Türkiye'de sürekli terörle ilgili açılım yapılıyor.
Daha önceki hendeklerin kazıldığı nerede ise bir iç savaşa sebebiyet verilecek tabloyu, bu vesile ile de kimlerin gerçek yüzünü gösterdiğini ve artan şehit sayılarımızı daha henüz unutmamışken, bu kez daha da büyük ve ağır bir tablo doğuracak yepyeni bir tablo ortaya kondu.
Bu kez TBMM'de ki milletvekilleri de işe alet edildiler.
Hatta bir de buna evet diyenleri korumak adına da kendileri için bir de yasa bile çıkarttılar.
İyi mi?
Yaptığınız işle ilgili endişeniz var ise bu doğru bir eylem değildir değil mi?
Hem vatandaşın, seçmenin size verdiği emanete, hem de vatana, millete, bayrağa, anayasaya, kanuna, kitaba yanlış yap, sonra da yasa ile kanunla arkanı garantiye al.
Ne ala memleket değil mi?!...
KANTARIN TOPUZU KAÇTI…
Gülten Kışanak ve Şemdin Sakık’ın kardeşi Sırrı Sakık’a ve söylemlerine bile girmiyorum.
Meydanlarda hatta TBMM’de kantarın topuzu da epey kaçtı.
DEM Parti Diyarbakır milletvekili Cengiz Çandar’dan sürece itiraz edenlere: “Size ne oluyor? Beğenmiyorsanız dağlar sizi bekliyor, buyurun çıkın” dedi.
Sanırım hadlerini epey aşmaya başladılar. Bu büyük hezeyanın altında hepsi de kalacaktır.
Bakın ne diyor DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan?
''Türkiye Cumhuriyeti bizim ortak evimizdir. Ama eksikler var ama yanlışlar var ama inkarcı bir tutum var.
Ortak evimizdeki o yanlışların, eksiklerin, zulmün, inkarın ve yok saymanın ortadan kaldırılmasını hep birlikte sağlayarak ortak evimizde kardeşçe, eşitçe birlikte yaşayacağız.
Hepsi bu kadar. Ne bölünme, ne çatışma ne de kimseden bir şey alma süreci değil bu süreç.''
YANİ… NE YAPILACAK?
Hüsnü Bozkurt @HsnBozkurtYANİ…“Bu yasa temel, daha katlar çıkılacak, duvarları örülecek, çatısı çatılacak, kapısı penceresi takılacak, bu bin kilometrelik yolun İLK ADIMI, asıl yapılacaklar bundan sonra yapılacak”
NE YAPILACAK? -“Türklerin ve Kürtlerin kurucu unsur olduğu -şimdilik iki, sonra çok uluslu- yeni bir Demokratik(!) Cumhuriyet kurulacak”,
-“Bölgesel özerklik (adı Kürdistan olan, sonra diğer 3 ülkedekilerle birleşecek özerk bölge) tanınacak ( yani yeni devlet federasyon olacak)”,
-Bütün ‘halklar’ için anadilde eğitim (yani yeni devlet çok dilli olacak, 20 dilde eğitim) yapılacak”, -“Ankara Diyarbakır hukukunu tanıyacak” (Yani yeni devlet çok hukuklu olacak), -“Milletin adı ‘Türkiyeli’, bayrağı ‘Türkiye Bayrağı’ olacak”, -Yani Atatürk’ten, Lozan’dan, üniter ulus devletten, dil birliğinden, bölünmez bütünlükten, Anayasa’nın ilk 4, 10, 42, 66 ve 174. maddelerinden vazgeçilecek! Ancak o zaman “evimizde kardeşçe(!) yaşayacağız”
YOKSA… “Kürtler Şeyh Sait, Seyit Rıza ne yaptıysa onu yapar” (Yani devlete isyan edip karakol basar, jandarma, vatandaş şehit eder, köyleri kentleri işgal edip Kürdistan’ı kurar!), “Her yer Gazze olur” (Yani ülkenin tamamı savaş alanı olur!)… ÖYLE Mİ TUNCER BEY?
Çerçeve Yasaya “EVET” diyenler; PKK terör örgütünün ve beraberinde İran PJAK’ının, Irak PÇTK’sının ve Suriye PYD/YPG’sinin üst yapısı KCK’nın ağırlaştırılmış müebbet hapis mahkumu elebaşına Türkiye Cumhuriyeti Devlet bürokratlarının yer alacağı “Silahsızlanma ve Siyasallaşma Alt Kurulu”nda görev verilmesine ve böylelikle süreci yönetip yönlendirecek bir konuma getirilmesine ne diyorlar acaba, İLKESEL olarak tabii?
