Sanırım son dönemde epey dikkatinizi çekiyordur HAK-İŞ Konfederasyonu İl Başkanı ve HİZMET-İŞ Sendikasının çalışmaları.
Bu kulvara bir zamanlar bizimde meslektaşımız olan Yavuz Navruz, yeni ve dinamik bir güç getirdi.
Özellikle yaptığı ziyaretler zinciri ile birlikte sendika üyelerine yönelik çalışmaları, çabaları, iyi günde, kötü günde cenaze de düğünde nerede ise her yerde başkan.
Hali ile de son dönemdeki çalışmalarına dair bir yazı yazmak bizim içinde kaçınılmaz oldu.
Geçtiğimiz günlerde HAK-İŞ Konfederasyonu İl Başkanı ve HİZMET-İŞ Sendikası Kayseri Şube Başkanı Yavuz Navruz, Genel Başkan Mahmut Arslan başkanlığında Antalya’da gerçekleştirilen, HAK-İŞ Konfederasyonu’nun amiral gemisi, iş kolunun ve Türkiye’nin en büyük emek örgütü HİZMET-İŞ Sendikası’nın Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Toplantısı’na katıldı.
Epey uzun bir bülten ile de duyuruldu toplantıda alınan kararlar.
Sendikanın temel Dünya görüşü belli.
Bu bağlamda siyasi ayrıntılara dair görüşlerine girmeden bugün özellikle sendikanın temsil ettiği milyonluk geniş işçi kesiminin ve ailelerinin haklarına yönelik düşünceleri çerçevesinde dillendirilen bu konu başlıklarına atıflar ile birlikte genel bir değerlendirme yazısı.
REFAHIN ADİL PAYLAŞIMI ÖNEMLİ
Başkan Navruz, HİZMET-İŞ Sendikası’nın Genişletilmiş Başkanlar Kurulu’nun ardından yayımlanan Sonuç Bildirgesi hakkında şu şekilde bilgiler verdi:
Ülkemizde yaşanan ekonomik büyümeye emeği ile katkı çağlayan çalışanlar, üretilen katma değer ve artan milli gelirden adil bir şekilde pay almalıdır.
Ekonomik büyümenin çalışanların yaşam koşullarına yeterince yansımadığı bir ortamda, kalkınmanın toplumsal karşılığından söz edilemez.
Artan hayat pahalılığı karşısında ücretlerin satın alma gücünü koruması, çalışanların insanca yaşayabilecekleri bir gelire sahip olması ve emeğin karşılığının verilmesi temel bir gerekliliktir.
KAYITLI İSTİHDAM TEŞVİK EDİLMELİDİR
Net bir fotoğraf çekilmiş.
Türkiye’de kayıt dışı istihdam oranı, yüzde 25’e yaklaşmıştır.
Kayıt dışılık, hem çalışanların sosyal güvencelerini zayıflatıyor, hem de kayıtlı çalışan işletmeler açısından haksız rekabete yol açıyor.
Kayıtlı istihdam ve sendikal örgütlenmenin desteklenmesi için, kayıtlı ekonomiyi teşvik edici düzenlemeler yapılmalıdır.
İŞ MEVZUATI, REVİZE EDİLMELİ
İş Mevzuatı, İşgücü Piyasasının değişen şartlarına göre bütünsel bir yaklaşımla revize edilmelidir.
4857 sayılı İş Kanunumuz değişen işgücü piyasası şartlarına ayak uydurmakta yetersiz kalmakta ve uygulamada eksiklikler yaşanmaktadır.
Kanununun, uluslararası normlar ve sözleşmeler ile ülkemiz şartları ve ihtiyaçları çerçevesinde sosyal tarafların mutabakatıyla geliştirilmesi gerekmektedir.
Bu doğrultuda, İş Kanunu ile istihdam arasındaki ilişkinin doğru kurulmasını, iş güvencesi hükümlerinin kapsamının genişletilmesini, esnek çalışmaya ilişkin hükümlerinin güvence boyutunun sağlam temellere oturtulmasını, denetim zaaflarını giderecek mekanizmaların güçlendirilmesini, işe iade hükümlerinin ve çalışma sürelerinin revize edilmesini, kanuni süreleri aşan fazla çalışmanın önlenmesini, işçilerin sendikalarda örgütlenme ve kolektif sözleşme yapma imkânını yok etmeyecek şekilde bütünsel bir anlayışla yeniden düzenlenmelerin yapılmasını talep ediyoruz.
İŞ KANUNU İŞ GÜVENCESİ
İş Kanunda İş Güvencesine İlişki Hükümler, Çalışanlara Mutlak İş Güvencesi sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.
4857 Sayılı İş Kanunu ile çalışma hayatımıza iş güvencesi hükmü kazandırılmıştır.
Düzenlemenin ilk defa çalışma hayatımızda yer alması olumlu bir gelişmedir.
Ancak, mevcut iş güvencesi hükümleri çalışma hayatının ihtiyaçlarının gerisinde kalmıştır.
İş güvencesi hükümleri işverenler açısından tabir caizse bir tazminat davası olarak değerlendirilmektedir.
