Hep "Kırk yaş önemli" derlerdi...
Meğerse yanlış biliyorlarmış...
Elli yaşından sonrası daha önemliymiş...
Hayat kısaldıkça anlamı nasıl da değişiyor...
Ellisinden sonra baktığın her şeyi görüyor, dinlediğin her şeyi anlıyorsun...
Aşk bile başkalaşıyor...
Maddeden ruha geçildiği bir dönem başlıyor...
Aldığın her nefesin anlamını biliyor, içtiğin her yudumun tadını çıkarıyorsun...
Aşka koşar adımlarla değil, yavaşça vals yapar gibi yavaşça, bir kuş tüyünün havada uçuşu gibi narin, sessiz ama bir o kadar güzel süzüle süzüle...
Aşk da, âşık da yavaşça süzülüyor gönül kapından içeriye...
Yüreğinin ateşini usul usul yakıyor aşk...
Saman alevi gibi çabuk yanan, sönen değil kömür alevi gibi olmalı diyorsun...
Çünkü zamanı yok aşkın ...
Yeniden yaşanacak bir sonraki aşklara...
Bir daha kırılmak ürkütüyor, bir daha terk edilmek korkutuyor seni. Aşkı şişeden içmiyorsun, kadehten yudum yudum içmek istiyorsun şöyle keyfini çıkara çıkara...
Beklentin, "Nasıl daha çok gezeriz?"
Değil de...
"Birlikte daha çok nasıl vakit geçiririz?"
Oluyor...
Birlikte dansa gitmek yerine, birlikte yürümek daha güzelleştiriyor ilişkini...
Bir filmi izlemek, hiç konuşmadan birlikte bir yeşil ormanı, mavi denizi izlerken...
Daha çok susarken aslında daha çok konuşuyorsun sessizce...
Gözlerine derin derin bakmak, dudaklarını öpmek kadar haz veriyor...
Saatlerce sevişmek değil, saatlerce başını omzuna yaslayarak yan yana uzanmak yetiyor...
Pahalı hediyeler yerine o gün aranmak daha çok mutlu ediyor, hele bir de "Eve gidince beni ara" diyorsa işte bu her söylenen sevgi sözüne bedel oluyor...
Bu saatten sonra dostlarının sayısı azalıyor...
Yarın için kurduğun büyük hayallerinin yerini geçmişte yaptığın başarılarını anımsamak varsa çocuklarına anlatacak hikâyelerin yer alıyor....
Hayat uzun bir yol olsa da ellisinden sonra para değil, sağlık ve huzur için dua ediliyor...
Kısaca ben kırkından değil, ellisinden sonra hayatın anlamını buldum...
Elli yaşımı çok sevdim....
Kırmıyorum, kırılmıyorum da; üzülmüyorum, üzmüyorum da. Bir zamanlar değer verdiğim birçok şey değerini kaybetti...
Kısaca ben ellili yaşlarımı gönlümce sevgiyle yaşıyor, yaşatıyorum...
Neden, niçin, nasıl diye sormuyorum?
Olması gerektiği kadarım, olduğum kadarım.
Sevgiyle yaşamı kucaklarken, en çok sevgiyi, sevmeyi, sevilmeyi seçiyorum.
SEÇİM SALİHA SEZİŞ
**
BEN, BEN, SADECE SANDIM…
Sandım ki sen beni seversen; dünya daha yaşanılır bir yer olur.
Çocuklar ölmez, savaşlar biter. Anneler ağlamaz.
Sandım ki; sen beni seversen; bahar gelir yeniden.
Rengarenk çiçekler açar, kuşlar göç eder bu şehre.
Gökkuşağına bir renk daha eklenir.
Sandım ki sen beni seversen; dünyanın en güzeli ben olurum.
Gözüm ıslanmaz, güne mutlu başlamaya nedenlerim olur.
Sandım ki sen beni seversen; karanlıktan bir daha korkmam, geceme ışık olursun.
Tuttuğun elimi hiç bırakmaz, düşmeme izin vermez, canımı hiç yakmazsın sandım.
Ben sandım ki, sende beni böyle seversin.
Ben, Ben, sadece sandım…
ELİZA PR MİA
**
EĞER CESUR DEĞİLSEN...
“Eğer cesur değilsen samimi olamazsın.
Eğer cesur değilsen sevemezsin.
Eğer cesur değilsen güvenemezsin.
Eğer cesur değilsen, gerçeğin peşine düşemezsin.
O yüzden önce cesaret gelir.
Ve diğer her şey onu izler.”
OSHO
**
ÇİRKİN HAYAT YOKTUR...
Çirkin hayat yoktur, o hayatı çirkinleştiren insanlar vardır.
Kimi hırsından, kimi kompleksinden, kimi cahilliğinden yapar bunu.
Ve kendilerine sorsanız hep haklıdırlar.
CHARLES BUKOWSKİ
**
SEVGİ İNSANIN KALBİNDEDİR...
Sevgi insanın kalbindedir,
Gözlerindedir,
Davranışlarındadır,
Ses tonundadır,
Sana verdiği önemde ve değerdedir,
Senin için yaptığı fedakârlıklardadır.
Kalbinle dinle, kalbinle gör, kalbini izle.
NAZIM HİKMET RAN
**
İSTESEM DE İSTEMESEM DE...
Kendine iyi bak bir veda değil, elveda cümlesidir çoğu zaman.
O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde...
Kendine iyi bak.
Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım.
Olamayacağım.
İstesem de istemesem de.
Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum.
Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.
Kendine iyi bak.!
Can YÜCEL
**
İLTİFAT MESELESİ…
Dostoyevski bir mekânda karşılaştığı bir kadına
"Çok güzelsiniz" diye iltifatta bulunmuş.
Kadın: "Maalesef size aynı iltifatta bulunamayacağım," demiş.
Dostoyevski ise, "o halde siz de benim gibi yapın, yalan söyleyin hanımefendi...
Yalanlar bizi gerçeğe götürürler, o yüzden yalan söylemek o kadar da önemli değildir.
Asıl problem söylediğimiz yalana inandığımızda başlar...
DOSTOYEVSKİ / SUÇ VE CEZA
**
BİR ZAMANLAR...
Bir zamanlar kendimi
Bulunmaz Hint kumaşı sanmıştım.
Kaç metredir benim yokluğum?
Benden daha çok var sanmıştım.
Benim yokluğumdan dünyaya
Bir elbise çıkar sanmıştım.
Dünyanın çıplaklığına bakmaya utanmadan
Sonunda ben de alıştım.
Ah...dedim sonra, Ah!
DİDEM MADAK
**
İÇİNİZDEKİ İYİLİK KADAR…
Sabahattin Ali'nin dediği gibi:
"Herkese içindeki iyilik kadar iyi bir hayat dilerim."
İnanın ki; "Benden kıymetli değil’' demeye başladığınız an, her şey daha da güzelleşiyor...
Ben yaşamın bana sunduğu tüm güzellikleri görmeye niyet ediyorum. Boş verilmesi gereken dünler...
İçilmesi gereken kahveler.. Sevilmesi gereken insanlar var... Yüreğinizden geçen tüm güzellikler dokunsun her güne..