Türkiye gerçeklerine dair bir yazı bugün.
Son dönemde artan fiyatlara dair.
Ekonomiye dair.
Malum, Türkiye’yi nerede ise çeyrek asırdır aynı kadrolar yönetiyor.
57. Hükümetin yaşadığı sorunlar ve kriz akabinde merhum Kemal Derviş’in politikaları ve sıkılan kemerler sayesinde müthiş bir ekonomi güçle iktidara geldiler.
Parasal kaynaklar, Dünya’da ki ekonomideki hareketlilik ile de boldu.
Yeraltı ve yer üstü zenginliklere henüz kimse el değmemişti.
Nasıl oluyor da ülkesinde savaş hali olan İran ve Ukrayna’da bile başta enflasyon rakamları olmak üzere gıda sektöründe sebze-meyve fiyatları bizim ülkemizin dört beş katı kadar düşük olabiliyor?
Ya da soruyu bir başka şekli ile tersten soralım mı?
Nasıl oluyor da ülkeyi yönetenler fiyatları bu kadar içinden çıkılmaz hale getirmeyi başardılar?!...
RÜYA İDİ, ŞİMDİ HAYAL OLDU…
Mesela konut almak artık normal bir aile için hayal.
En kötü konut fiyatı 3-5 Milyon TL
Otomobil deseniz aynı şekilde.
Orta halli bir arabanın fiyatı 1.5-2 Milyon TL
Emekli ikramiyesi ile eskiden ya bir ev alınır, ya bir araba alınır, ya da bir-iki çocuk evlendirilirdi.
Şimdilerde mi?
Bir düğünün maliyeti nerede ise 1.5-2 milyon TL.
Borcunu da ödeyemeden zaten evlenenler çoktan boşanıyorlar…
Bugün sizlere yine Türkiye gerçeklerine dair önemli bir yazı.
Sorularla dolu olan ve cevabı da bulunmayan sorular.
BU VERİLER NORMAL Mİ?
Tarih: 12 Nisan 2026
Paylaşımı yapan: Hasan Karal@hasankaraltr
Görevi: @devapartisi İstanbul Milletvekili - Genel Başkan Yrd.
Konu Başlığı: Bu veriler bir "Hukuk Devleti" için normal olabilir mi?
Güzel ülkemizde 58 milyon yetişkin var; adliye koridorlarında 45 milyon dosya...
16 milyon 773 bin şüpheli var.
Bu, her 5 kişiden birinin adli süreçlerin içinde olduğu anlamına geliyor.
403 ceza infaz kurumunda, 414 bini aşkın hükümlü ve tutuklu bulunuyor.
Türkiye, bu alanda Avrupa’da ilk sırada.
35 milyon 284 bin 514 icra dosyası var.
Bu da neredeyse her 2 kişiden birinin icralık olduğunu gösteriyor.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR…
Son okullarda yaşanan dehşet ortada.
Bakın Hasan Karal, çocuk suçlarına dair hangi rakamları paylaşıyor?
330 bin 496 çocuk…
“Suça sürüklenen çocuk” olarak kayıtlarda.
3 milyon 324 bin 881 kişi hırsızlık şüphelisi.
3 milyon 518 bin kişi dolandırıcılık şüphelisi.
452 bin 627 boşanma davası…
1 milyon 47 bin 288 kişi hakkında tedbir kararı…
Bu rakamlar toplumun hukukla, güvenle ve huzurla kurduğu bağın zayıfladığının "resmi istatistikleri."
Durum vahimden de öte.
Ne olacak bu adaletin hali?
Kimsenin kendini güvende hissetmediği bir yerde, insanın yüzü güler mi?
GIDA ZİNCİRİNDE YAŞANAN
FAHİŞ FİYAT ARTIŞLARI…
Devam ediyoruz…
DEVA Partili @hasankaraltr, gıda zincirinde yaşanan fahiş fiyat artışlarını Meclis'e taşıdı:
“Tarladan sofraya yüzde 500'lere varan artış var.
Üretici kazanamıyor.
Tüketici pahalıya almak zorunda kalıyor.
Peki bu süreçte denetim mekanizmaları nerede?"
NASIL OLUYOR BU İŞLER?
Türkiye’de tarladan sofraya uzanan gıda zincirinde fiyatlar %300 ila %500 arasında artıyor.
Üretici kazanamıyor, tüketici yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalıyor.
Ürünler depolanıyor, arz geciktiriliyor, piyasaya daha yüksek fiyatla sunuluyor.
Hal, depolama ve perakende süreçleri bütüncül şekilde denetlenemiyor.
Basına düşmeden tespit edilemeyen sistem, açık bir denetim zafiyeti ortaya koyuyor.
Biz biliyoruz ki; adil bir piyasa, güçlü ve zamanında denetimle mümkündür.
Fiyatlar %300–%500 artarken, bu fahiş artışlar hangi aşamada ve nasıl tespit ediliyor?
