim krizine karşı atılması gereken adımlar daha fazla ertelenemez.
Türkiye’nin kömürden çıkış ve adil geçiş konusunda somut adımlar atması, aynı zamanda da ormanları, tarım alanlarını, su varlıklarını ve yaşam alanlarını koruyan politikaları güçlendirmesi gerekiyor.”
Türkiye’nin yıl sonunda ev sahipliği yapacağı COP31 sürecinin iklim politikalarına yönelik tartışmaların yoğunlaşacağı önemli bir dönem olduğuna işaret eden Ataç, karar alıcıları iklim krizine karşı bilim temelli, adil ve doğa dostu politikaları hızla hayata geçirmeye çağırdı.
Biliyorsun, Sorumlusun!
TEMA Vakfı
BİR KAÇ BASİT ÖNERİ...
Bitiriyoruz.
Alınabilecek Bireysel Önlemler mi?
En önemlisi hükümetlerin vatandaşını düşünen politikalar üreterek önüne gelen her sözleşmeye imza atmaması geliyor tabi ki de.
Bu ülke, bu topraklar bize dedelerimizden miras kaldı belki ama hepimizde torunlarımız adına bu ülkenin emanetçileriyiz sonuçta.
Bu nedenle bu ülkenin taşına, toprağına, maderlerine, sahillerine, havasına, suyuna, yer altı ve yer üstü bütün kaynaklarına sahip çıkmalı ve emanetçi olduğumuz gerçeğini de bir an olsun unutmamalıyız.
Fosil yakıt tüketimini azaltmak için toplu taşıma, bisiklet veya yürüyüşü tercih etmek.
Evlerde enerji verimliliğini artırmak ve ısı yalıtımı yaptırmak.
Tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmek, geri dönüşüme destek olmak ve yerel ürünler tüketmek.
Su ve elektrik israfından kaçınmak.
Bu vesile ile başka TEMA Vakfının kurucu merhum Hayrettin karaca başta olmak üzere vakfa emeği geçen ve ebediyete intikal edenlere Allah’tan rahmet, halen hayatta olanlara da sağlıklı ömürler diliyorum.