Asker ve yazar.
Mavi Vatan'ın isim babası.
Cem Gürdeniz, FETÖ'nün Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı gerçekleştirmiş olduğu Balyoz davasında yargılanmış ve 18 yıl ceza almıştır.
Daha sonra 2014'ten itibaren yapılan yeniden yargılamada, sahte deliller üstünden kendisine iftira atıldığı anlaşılınca beraat etmiştir.
Gürdeniz yıllar sonra verdiği röportajda Gülen cemaati tarafından gerçekleştirilen Balyoz davalarının Doğu Akdeniz ile ilgili olduğunu, kendisinin de bu sebeple hedef alındığını belirtmiş;
"Ben hapse girdiğim ilk gün eşime dedim ki bunlar Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Türkiye'nin geleceği için yapılıyor ve bu bir savaştır." beyanında bulunmuştur.
**
TÜRKİYE'NİN NATO SÜRECİ...
T.C. Dışişleri Bakanlığı@TC_Disisleri “1952 yılından beri üyesi olduğumuz NATO’nun 77. yıldönümünü kutluyoruz.
Ülkemiz, Avrupa-Atlantik güvenliğinin asli platformu olan NATO’daki öncü rolünü ilk günden beri aynı kararlılık ve 360 dereceli güvenlik anlayışıyla sürdürmektedir.
Güçlü ordusu, gelişmiş askeri kabiliyetleri ve dinamik savunma sanayii ile Avrupa-Atlantik güvenliğine somut ve kapsamlı katkılarda bulunan ülkemizin,
7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da NATO Zirvesine evsahipliği yapacak olması, İttifak’a yönelik bağlılığımızın ilave bir tezahürüdür.”
**
TARİHİ BİR TESPİT
NOTO’nun 77. Yıldönümü ile ilgili olarak Cem GÜRDENİZ@cemgurdeniznet “Hayatın gerçekleri ve hayatın olağan akışına farklı bir bakış sunan bir kutlama olmuş.
26 Mart 2026 günü İstanbul boğazı yaklaşma sularında neredeyse kara sularımızda Ukrayna’nın silahlı insansız hava aracı saldırısına uğrayan Türk sahipli gemi 1.500.000 varil petrol yüklüydü.
Bu geminin aldığı hasarın sonunda eğer petrol denize yayılsaydı İstanbul boğazı ve Marmara mahvolurdu.
NATO’yu kutlayan dışişleri Bakanlığımız bu saldırıyı yapan Ukrayna’ya kınama bile yapmamıştır.
Aynı hata enerji güvenliğimizin bağlı olduğu mavi akım ve Türk akım boru hatlarına Ukrayna’nın yaptığı saldırılardan sonra da tekrar etmiştir.
Bugün bir devleti ve milleti yok oluşa sürükleyen Zelensky’nin en büyük müttefiki NATO’dur.
Bu yapının tek amacı Türkiye ile Rusya’yı düşmanlaştırmaktır.
Türkiye ikinci Dünya Savaşı’nda ve soğuk savaş ta bile bu tuzağa düşmedi.
Bugün de düşmemelidir.
Günümüzde NATO Türkiye için güvenlik değil aksine risk üreten bir yapıya dönüşmüştür.” diyor.
**
VATAN SAĞOLSUN...
Cem GÜRDENİZ@cemgurdeniznet “73 yıl önce bugün, Çanakkale Nara Burnu’nda Dumlupınar denizaltımızı 81 şehidimizle kaybettik.
Bu facia sadece bir deniz kazası değil, Türk denizaltıcılığının hafızasına kazınmış kader anıdır.
Dumlupınar, Cumhuriyet Donanmasının omurgasını oluşturan denizaltı ruhunun en ağır bedellerinden biridir.
“Vatan sağ olsun” diyerek karanlık suların altında sonsuzluk vardiyasına yürüyen kahramanlarımız, bugün hâlâ Mavi Vatan’ın sessiz nöbetindedir.
Son YouTube yayınımda bu trajediyi, karar anlarını, kurtarma çabalarını ve denizaltıcılığın stratejik anlamını tüm yönleriyle anlattım.
