BİR HAZAN SAYIKLAMASI
"""""
Efendim; son yıllarda her şey gibi mevsimler de mi değişti nedir bilemem! Pek de alışık olmadığımız bir atmosferde yaşıyoruz sanki… Aralık ayının bir öncesi kasım ayına girdik sessiz sedasız...“Yine aylardan kasım” şarkısı dudağımızda, eller cepte! Sonbaharı yaşıyoruz düzensiz yağmurlarla yaşlarla. Kış mevsimine şurada kalmışız bir adım, uzatsak elimizi karın beyazına değecek. Kaldırsak gözkapağımızı yapışacak aralık ayının soğuk yüzüne. Sonra da yalnızlığımızı; doğayla bağ kurarak şiirle ifade edeceğiz şair Feyzi Halıcı diliyle;
“Yalınca bir dağ başında,
Ellerime kar yağıyor.
Yazın yaz kışın kış tanrım,
Bu ne mayalanış tanrım
En güzele en korkunca,
Teselliler sonu bunca
Gökyüzünde unuttuğum
Ellerime kar yağıyor!”
Henüz kış ayında değiliz ama nefesini ensemizde hissediyoruz gibi. Şu anda yaşadığımız zaman sonbaharla kış arası. Yağmurlar sicim sanki, hani “insana şiir, toprağa yağmur" derler ya öyle işte ! Aheste aheste yağsa da yağmurların kokusunu doyasıya içimize bir çekebilsek, yağmur damlalarından oluşan su birikintisini üzerimize sıçratan şu arabanın şoförüne şöyle okkalı bir küfür sallasak var ya! Sonra o yağmurun çisenti dediğimiz türüne tutsak ağır başımızı. Yuuuuh çeksek bir, şu otobüs duraklarına kaçışan yağmur kaçaklarına… Attila İlhan şairimiz ne diyordu; “…Eğer ben yalnızsam, yanılmışsam/Elimden tut yoksa düşeceğim/Yağmur beni götürecek yoksa beni…”
Doğa artık yavaş yavaş kabuğuna çekilmiş olsa da hüzün, sevgi, ayrılık ve daha birçok olumsuz duygu harmanlanıp önümüze serilse bile bu oluşumların getirdiği durumlar sizleri bilmem ama farklı hisler uyandırır bende hep. Doğaya hayat vermesini beklediğim o sağanak yağmurlar şu içimin yangınlarını da bir an olsun söndürebilir diye ümit ediyorum şimdi.
Bu mevsimdeki hüznün solukluğunu içimde hissedeyim. Dökülen sarı sarı yapraklara, caddelerden kaldırımlara sıçrayan sulara, gökyüzünün gri havasına şöyle bir kendimi kaptırayım gitsin hele! Gelecek olan kar yılına, "var yılı” diyebilmek adına, gökyüzünden; Gökçeöz yağmurları çaldığımda oturup şöyle bir pencere önüne, mevsim sonbahar olsa da henüz ben Onno Tunç markalı “Bir Kış Masalı” söyleyivereyim diyorum MAVİ dilinden;
”Bir su damlası ürperir tenimde
Bir temas hatırlarım ta eskiden
Gözlerimi unuttum masallarda
Ağlayamam ki ben!”
Su gibi çırılçıplak ve aydınlık
Saz gibi durdum şiddetin önünde
Sevgiyi bilmiyorlar, bilmiyorlar
Söyleyemem ki ben…”
"""
4 Kasım 2026