Yaşlılığımda beni yalnız bırakma…
Yalnız kalmaktan korktuğum için değil,
ama bazı yalnızlıklar vardır ki, ne kitaplar, ne sessizlik doldurabilir.
Ne kahve, ne de tatlı şarkılar hafifletebilir o yalnızlığı.
Bu, bedeni değil, ruhu acıtan bir yalnızlıktır.
Alanımı, huzurumu, bana ait anları severim,
ama bazı öğleden sonraları vardır ki, saat bile düşman kesilir,
ve kendi sesimin yankısı bile sadece bir iç çekişle yanıt verir bana.
Yaşlılığımda beni yalnız bırakma.
Bana adımı fısıldayan bir sesin,
hala hayatta olduğumu hatırlatan bir kahkahanın,
yüzüm değişse de beni tanıyan bir bakışın yokluğundan mahrum bırakma.
Bahsettiğim şey bir çift aşkı değil, varlıktır…
Sözlere ihtiyaç duymayan o sessiz sıcaklık,
“Buradayım” diyebilen bir kalp dokunuşudur,
vücudum artık ilerlemeye güç bulamadığında.
Aynı hikâyeleri tekrar tekrar anlatırken,
yine de beni ilk kez dinliyormuş gibi bakan birinin varlığıdır.
Yaşlılığımda beni yalnız bırakma.
Biraz daha kal benimle.
Hiç konuşmasan da.
Gün gri ve ben alışılmadık derecede sessiz olsam da.
Nostalji beni sarıp, gözlerim sebepsiz yere dolsa da,
ne diyeceğini bilmesen de… sadece kal.
Yanımda ol, yavaşladığımda, sakar ya da inatçı olduğumda.
Ellerim titrediğinde, hafızam parçalara ayrıldığında.
Günlerimde değil, daha çok anılarımda yaşadığımda.
Kal… acı verse de, yorucu olsa da.
Yaşlılığımda beni yalnız bırakma.
Ne kutlamalar, ne çiçekler, ne de hediyeler isterim.
Sadece, beni acele etmeden kucaklayan biri,
istemeden üzerime bir battaniye örten biri,
akşamı birlikte sessizce izlemek için yanıma oturan biri olsun isterim.
Sessizlikten korkmadan…
Çünkü aslında, yaşlanmaktan korkmuyorum…
yalnız yaşlanmaktan korkuyorum.
Paylaşacak bir barışım olmadan yaşlanmaktan.
Yaşlılığımda beni yalnız bırakma.
Çünkü ruhum yalnız kalırsa…
buna dayanamayacağım.
O yalnızlık, katlanabileceğim bir şey değil.
MİLKA MAGTORRE
**
BİZ KÜÇÜKKEN...
Biz bir gülerdik küçükken, kalbimiz kahkahalar atardı.
Biz küçükken öğretmenimiz en yakın arkadaşımızla sıralarımızı ayırmasın diye, teneffüse kadar konuşmazdık.
Not yazardık birbirlerimize.
Biz diyorum küçükken bizdik böyle bayağı bir kalabalıktık.
Yani biz diyebileceğim kadar çok.
Biz küçükken bir büyüktük ki böyle kollarımızı açsak sığmazdı eni boyu.
NAZIM HİKMET RAN
**
İHTİYACA GÖRE...
Tanrı size istediğiniz insanları değil,
İhtiyacınız olan insanları verir.
Öyle ki bu insanlar size yardım edecek,
Sizi incitecek, acı verecek, sizi terk edecek,
Sizi sevecek ve olmanız gereken insan olabilmenizi sağlayacaktır…
LAO TZU
**
NE OLDU BU İNSANLARA?
Bir şey oldu bu insanlara, kimse kimseyi sevmez oldu
Sinsi bir tür nefret başını çıkardı bütün duyguların arasından
Alaycılık bütün üslupların arasından belirginleşmeye başladı
Sadece ezberletilen şarkıları söyleyebilenler ortalıkta
Sevmeden aşık olanlar, kavga etmeden yenenler,
cin olmadan adam çarpanlar yeni kurallar koydular sanki
Ve kaptırdı insanlar kendini bu düzene...
**
NASIL GENÇ KALACAKSIN?!...