Tüm deniz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.
Türkiye’nin stratejik caydırma yeteneğinin en önemli unsuru olan denizaltı filomuza tüm rotalarda, tüm umklarda ve tüm denizlerde selamet diliyorum.
Pruvaları ve talihleri her zaman açık olsun.”
**
ABD- ÇİN REKABETİ
YENİ BİR CEPHE AÇIYOR
Cem GÜRDENİZ@cemgurdeniznet “İran ABD ve İsrail savaşı geride 1 ayı bırakırken ABD Çin rekabeti yeni bir cephe açıyor.
Panama kanalı işletmesi üzerinde Çin ve ABD mücadelesinin yeni bir cephesi açıldı.
Panama bandırası üzerinden yeni bir jeopolitik gerilim hattı oluşuyor.
İşin kötüsü bu yeni krizin yayılma riski çok büyük.
ABD, Panama hükümeti üzerinden Çin’in Panama Kanalındaki liman varlığını tasfiye etmeye kalktığında aslında “kural temelli düzeni” askıya aldı.
Çin ise aynı düzenin içindeki en meşru araçlardan biri olan Liman Devleti Kontrolü (Port State Control) mekanizmasını kullanarak cevap veriyor.
Bu çok kritik bir eşik.
Nasıl ki ABD yaptırımlar, gölge filo tanımı, finansal sistem baskısı ve yüksek tarifelerle kendi kurallarını dayatıyorsa,
Çin de şimdi nadir metalleri keserek, liman denetimlerini sıkılaştırarak ve Panama bandıralı gemileri alıkoyarak aynı oyuna farklı yaklaşım sergiliyor..
Bu sadece bir misilleme değil, kural temelli dünyanın kendi kuralları ile yapılan sistem içi bir karşı hamledir.
Baltık ve Kuzey Denizi’nde Rusya’nın gölge filo baskısına karşı gemilere silahlı muhafız koyması gibi her aksiyon artık doğrudan bir reaksiyon üretiyor.
Sonuç dünya çapında zincirleme bir kırılmadır.
Hürmüz’de enerji akışı bozuluyor, senede 95 milyon yolcu hareketi gören Dubai’de hava ulaşımının ritmi aksıyor, şimdi de Panama bandırası üzerinden deniz ticareti kilitlenmeye başlıyor.
Panama bayrağı dünya tonajının yaklaşık %20’sini oluşturuyor.
Yani mesele artık birkaç geminin alıkonması değil, küresel ticaretin akışkanlığıdır.
Bu durumda maliyetleri artacak, sefer planları bozulacak, bayrak riski fiyatlanacak.
Ve en önemlisi jeopolitik rekabet artık sadece büyük güçleri değil, doğrudan 8 milyar insanın günlük hayatını etkileyen bir sistem krizine dönüşmüş durumda.
**
YENİLENEN DÜNYA'DA TÜRKİYE...
Cem GÜRDENİZ@cemgurdeniznet "Değerli akademisyen Doçent Volkan Özdemir’in “Yenilenen Dünyada Türkiye “ isimli kitabı sadece ufuk açmıyor, düşünce devrimi yaratıyor. Okunması tavsiye olunur.
Volkan Özdemir@VozdemirV "Bugün ABD/İsrail ile İran arasındaki savaş, Hürmüz ve yuan ödemeli yeni geçiş rejimi çok konuşuluyor.
Oysa kitabımızı okuyanlar açısından yaşananlar sürpriz değil!
Alışılan düzen çatırdıyor, yerleşmiş kalıplar kırılıyor.
Dünya, içinden geçtiğimiz süreçte, tarihte az rastlanan değişimlerden birine tanıklık ediyor.
Kitap, bu değişimi inceliyor & Yenilenen dünyanın şifrelerini kırarken Türkiye'nin konumunu tartışıyor!"
