Türkiye’de işsizlik oranı 41 aydır tek hanede seyrediyor.
Rakamlar tabi ki de TÜİK’in verilerinden.
Ancak işgücü piyasasının gerçek fotoğrafı, açıklanan işsizlik oranından çok daha kapsamlı bir soruna işaret ediyor.
Eylül 2026’da yüzde 8,4 olarak gerçekleşen işsizlik oranına karşılık atıl işgücünün yüzde 31,2’ye ulaşması, çalışma hayatının dışında kalan veya mevcut kapasitesinin altında çalışan geniş bir kesim bulunduğunu gösteriyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), eylül ayına ilişkin iş gücü istatistiklerini açıkladı.
İşsizlik oranı, geçen yılın aynı ayına göre ise 0,1 puan azaldı.
İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,9 iken, kadınlarda yüzde 11,3 olarak tahmin edildi.
0,5 PUAN ARTIŞLA % 8,4
Türkiye'de işsizlik oranı, Eylülde bir önceki aya göre 0,5 puan artarak yüzde 8,4 oldu.
Bu dönemde işsiz sayısı 2 milyon 967 bin kişi olarak belirlendi.
Buna göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaş grubundaki işsiz sayısı, eylülde bir önceki aya kıyasla 198 bin artışla 2 milyon 967 bin kişi oldu. İşsizlik oranı, 0,5 puan artarak yüzde 8,4'e yükseldi.
Eylülde, 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfustaki işsizlik oranı da bir önceki aya göre 1,6 puan artarak yüzde 14,8 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı erkeklerde yüzde 10,4, kadınlarda ise yüzde 23,3 olarak hesaplandı.
Bugün size TÜİK’in verileri, gerçek diğer veriler ve konuya farklı bir bakış açısı.
GERÇEK İŞSİZ SAYISI!
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı Eylül 2026 verilerine göre, Türkiye'de resmi işsiz sayısı 2 milyon 967 bin kişi (işsizlik oranı %8,4) olarak gerçekleşti.
Geniş tanımlı ("gerçek" veya atıl) işsizlik verileri ise Atıl İş Gücü Oranı (Geniş Tanımlı İşsizlik): Eylül 2026 itibarıyla %31,2 seviyesindedir. Bu oran; zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel iş gücü ve resmi işsizlerin toplamından oluşmakta.
Bunun içinde Tarımdaki mevsimlikler, Askerde ki evlatlarımız, Üniversite okuyan gençler ve daha neler neler var bir bilseniz.
EKONOMİNİN GÜCÜ
NASIL ÖLÇÜLÜR?
Yenibiriş CEO’su Hasan Rıza Bayar, Türkiye’nin istihdam gündeminde artık yalnızca işsiz sayısının değil, kullanılmayan insan kaynağı potansiyelinin de tartışılması gerektiğini belirterek, “Bir ekonominin gücü yalnızca yarattığı istihdamla değil, sahip olduğu insan kaynağını ne kadar etkin değerlendirebildiğiyle ölçülür” dedi.
Türkiye’de işsizlik oranı 41 aydır tek hanede seyrediyor.
Ne kadar enteresan değil mi?
İktidarlar kendi resmi kurumları vasıtası ile rakamı istediği aralıkta tutabiliyor.
Ancak işgücü piyasasının gerçek fotoğrafı, açıklanan işsizlik oranından çok daha kapsamlı bir soruna işaret ediyor.
Eylül 2026’da yüzde 8,4 olarak gerçekleşen işsizlik oranına karşılık atıl işgücünün yüzde 31,2’ye ulaşması, çalışma hayatının dışında kalan veya mevcut kapasitesinin altında çalışan geniş bir kesim bulunduğunu gösteriyor.
Yenibiriş CEO’su Hasan Rıza Bayar, Türkiye’nin istihdam gündeminde artık yalnızca işsiz sayısının değil, kullanılmayan insan kaynağı potansiyelinin de tartışılması gerektiğini belirterek, “Bir ekonominin gücü yalnızca yarattığı istihdamla değil, sahip olduğu insan kaynağını ne kadar etkin değerlendirebildiğiyle ölçülür” dedi.
TEMEL ÇELİŞKİYİ
ORTAYA KOYUYOR
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Eylül 2026 İşgücü İstatistikleri, işgücü piyasasındaki temel çelişkiyi ortaya koyuyor.
İşsizlik oranı tek hanede kalırken atıl işgücü oranının yüzde 31,2’ye ulaşması, iş arayanların yanı sıra çalışmak istediği halde işgücü piyasasına katılamayan veya daha fazla çalışma imkanı bulamayan önemli bir kesimin varlığına işaret ediyor.
Bu tablo, istihdam sorununun yalnızca yeni iş alanları yaratmakla sınırlı olmadığını; mevcut işgücünün çalışma hayatına erişimi, işlerin niteliği ve işverenlerin ihtiyaç duyduğu becerilerle adayların yetkinlikleri arasındaki uyum gibi başlıkların da ele alınması gerektiğini gösteriyor.
İŞ ARAYAN VAR, ÇALIŞAN ARAYAN
VAR; SORUN DOĞRU EŞLEŞMEDE
İşgücü piyasasındaki en önemli yapısal sorunlardan biri, iş arayanlarla çalışan arayan işletmelerin her zaman doğru noktada buluşamaması. İşletmelerin ihtiyaç duyduğu teknik ve mesleki yetkinlikler değişirken adayların eğitimleri, deneyimleri ve becerileri bu dönüşüme aynı hızda uyum sağlayamayabiliyor.
Bunun sonucunda bir tarafta iş arayanlar istihdama erişmekte zorlanırken diğer tarafta işletmeler açık pozisyonlarını doldurmakta güçlük yaşayabiliyor.
