Uzun bir ara vermişti.
Siyasi paylaşım yapmayacağını zira ne yazarsa yazsın Türkiye'de birçok şeyin değişmediğini büyük üzüntü ile gördüğünü ifade etmişti.
23 Mayıs tarihindeki paylaşımında şu sözlerle sitem etmişti Toker, değişmeyenler için:
Artık ne haber seyrediyorum, ne haber okuyorum…
Sinir sistemim, bünyem kaldırmıyor..
Seneye 70 oluyorum..
30 yılımı verdim…
Ömrümün son yıllarını da bu işlerle uğraşarak, stres içinde geçiremem…
Benden buraya kadar!!!!”
"Siyaset konuşmanın anlamı kalmadı.
Benden buraya kadar!!!" halen x'te duruyor.
Geri döndü.
Paylaşımları yine birbirinden önemli ve ilginç satır başlara taşıyor.
Kimden mi bahsediyorum?
CEM TOKER@tokcemLDP eski Gn.Bşk.
“Ortadoğu’da adam satın almayacaksın, kiralayacaksın.”
Peki bu sözü kim söylüyor?
“Winston Churchill’in söylediği iddia edilen bir sözdür.” Diyor Cem Toker x hesabında yaptığı paylaşımda.
Devam ediyoruz.
İRAN MESELESİNE DAİR…
CEM TOKER@tokcem
”Ne İran’mış arkadaş!!!
ABD, İran’dan binlerce kilometre uzaktaki İngiltere’de bir hava üssünde bulunan 12 adet B-1 bombardıman uçağını olası İran SIHA saldırısına karşı apar topar kaçırmış…
SİZE DE TANIDIK GELİYOR MU?
Trump, Kasım ayındaki Kongre ara seçimlerinde, partisi Cumhuriyetçiler hem Temsilciler Meclisinde, hem de Senatoda çoğunluğu kazanırsa her yetişkin Amerikalıya Trump Temettüsü adı altında 5,000 dolar vaat etti.
Trump kararnamelerle kafasına göre bazı ülkelerden yapılan ithalata gümrük vergileri koydu ve tahsil etmeye başladı.
İthalatçı şirketler Trump’ı mahkemeye verdiler.
ABD yüksek mahkemesi Trump’ın böyle bir yetkisi olmadığına ve toplanan 166 milyar dolar gümrük vergisinin şirketlere geri ödenmesine hükmetti.
Şimdi ABD maliyesi 100 küsür milyar $’ı tıpış tıpış şirketlere geri ödüyor.
Kongre onay verirse, Trump ABD’de benzinden alınan federal vergiyi kaldırmayı düşünüyormuş. “Başkan benim, vergiyi bir imzayla kaldırdım” diyemiyormuş. Kongre onayı gerekiyormuş. Benzinden alınan federal vergi en son, 33 yıl önce, 1993’te arttırılmıştı…”
ABD SEÇİM SİSTEMİ...
ABD’de milletvekilleri bizdeki gibi 5 yıllığına değil, sadece 2 yıllığına seçilir.
2024’de seçilen 435 koltuğun tamamı 2 ay sonra Kasım 2026’da yapılacak seçime girecekler.
50 eyalet, 435 seçim bölgesindeki adayların hiçbirini parti genel başkanı veya yönetimi belirlemedi, belirleyemez.
Zira parti genel başkanı diye bir adam yok.
Partilerin adaylarını, o seçim bölgesindeki partililer oylarıyla belirlediler.
Seçim 3 Kasım günü…
Beklenti; Trump’ın partisi Cumhuriyetçilerin Mecliste azınlığa düşmesi.
Senato apayrı bir konudur.
BEYAZ SARAY YASAĞI
Trump kendisi ile ilgili olumlu haberlere yer vermediğini iddia ettiği, CNN dahil, 3 medya kuruluşuna Beyaz Saray’a giriş yasağı getirdi.
Bu kararı protesto eden bazı medya kuruluşları, Trump’ı boykota başladı.
Yasaklanan 3 medya kuruluşu, anayasanın ifade/basın özgürlüğü ihlali gerekçesiyle federal mahkemeye başvurdu.
Trump’ın atadığı yargıç, yasaklanan bu medya kuruluşlarını haklı bularak, yürütmeyi durdurdu ve daha detaylı inceleme yapılana kadar geçici olarak Trump’ın bu yasağını kaldırdı.
BEN OLSAM...
Diyor ki Toker;
Ben olsam ABD-Yunanistan Stratejik Diyalog toplantısında iki ülkenin dışişleri bakanlarının açılış konuşmalarına odaklanırdım.
Ben olsam bugün başlayan ABD-Yunanistan Stratejik Diyalog toplantısında, iki ülkenin dışişleri bakanlarının açılış konuşmalarında neler söylediklerine kulak verirdim.
Neyse…
İçerdeki yapay gündem daha eğlenceli…
MEKKE ANLAŞMASIYLA TÜRKİYE
KİME KARŞI, NİÇİN SAVAŞAÇAK?
Madem bugün biraz Orta Doğu’yu yazıyoruz.
Size bazı acı gerçekleri de sunmamız lazım.
Bakın Uyanış Dergisi Sayı 36’da ve uyanisdergisi.com.tr bu durumu nasıl özetliyor.
Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri bugün yapılan açıklamalara ve diplomatik söylemlere göre değerlendirmek doğru değil.
Yakın tarihte bölge ülkeleri özellikle Arap ülkeleri ile ABD arasındaki ilişkilere bakmak gerekir.
İsrail’in güvenliği, enerji kaynakları, deniz yollarının güvenliği, İran’ın bölgesel etkisi, terörle mücadele, ABD’nin bölgedeki askeri-stratejik varlığı, ABD’nin Ortadoğu politikasında belirleyici olmuştur.
Ortadoğu’da uygulanan her siyasi projenin, girişimin ve dönüşümün arkasında ABD ve İsrail’in olduğu ortadadır.
MÜSLÜMAN ÜLKELERE
KARŞI KULLANILIYOR
Suudi Arabistan ABD’den 100 milyar dolarlık silah satın alıyor.
Bu silahlar İsrail’in yayılmacı politikasına karşı değil Arap ve Müslüman ülkelere karşı kullanılıyor.
“Terörsüz Türkiye” süreci ile terör sorununu çözmek isteyen Türkiye, sürecin, uygulama süreci devam eden Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir parçası olma ihtimalini düşünmeli.
ABD’nin Ortadoğu politikasını doğru okumadan, İsrail’in bölgesel hesaplarını değerlendirmeden ve küresel güçlerin bölge üzerindeki çıkarlarını hesaba katmadan Ortadoğu’daki gelişmeleri anlamak mümkün değildir.
ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI
7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da Nato zirvesi yapılıyor.
Avrupa ülkelerinin kendi güvenlikleri için daha fazla sorumluluk üslenmesi vurgulanıyor. Bir üyeye yapılan saldırının bütün üyelere yapılmış sayılması ilkesi yeniden vurgulanıyor. 7 Ağustos 2026’da Mekke’de Türkiye- Suudi Arabistan- Pakistan arasında “Ortak Savunma Anlaşması” imzalanıyor. Nato zirvesinde ortaya konan yeni güvenlik anlayışı ile Mekke sözleşmesi arasında stratejik benzerlikler görülüyor.
Cevaplanması gereken sorular şunlar.
Mekke’de bağımsız bir İslam ülkeleri savunma sistemi mi kuruluyor;
Nato güvenlik anlayışının Ortadoğu’ya uyarlanmış yeni bir modeli mi ortaya çıkıyor?
Nato zirvesinde alınan üye ülkelerin daha fazla sorumluluk alması gerekir anlayışı doğrultusunda Türkiye’nin büyük ordusu ve gelişen savunma sanayisi, Pakistan’ın askeri kapasitesi ve nükleer caydırıcılığı, Suudi Arabistan’ın mali kaynakları ve enerji gücünün aynı güvenlik mimarisi içinde bulundurması, yapılan ortak savunma anlaşması bağımsız İslam ülkeleri savunma sistemi kuruluyor anlamına gelir mi?
Bu ittifak kimi koruyacak, kimi tehdit olarak görecek? İran ile Suudi Arabistan arasında çıkan bir çatışmada Türkiye ve Pakistan ne yapacak? Türkiye bunu kendine yapılmış bir saldırı olarak mı görecek? Görecekse kimin nesi için savaşacak?
İSRAİL’İN FİLİSTİNLİLERE
YÖNELİK SALDIRILARI…
İran’dan veya Husilerden Suudi Arabistan’a gelen saldırılar karşısında harekete geçen sistem, İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarına karşı harekete geçmezse bu sistem kimin güvenliği için kurulmuş olur?
Mekke anlaşması İsrail’i de gerektiğinde tehdit unsuru olarak görebilecek, bağımsız bir bölgesel güvenlik sistemi olarak hareket mi edecek; yoksa İran’ı sınırlandırırken ama İsrail karşında hareketsiz kalan bir Nato 3 kuşağı mı olacak?
Mekke anlaşması, Filistin güvenliğini de kendi meselesi sayar, İsrail’in saldırıları karşısında caydırıcılık geliştirir ve büyük güçlerin hesaplarından bağımsız hareket ederse yeni bir bölgesel güç merkezine dönüşe bilir.
İran veya Husilerin karşısında çalışan, Suudi Arabistan’ın güvenliği için hareket eden, Gazze konusunda etkisiz kalan ve ABD’nin askeri yükünü bölge ülkelerine paylaştıran bir mekanizmaya dönüşürse bu güç Nato’nun Ortadoğu Modeli, İsrail’in yayılmacı politikasının destekçisi olur.
Milletimizin ve yöneticilerimizin uyanması basiretle hareket etmesi (Yanılmadan gerçekleri görebilmesi, gelecekle ilgili sezgi, uyanıklık, anlayış, kavrayış ve vizyon sahibi olması) dilek temenni ve duasıyla…
Ne demiştik yazımızın başlığında.
“Ortadoğu’da adam satın almayacaksın, kiralayacaksın.”
Çünkü buna müsait çok sayıda kiralık adam var!...
Haçlı ile Hilal’in savaşında Haçlı’dan yana olup müslümanı müslümana kırdıranlara Orta Doğu’nun kan gölüne dönmesine sebep olup, Haçlı’nın değirmenine su taşıyanlara ve bundan siyasi medet umup beslenenlere yazıklar olsun…