ÖZGÜR ÖZEL’E ÇOK ÖZEL…
Abdullah Öcalan: (Özgür Özel’e) “Özgür Bey’e özel selamlar. Bir yetkilisi Meclis İzleme Kurulu’na katılmalı. Ben bu kurulu CHP için dayattım. ‘Acaba bizi mi tasfiye ediyorlar, Cumhur İttifakı ile birleştiler, bizi mi yok edecekler?’ diyorlar ya. Her gün hukuk ve demokrasi diyorlar. Bunun yolu bu çalışmadan geçer. Biz AKP’lilerle değil, devletle demokratik hukuk çözümünü tartışıyoruz. ‘Hukuk ve demokrasi kanalını açmak herkes için hele sizin için son şanstır’ demelisiniz. Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer.”
Demokrasi mücadelesinin cezaevi adresli olamayacağını altını çizerek vurgulayan Özel ise İmralı'dan gelen mesaja karşı tavrını şu sözlerle netleştirdi: "Genel olarak ben demokrasinin yolunu cezaevlerinden, şehirlerden değil TBMM’den geçiririm. Şu cezaevinden geçmez, buradan geçer değil; eğer demokratik bir cumhuriyet olacaksak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden, sandıktan geçer."
BAKIN TERÖR NASIL BİTER?
Bakın nasıl biter?
İşte Dünya örnekleri; Sakalar İskitler(Gizlenen Eski Anadolu Halkı)@Saka_larr İspanyollar, ETA liderlerini kafasına kese kağıdı geçirmeden ekrana çıkartan TV’lerin lisansını direkt iptal etti.
Toplumsal izolasyon politikası uygulayarak, terör propagandasını yasakladı. Örgüt liderleri örgütü fes ederken bile gördüğünüz kafalarında kese kağıdı vardı. Bizde nasıl?..
İspanyollar, ETA terör örgütü yöneticilerine 50 yıl ağır hapis cezaları verdi, ETA silah bıraktı, liderleri özür diledi, İspanyollar özürlerini bile reddetti, kabul etmedi. Bizde nasıl?..
Yunanistan'da 17 Kasım terör örgütü bitirildi.
İtalya'da kızıl Tugaylar bitirildi.
İngiltere'de Ira bitirildi.
İspanya'da Eta bitirildi.
Türkiye'de PKK'yı devlete ortak etmek için yeni anayasa yapmaya devam ediyorlar! Ve PKK'lılara özel Af yasası da çıkardılar!
Yunanistan, İtalya, İngiltere veya İspanya'da, hiç bir iktidar devletini teröristlere teslim etmedi, terör örgütü liderine kurucu önder diye zırvalamadı.
Terör örgütü liderinin resmini yırtan gençleri gözaltına almadı.
Terör örgütü liderine villa yada TV hediye etmedi. Yanına kadın göndermedi. Terör örgütü lideri istedi diye parlamentoda Anayasa'ya aykırı komisyon kurup, çerçeve yasa çıkartmadı.
Dahası, bütün Kürtleri pkk'lı diye etiketleyip, sizin muhatabınız lideriniz önderiniz apo demedi, apo bayraklarıyla sokaklarda şov yapanlara göz yummadı! Hiçbir iktidar.
Kıytırık İsrail, Suriye'deki Türk üslerini bombalarken bile susuyor ekrana bile veremiyorlar!
Siyonist Tom Barrack, 4 parçalı Kürdistan kuruluyor derken, İsrail'in güvenliği için Türk Ulus Devletinizden vazgeçin, Osmanlı'ya geri dönün derken susuyor hatta alkışlıyorlar!
Bizde ihanetin bini bir para!
Daha neler gelecek arkadan kim bilir?...
Son söz: Türkiye'yi Türkler yönetmeli
Vatikan ile Washington'un seçtiği kripto valiler değil
Yoksa hiç bir sorunu çözemeyiz. Ne Mutlu Türküm Diyene
DEVLET İÇERİDEN PARAMPARÇA
Dr. Naim Babüroğlu@NaimBaburoglu “Irak'a bakın… Libya'ya bakın… Lübnan'a bakın… Ve Suriye'ye bakın…
Hepsinde farklı tarihsel koşullar var. Ancak sonuçlarda, dikkat çekici bir benzerlik söz konusu…
Merkezi devlet zayıfladı. Etnik ve mezhepsel ayrışmalar derinleşti. Alt kimlikler siyasallaştı.