Bayar, bu uyumsuzluğun yalnızca işe alım süreçlerini değil, ekonominin üretkenliğini de etkilediğini vurgulayarak, “İşgücü piyasasında mesele sadece yeterli sayıda iş yaratmak değil, yaratılan işlerle mevcut insan kaynağını buluşturabilmek.
Bir işletme aradığı yetkinlikte çalışanı bulamadığında üretim kapasitesinden büyüme hedeflerine kadar pek çok alan etkileniyor.
İş arayan kişi doğru fırsata ulaşamadığında ise sahip olduğu bilgi ve beceriyi ekonomik değere dönüştüremiyor.
Dolayısıyla istihdam politikalarının ve işe alım süreçlerinin hem adayın yetkinliklerini hem de işverenin gerçek ihtiyaçlarını birlikte değerlendirmesi gerekiyor” diye konuştu.
GENÇ KADINLAR İSTİHDAM
DIŞINDAKİ EN BÜYÜK KAYIP
“Genç Kadınların İstihdam Dışında kalması ekonomik kayıp anlamına geliyor” şeklide önemli bir tespitte bulunan Bayar, Türkiye’nin insan kaynağı potansiyelini değerlendirmesinin önündeki önemli engellerden biri de kadınların ve gençlerin çalışma hayatına katılımındaki eşitsizlik olduğuna parmak basıyor.
Eylül ayında kadınların işgücüne katılım oranının yüzde 35,2, erkeklerde ise yüzde 70,7 olması, kadınların ekonomik hayattaki potansiyelinin henüz yeterince değerlendirilemediğini ortaya koyuyor.
Genç kadınlarda işsizliğin yüzde 23,3’e ulaşması ise eğitimli ve çalışma çağındaki nüfusun önemli bir bölümünün ekonomik üretimin dışında kalma riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Bir toplumu kalkındıran en önemli öğelerden birisi olan Kadının toplum ve İş hayatından dışlanması ne kadar acı değil mi?
GELECEKTE DAHA DA
BÜYÜK SORUN OLACAK
Bu durumun uzun vadeli sonuçlarına dikkat çeken Bayar, “Gençlerin eğitim hayatından çalışma hayatına geçişini kolaylaştırmak, ilk iş deneyimine erişimlerini desteklemek ve kadınların istihdamda kalıcılığını sağlayacak çalışma modellerini geliştirmek gerekiyor.
Aksi halde bugün değerlendirilemeyen potansiyel, gelecekte daha büyük bir nitelikli işgücü açığına dönüşebilir” dedi.
“İstihdamın geleceğini ilan sayısı değil, sürdürülebilir eşleşmeler belirleyecek” şeklinde sözlerini sürdüren Bayar, “İşgücü piyasasındaki dönüşüm, istihdam platformlarının sorumluluğunu da yeniden tanımlıyor. İş ilanlarının adaylarla buluşmasını sağlamak artık tek başına yeterli değil. Adayların yetkinliklerini geliştirmesine, işverenlerin doğru yeteneğe ulaşmasına ve işe alım sonrasında sürdürülebilir çalışma ilişkileri kurulmasına katkı sunan bütüncül bir yaklaşım giderek daha fazla önem kazanıyor.” tespitinde bulundu.
DOĞRU ADAYLAR DOĞRU
İŞLE BULUŞABİLİYOR MU?
İşsizlik kadar en önemli konu başlıklarından birisi de bu.
Doğru adayın doğru işle buluşması.
Yenibiriş olarak bu dönüşümde işe alım çözümlerinin yanı sıra eğitim ve yetkinlik geliştirme çalışmalarına da odaklandıklarını belirten Bayar, sözlerini şöyle tamamladı:
“İstihdamda başarıyı yayımlanan ilan veya alınan başvuru sayısıyla değil, doğru adayın doğru işle buluşması ve bu ilişkinin sürdürülebilir olmasıyla değerlendirmeliyiz. Çünkü yanlış eşleşmeler hem işveren hem çalışan açısından zaman ve kaynak kaybına neden oluyor. Yenibiriş olarak işe alım çözümlerimizi ve Yenibiriş Akademi çalışmalarımızı bu ihtiyaca yanıt verecek şekilde geliştiriyoruz.
Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca daha fazla kişinin işe girmesi değil; sahip olduğu insan kaynağının becerilerine uygun, verimli ve kalıcı işlerde değerlendirilmesi. İşsizlik rakamlarının arkasındaki asıl meseleyi de burada aramalıyız.”
BUNA SİZ KARAR VERİN!
Yazımın finalinde rakamları veriyorum.
Türkiye’de işsizlik verilerinin rakamları ne kadar, gerçekten bu sayı yüzde 10’un altında mı buna siz karar verin lütfen.
Eylül 2026 verilerine ilişkin temel istatistikler şu şekilde:
İşsiz Sayısı: 198 bin kişi artarak 2 milyon 967 bin kişi.
İşsizlik Oranı: Erkeklerde yüzde 6,9, kadınlarda yüzde 11,3 seviyesinde.
Genç Nüfusta İşsizlik Oranı (15-24 yaş): Yüzde 14,8 (erkeklerde yüzde 10,4, kadınlarda yüzde 23,3) açıklandı.
İstihdam Edilenler: 49 bin kişi azalarak 32 milyon 445 bin kişi (istihdam oranı yüzde 48,3) oldu.
İş Gücü: 149 bin kişi artışla 35 milyon 412 bin kişi (iş gücüne katılma oranı yüzde 52,7) seviyesine ulaştı.
Atıl İş Gücü Oranı (Geniş tanımlı işsizlik): Yüzde 31,2 olarak ölçüldü.