Gerçekte kaç yaşındasınız?
Sokrates’i okuduysanız yaşınız 2500 olmalıdır.
Galile’yi biliyorsanız 800 yaşındasınız.
Beethoven’i seviyorsanız 240 yaşındasınız.
Gerçekte kaç yaşındasınız?
Nüfus kağıdınıza bakarsanız yanılırsınız, gerçekle ilgisi yoktur.
Gerçek, aklınızın yaşıdır.
Gerçek, bilincinizin yaşıdır.
Gerçek, yaşadıklarınızın yaşıdır.
Gerçek, anladıklarınızın yaşıdır.
Gerçek, yaptıklarınızın yaşıdır.
Gerçek yaşınızı merak ediyor musunuz?
Yaşadıklarınızdan ne anladığınızı sorun.
Yaşamınızı sorgulayın.
Sokrates’i yaşam rehberiniz yapın.
Gerçek yaşınızı mı soruyorsunuz?
Umutlarınıza bakın.
Kararlarınıza bakın.
Yaşam sevincinize bakın.
Yapmak istediklerinize bakın.
İradenize bakın.
Dünyaya bakın.
Dünyanın geleceğine bakın.
O geleceğe ne katabileceğinize bakın.
Gerçek yaşınızı göreceksiniz.
ERDAL ATABEK
**
SUSARAK
Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde.
Duyuyorsun değil mi suskunluğumu, nasıl haykırıyor?
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim..
Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde.
AZİZ NESİN
**
ARTIK TAHAMMÜL EDEMEZSİN!
Elli yaşında artık kısıtlamalara tahammül edemezsin.
Evdeki köşelerin tozlarını kontrol edenlere , zorlamalara, ısrarlara yemeklere, kaldırımlarda topuklu ayakkabılara ve ikinci derece gülümsemelere tahammül edemezsin.
Elli yaşında artık kendini kanıtlamak istemezsin.
Neysen osun, yaptıkların ve hala yapmak istediğin şeyler.
Elli yaşında çocuk sahibi olup olmamanın bir önemi yok.
Nasıl olsa anne birilerinin annesi olacaksın: annenin, babanın, yalnız bırakılan teyzenin, köpeğin veya sokaktan topladığın sokak kedisinin. Ve bunların hiçbiri yoksa, kendine anne olacaksın.
Çünkü yıllar geçtikçe, sonunda sevdiğin bir bedene sahip çıkmayı öğreneceksin, sadece başkalarının gözünde giderek kusurlu hale geleceksin ama bunu da önemsemeyeceksin..
Elli yaşında özgürlük istiyorsun.
Hayır demekte özgür, tüm Pazar pijamalarını giymekten özgür, başkaları için değil kendin için güzel hissetmekten bile özgür.
Yalnız yürümekte özgür: seni sevenler temponda kalır, başkalarını umursamayanlar onlar.
Trafik ışıklarında size bakmasalar bile arabanızda yüksek sesle şarkı söylemekte özgürsünüz.
Artık kontrol edilecek sınıf kayıtları ve desteklenecek anne sohbetleri yok…
Yirmi yaşında ki gibi hayallerin olacak ve hep tanrıdan zaman isteyeceksin gerçekleşmesi için.
Sevdiğin ve seni titreten güvensizliklerden kurtulacaksın…
Ve şimdi, ömrünün yarısını büyük iştahla ve aceleyle yemişken, önündeki günlerin tüm şekerini, tuzunu yavaş yavaş tatma arzusunu bulacaksın…
**
ÖNEMLİ DEĞİL...
"Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma.
Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de."
HALİL CİBRAN
**
EĞER BİR GÜN...
Eğer bir gün gidecek olursam;
Beni kalmaya ikna et.
Zor olmayacaktır eminim,
Yavaş yavaş konuş benimle,
Tane tane anlat her şeyi.
Gitmek gibi bir düşünce
Belirdiyse aklımda,
Kızdığımdandır.
Kızgınlıklar da sevgiye dahil.
"Her özleyişte gelinmez" derdin,
Her özleyişinde özlem var halbuki...
ATİLLA İLHAN
**
HAYATIN KISIR DÖNGÜSÜ...
Doğuyoruz,
Büyüyoruz,
Yaşlanıyoruz;
Bedenimiz, düşüncelerimiz, ihtiyaçlarımız ve hayata bakışımız zamanla değişiyor.
Psikolojik olarak sağlıklı olmak da hiç değişmemek değil, hayat değiştikçe ona uyum sağlayabilmek demek.
Yaş ilerledikçe bazı şeyler kaybedilebilir ama insanın yeni anlamlar bulma, ilişkiler kurma ve değişen koşullara uyum sağlama kapasitesi devam edebilir.
Hayatın her döneminde aynı kalmıyoruz; zaten sağlıklı olan da aynı kalmak değil, değişirken kendimizi yeniden kurabilmek.
**
NEYDİ DERDİN ÖLÇÜTÜ?
“Derdin ölçütü neydi sahi..!?!?!?
Kaç insan öldürünce zalim,
kaç kitap okuyunca alim,
kaç kilometre yol gidince seyyah,
kaç diyar görünce gezgin,
kaç hezimetten sonra bezgin olurdu ki insan?
Kaç olunca çok;
kaçta kalınca azdı rakamlar?
Neye göre, kime göreydi ölçüt?
Aynı su değil miydi,
patatesi yumuşatırken yumurtayı sertleştiren?
Neydi ki bizi üç günlük dünyada kalp kırmaya yönelten?
Derdin ölçütü neydi sahi?
Ekmeği bayat olanın yanında,
pırlantası küçük olanın da derdi dert miydi gerçekten?
Tüm bunlara verilecek cevap,
bir tebessümden ibaret olamaz mı peki?
Hayat kısa, yol uzun.
Biz yorgun ..!!!
MEHMET EMİN BALAY
**
GÖNÜLDEN İSTERİZ..
Biz gönül dilencisiyiz..
Her kapıya gitmez, gönül ehlini biliriz,
Kelam bilmeyiz, gönül ile isteriz..
Gönülden isteriz..
Sultan Kapısında ne istenir ki..
Bilmeyiz, bilmekte istemeyiz..
Vardık kapısına, serdik gönlümüzü,
Bekleriz...
HZ. MEVLÂNA
**
ÖMÜR GİBİ...
Dayayıp alnımı akşamlara,
Günün bitişini seyrediyorum saatlerce,
Bir gün diyorum, kısacık bir gün,
Nasıl da benziyor, İnsanın bütün bir ömrüne.
ŞÜKRÜ ERBAŞ