Charlie Chaplin, kendisinden 30 yaş küçük olan Oona'ya evlenme teklif etmeye karar verdiğinde nazikçe şöyle dedi:
"Sana nasıl yaşayacağını öğretmek için benimle evlen, sen de bana nasıl ölüneceğini öğret. "
Zarafetle cevap verdi, "Hayır Charlie, seninle nasıl olgunlaşacağını öğrenmek için evleneceğim ve sonuna kadar nasıl genç kalacağını öğreteceğim. "
34 yıl birlikte yaşadılar ve 8 çocukları oldu.
**
MÜTEVAZİLİK...
"Sevdiğin insanlara zor olmamak için, o kadar basitleşiyorsun ki, sana değer vermeye gerek duymuyorlar.
"Ne kadar doğru bir tespit değil mi?
Mütevaziliğin eziklik sayıldığı bir toplumda; küçük şeylerle mutlu olmak ve azla yetinmek ne yazık ki 'basitlik' algılanıyor...
Yine de "bize bizi bilen, bize candan seven, içten ve samimi biz gibi dostlar" gerek.
Bir insanın ruh güzelliği, yaşarken kimlere rastladığına bağlıdır..
Gönlü güzel insanlara kalsın bu dünya inşaallah...
**
ZOR OLMAMAK İÇİN...
"Sevdiğin insanlara zor olmamak için, o kadar basitleşiyorsun ki, sana değer vermeye gerek duymuyorlar.
"Ne kadar doğru bir tespit değil mi?
Mütevaziliğin eziklik sayıldığı bir toplumda;
küçük şeylerle mutlu olmak ve azla yetinmek ne yazık ki 'basitlik' algılanıyor...
Yine de "bize bizi bilen, bize candan seven, içten ve samimi biz gibi dostlar" gerek.
Bir insanın ruh güzelliği, yaşarken kimlere rastladığına bağlıdır..
Gönlü güzel insanlara kalsın bu dünya inşaallah...
**
RİSKİ GÖZE ALABİLEN HÜRDÜR
“Gülmek; “saf” denme riskini göze almaktır.
Ağlamak ise; “duygusal” görünme riskini…
Birine yakınlaşmak; “kendini kaptırma” riskini,
Duygularını açmak; “kendini ortaya koyma” riskini,
Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise; onları başkasına kaptırma” riskini göze almaktır.
Sevmek; “karşılık görememe” riskini…
Yaşamak ise; “ölme” riskini göze almaktır.
Umutlanmak; “hayal kırıklığına uğrama” riskini
Çabalamak ise; “başarısız olma” riskini göze almaktır…
Ama riskler yaşanmalıdır. Çünkü; hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır.
Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden korunabilir, ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez.
Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken, bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder.
Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür.”
LEO BUSCAGLİA
**
EN ANLAMLI SÖZ...
En anlamlı yemin söz vermektir.
En büyük intikam affetmektir.
En adi söz hiç sevmedim demek.
Ve en güzel cevap, gülüp geçmektir.
VİCTOR HUGO
**
YORGUNUM...
"Canım çok şey anlatmak istiyor ama yorgunum.
Beynim yorgun, bedenim yorgun, bunca şeyi affeden kalbim yorgun.
Heveslerim yorgun, iyimserliğim yorgun, konuşarak anlaşmaya olan inancım yorgun.
Benden sadece mecalsiz bir şey kaldı.
Çok yorgunum."
SABAHATTİN ALİ
**
MİHRİBAN...
- Bir gün Mihriban'ı göreceğinize inanıyor musunuz?
+"Bilmiyorum, görmek de istemiyorum.
Değişmiştir şimdi, ben onun nazarında değiştim, o benim nazarımda değişti.
Niye görelim?
Öyle kalsın ya...
İnsanların gönülde kalması, gözde kalmasından daha iyidir."
ABDURRAHİM KARAKOÇ
**
MERHAMETLİ İNSANLAR
"Ben, merhametli insan severim.
Halden anlayanı, söylemeden yapanı, karanlıkta hapşırırken bile, ağzını kapatanı severim. Yol yordam bileni, sözünü tartıp diyeni, samimî olan tatlı dili, toprağa basarken karıncayı düşüneni severim.
Her canlıya hürmet edeni, iki dinleyip, bir söyleyeni, gönülleri hoş edeni, yüzü her daim gülümseyeni severim."
Yüzünüz hep gülsün sevgili dostlar, mutluluklar…