**
BİR AVUÇ ÇIKAR GRUBU 8
MİLYARIN HAYATI İLE OYNUYOR
Cem GÜRDENİZ@ cemgurdeniznet “İngiliz hükümeti günde 400 geminin kullandığı Manş Denizi’nde kendi karasularından geçen trafik ayrım koridorunda Rus Gölge filo tankerlerine zararsız geçiş hakkını durdurabileceğini ilan ediyor ve bu yetkiyi donanması ile sahil güvenliğine veriyor.
Gölge filo tanımını yapan kim?
ABD ve AB.
Gemileri durdurma yetkisini birleşmiş milletler güvenlik konseyi veriyor mu?
Hayır.
Böyle bir koridorda gölge filo da olsa belirli gemilere zararsız geçişi askıya alırım demek deniz ticaretinin temel ilkelerine doğrudan müdahaledir.
Hukuki statüler ve gerekçeler farklı olsa da bu adımın özü Husilerin Bab El Mendeb’de ; İran’ın Hürmüz’de yaptığıyla aynı mantığa dayanır.
Bu uygulama Uluslararası ticaret akışına siyasi ve askeri baskı uygulamaktır.
Ortada ciddi bir çelişki var. ABD bir yandan Rus petrolüne yönelik bazı yaptırımları gevşetirken İngiltere aynı petrolü taşıyan gemileri Avrupa çıkışında durdurma yetkisi veriyor.
Bunun doğal sonucu rotaların değişmesidir. Rus tankerleri Britanya adalarının kuzeyinden dolaşarak doğrudan Atlantik’e çıkmayı tercih edebilir.
Bu durum Bab el Mendeb’de Husilerin yarattığı etkiyle aynı sonucu doğurur. Mesafe uzar, maliyet artar.
Daha kritik bir eşik ise güvenlik boyutudur. Bu gemilere Rusya’nın Wagner benzeri yapılar üzerinden silahlı koruma konulması ihtimali konuşuluyor.
Böyle bir gemiye boarding (çıkma) yapılması artık bir denetim değil doğrudan silahlı temas ve çatışma anlamına gelir.
Bu da İngiltere ile Rusya arasında kontrolsüz bir tırmanma riskini beraberinde getirir ki kraliyet donanmasının zayıf durumu ortadadır.
Sonuçta Denizler artık sadece ticaret alanı değil doğrudan güç mücadelesi sahasına dönüşmüştür.
Gerek Ukrayna Rusya Savaşı gerekse İran İsrail ABD Savaşı küresel ekonominin atar damarları olan deniz ticaret rotalarını Manş’tan Hürmüz‘e ve Bab El Mendeb’e kadar tıkıyor.
Sebep Zelensky ve Netanyahu üzerinden NATO, AB ile ABD neocon ve eskatolojik siyonistlerin Trump şefliğinde yürüttüğü iki savaş.
Bir avuç çıkar grubu 8 milyarın hayatı ile oynuyor.
Araştırmacı akademisyen Deniz Güler’in işaret ettiği gibi dünya deniz cephesinde kritik bir eşiği geçiyor.”
**
NE KADAR ACI DEĞİL Mİ!
Yazımızın başında vermiştik FETÖ’nün ülkemize, ordumuza verdiği zararlara dair girizgah.
Cem Gürdeniz: "Deniz Kuvvetleri'nin bütün gizli planları Balyoz kumpası sırasında karşı tarafın eline geçti.
Atalarımız boşuna söylememiş:
Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür (İnsan hafızası unutma ile kusurludur.)
Ama öyle bir dönem yaşandı ki bu millete unutturmaya çalıştıkları şeyler unutulmayacak.
Kumpas yıllarında yaşanan acılar sıradan bir unutulmaya sığmaz.
Yok olan hayatlar, atılan iftiralar, dijital delillerle çalınan yıllar, tasfiye edilen binlerce yurtsever, düşmana teslim edilen savaş planları ve 15 Temmuza giden FETÖ yapılanması…
Bu millet unutmaz artık.
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’den muazzam bir tespit: “En büyük anti Kemalistler, ABD Avrupa Birliği ve İngiltere’dir.
Çünkü Türkiye’nin Atatürk dönemindeki 15 yıllık Türk rönesansının tekrar, tekrar etmesini istemezler.”