Ve devletin egemenliği, ülkenin tümünde uygulanamaz duruma geldi.
Sınırlar haritada aynı kaldı; ama devlet içeriden paramparça oldu…
“PKK’YA AF” YASASINI REDDEDİYORUZ!
Kızılcagün Platformu@kizilcagunp
“PKK’ya af” yasasını reddediyoruz!
Milli kuvvetleri, milli cephe inşasına çağırıyoruz!
Türkiye; “Terörsüz Türkiye” adı verilen bölücü açılım sürecinin dayattığı “PKK’ya af” yasasıyla kritik bir eşiğe girmiştir.
22 Ekim 2024’te başlayan sürecin, bölücü terör örgütü PKK’ya ciddi kazanımlar sağladığı hususu yadsınamaz bir gerçektir! Sürecin başından bu yana PKK ne silah bırakmış ne de feshedilmiştir.
Buna karşın örgüt Suriye’de CIA tertibiyle Şam’a çıkarılan HTŞ ile yaptığı mutabakatlar sonucu 4 tugay oluşturarak Haseke, Kamışlı ve Ayn el-Arab’da sözde özerklik ilan etmiştir. Irak’ta varlığını sürdüren örgüt sözde Kürdistan’ın hayata geçmesi için İran sınırında yığınak yapmaktadır.
Meclis heyetinin bebek katilinin ayağına götürülmesi ve “PKK’ya af” yasasının çıkmasıyla bölücü örgüte ve Öcalan’a meşruiyet verilmiş, yasadan faydalanacak 10 bine yakın teröristin PKK talimatıyla şehirlerde yuvalanmasının önü açılmıştır.
Teröristbaşı Öcalan ve PKK'yı Kürt kökenli vatandaşlarımızın temsilcisi gibi göstermek, Türk milleti nezdinde kabul edilebilir değildir.
Milletvekillerinin içeriğini bilmediği bir teklife imza attığı çerçeve yasanın kabulü sonrası; AKP’den yapılan açıklamalarda Öcalan’ın gazetecilerle ve akademisyenlerle görüşmesinin önünde bir engel olmadığı belirtilmesi, terörist başına “statü” verildiğinin açık bir göstergesi olmuştur.
Yeni hedefin; AKP-Öcalan mutabakatıyla vatandaşlık tanımının değiştirileceği, Kürtçeye statü verileceği ve anadilde eğitim talebinin yer alacağı bir anayasa değişikliği olduğu açıktır.
Atatürk’ün Ankara’ya geliş tarihi olan 27 Aralık’ta büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda ülkenin etnik temelde bölünmesini reddeden, Kürt'ü Türk'ten ayıran girişimlere karşı mücadele etmeye ant içen, 19 Mayıs’ta ABD Ankara Büyükelçiliği önüne yürüyerek açılımın sahibine “bayrak” gösteren ve Türk milletinin iradesinin ortaya çıkması için 27 Haziran’da İYİ Parti’nin “bayrak” mitingine destek veren Kızılcagün Platformu, 16 Ağustos’ta Balıkesir’de yapılacak “bayrak” mitingine yine aynı amaçla destek verecektir. Kızılcagün Platformu, bölücü ihanet sürecine karşı milli bir cephenin inşa edilmesini bir zorunluluk olarak görmektedir.
Bu kapsamda Meclis’te ihanet sürecine “Hayır” diyen İYİ Parti’ye tarihi bir sorumluluk düşmektedir. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun bölücü açılım sürecine karşı parti mitingleriyle sınırlı kalmaması; siyasi partilere, demokratik kitle örgütlerine ve Türkiye’nin vicdanını teslim eden aydın ve yazarlara, yer ve tarih vererek milli cephenin inşası için çağrı yapması elzemdir.
Türkiye’nin birliğini savunanların birbirinden uzak durma, bekleme veya seyretme lüksü yoktur!
Kızılcagün Platformu; Türk milletini etnik yapılara bölerek, parçalanmaya iten anlayışlara ve girişimlere asla izin vermeyecektir.
Başlattıkları sözde “Terörsüz Türkiye” adı verdikleri sürecin ülkemizi kaos ve çatışma ortamına sürükleyeceği endişesiyle Türk milletinin sesi olmaya devam edeceğiz.
Kazanan; süreci ABD ve İsrail desteğiyle yönetenler değil, Türk’ü ve Kürt’ü ile Türk milleti olacaktır!
Ne mutlu Türk’üm diyene!