Tespit edilen fahiş artışlara karşı hangi yaptırımlar uygulanıyor?
Stoklama ve arz geciktirme faaliyetleri önceden tespit edilebiliyor mu?
Hal Kayıt Sistemi olağan dışı fiyat ve stok hareketlerini etkin şekilde izleyebiliyor mu?
DENETİMLER, YETERSİZ KALIYOR?
Denetimler bu artışları önlemede neden yetersiz kalıyor?
Türkiye’de perakende aşamasında fiyatlar hızla yükseliyor, raf ile üretim fiyatı arasındaki makas giderek açılıyor.
Aynı ürün, kısa süre içinde yüksek oranlı fiyat değişimleriyle tüketiciye sunuluyor.
Fiyatlandırma ve etiket uygulamalarında standart ve şeffaflık sorunu dikkat çekiyor.
Zincir marketlerin fiyat belirleme süreçleri yeterince şeffaf ve izlenebilir değil.
Denetimler çoğu zaman ancak şikâyet veya kamuoyu baskısı sonrası devreye giriyor.
Biz biliyoruz ki; tüketiciyi koruyan piyasa, güçlü ve önleyici denetimle mümkündür.
SORULAR… SORULAR…
Ticaret Bakanı Sn. Ömer Bolat’a sorduk, yanıt bekliyoruz.
Perakende aşamasında fiyat artışları hangi kriterlere göre belirleniyor?
Fiyat ve etiket denetimleri hangi sıklıkla ve hangi yöntemlerle gerçekleştiriliyor?
Ani ve yüksek oranlı fiyat artışları ne zaman ve nasıl tespit ediliyor?
Zincir marketlerin fiyatlandırma süreçleri düzenli olarak denetleniyor mu?
Fahiş fiyat uygulamalarına karşı yaptırımlar yeterince caydırıcı mı?
Şikâyetlere yansımayan fiyat hareketlerini izleyen bir sistem bulunuyor mu?
Fiyat değişimlerini anlık takip eden dijital bir denetim altyapısı mevcut mu?
Denetimler tüketiciyi koruma konusunda yeterli sonuç üretiyor mu?
OKULLARDAKİ ŞİDDETE DAİR!
Deva partisi İstanbul Milletvekili Hasan Karal;
Şanlıurfa Siverek'te okulda silahlı saldırı oldu.
İçişleri Bakanlığı, 'derhal' müfettiş görevlendirdi.
Milli Eğitim Bakanlığı, 'derhal' görevden almalar yaptı.
Adalet Bakanlığı, 'derhal' soruşturma başlattı.
Kahramanmaraş'ta okulda silahlı saldırı oldu.
İçişleri Bakanlığı, 'derhal' müfettiş görevlendirdi.
Milli Eğitim Bakanlığı, 'derhal' görevden almalar yaptı.
Adalet Bakanlığı, 'derhal' soruşturma başlattı.
Canlar yandı, olanlar oldu, ölenler öldü.
Olmadan, ölmeden, can yanmadan ortada olmayan devlet; olduktan, öldükten, can yandıktan sonra ortaya çıktı.
Milyonlarca ailenin evlatlarını emanet ettiği okullardan öğrencilerin, öğretmenlerin cenazeleri çıkmaya başladı.
Olduktan sonrası kolay.
Devletin asıl vazifesi; acıdan sonra değil o acıyı doğuran sebepleri ortaya çıkmadan ortadan kaldırmak için "derhal" gereğini yapmaktır.
Milli Eğitim Bakanlığı çocukları eğitiyor mu yoksa sadece öğretiyor mu ?
SON DEĞERLEDİRMELER...
Bitiriyoruz.
Deva partisi İstanbul Milletvekili Hasan Karal’ın son değerlendirmeleri ise şu şekilde:
Siyasetin şirazesi kayınca, toplumun da dengesi bozuldu hâliyle...
Türkiye’de anayasal bir hak, bugün “1,9 litrelik promosyon termos”a kadar düşmüş.
Deveye sormuşlar: “Boynun neden eğri?”
Demiş ki: “Nerem doğru ki?!”
Kurnazlığın ve görgüsüzlüğün 'zeka' zannedildiği coğrafyada, nezaket ve incelik zayıflık gibi görünebilir.
Aldanmayın, aldırmayın.
Bir haber sitesinde;
“Savaşın faturası ağır oldu, Euro Bölgesi'nde enflasyon sert yükseldi: 4 yılın zirvesinde!” başlıklı bir habere denk geldim.
Herhalde enflasyon bizdeki gibi “yüzde 30-40'lara falan yükseldi” diye düşündüm.
İçeriğine baktım; yıllık enflasyon yüzde 1,9 seviyesinden yüzde 2,6’ya “fırlamış.”
“Zirve” dedikleri %2,6…
Bizde o oran, neredeyse haftalık fiyat artışı.
Avrupa’da %2,6 “sert yükseliş” sayılıyorsa,
Türkiye’de yaşananı tarif edecek kelime lügatta yok.