Bu nedenle, iş güvencesi hükümleri geliştirilmeli, işe iadesine karar verilen işçilerin, işverenin iradesine bağlı kalmaksızın işyerlerine dönmeleri sağlayacak şekilde düzenleme yapılmalıdır.
ARABULUCULUK KALDIRILMALIDIR
Sendikadan ilginç bir yaklaşım var bu konu ile ilgili olarak.
İş Hukukunun ruhuna ve temeline aykırı olan zorunlu arabuluculuk kaldırılmalıdır.
Herhangi bir pazarlığa dayanmaksızın yasal asgari limitlerde belirlenen çalışma şartları ile elde edilen ücretin, işçinin iş akdinin feshedilmesi ile birlikte zayıf, korunmasız, işe ve ücrete en muhtaç olduğu bir anında asgari limitlerle hak etmiş olduğu hakları üzerinden, arabuluculuk vasıtasıyla tekrar bir pazarlık masasına oturmasının zorunlu kılınması ne etik ne de hukuki olarak ahlaki bulmuyoruz.
İş akdi sona eren işçinin bütün alacaklarının herhangi bir pazarlık yapılmaksızın ödenmesi yasal ve ahlaken zorunlu olup, doğmuş haklar ve alacaklar üzerinde yeniden bir pazarlık yapılması evrensel bütün ilkelere aykırıdır.
Bu nedenle iş hukukunun ruhuna ve temel ilkelerine aykırı olduğu açık olan zorunlu arabuluculuk müessesinin kaldırılmasını talep ediyoruz.
KIDEM TAZMİNATI KORUNARAK
GÜVENCELERLE GELİŞTİRİLMELİ
Kıdem tazminatı konusunda temel prensibimiz; kazanılmış hakların korunarak, var olan hakların güvence altına alındığı işleyen bir sistemin kurulmasıdır. Kıdem tazminatı sorununu sosyal diyalogun ve katılımcılığın esas alındığı çalışanlar lehine çözüm arayışları çerçevesinde tartışmaya hazırız.
Ülkemizde yeni bir modelin kurulabilmesi için tüm işçi ve işveren konfederasyonlarının ve devletin birlikte yürüteceği bir sosyal diyalog mekanizması çerçevesinde çalışmaların gerçekleştirilmesi gerektiğini savunmaktayız.
Kıdem tazminatının hak edilmesi ve erişilmesi konusunda yaşanan sorunların ortadan kaldırılması, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir noktaya taşınmasını garanti edecek güçlü bir sistem talep etmekteyiz.
KIDEM TAZMİNATI TAVAN
SINIRLAMASI KALDIRILMALI
Kıdem tazminatı için yasada 30 günlük bir tazminat tutarı belirlenmiş ise de 12 Eylül askeri darbesi sonrası kıdem tazminatı alacaklarına tavan sınırlaması getirilmesi nedeniyle kanunda belirlenen 30 günlük tazminat tutarına erişim imkânı birçok çalışan bakımından mümkün olmamaktadır.
Tavan sınırlaması nedeniyle, işçilerin büyük kısmı ortalama 18-20 günlük ücretleri tutarında kıdem tazminatı alabilmektedir.
Bu durum kıdem tazminatının işçinin 30 günlük ücreti üzerinden ödenmesi yönündeki emredici kanun hükmüne aykırı olduğu gibi hakkaniyete de aykırıdır.
Bu nedenlerle, çalışanların emeğinin karşılığı olan kıdem tazminatına tavan sınırlaması getiren düzenlemenin kaldırılmasını talep ediyor bu yöndeki mücadelemizi sürdürüyoruz.
İşsizlik Ödeneği miktarı arttırılmalı.
İşsizlik Ödeneğine hak kazanma şartları kolaylaştırılmalı, ulaşılabilir kılınmalıdır.
Aynı zamanda, İşsizlik Ödeneğinin amacı dışında kullanımının önüne geçilmelidir.
ADİL BİR VERGİ REFORMU İHTİYACI VARDIR
Çalışanlar, vergi dilimleri nedeniyle yıl içerisinde önemli gelir kayıplar yaşıyorlar.
Mevcut vergi sistemi gelir dağılımındaki adaletsizliği derinleştiriyor.
Türkiye’nin kapsamlı bir vergi reformuna ihtiyacı var.
Çok kazanandan daha fazla, az kazanandan daha az vergi alınması gerekiyor.
Çalışanların ailevi yükümlülüklerini ve temel harcamalarını dikkate alan, vergi dilimlerini ücretliler aleyhine sonuçlar doğurmayacak biçimde düzenleyen adil ve hakkaniyetli bir vergi sistemi istiyoruz.
EMEKLİLİK SİSTEMİNDEKİ
ADALETSİZLİK GİDERİLMELİ
HİZMET-İŞ Sendikası olarak; emekliliği yalnızca sosyal güvenlik sisteminin bir parçası olarak değil, çalışanların emeklerinin karşılığını almasını ve emeklilik döneminde insanca yaşamasını sağlayan temel bir hak olarak değerlendiriyoruz.
Emekli aylığı bağlama sisteminin çalışanları mağdur ediyor.
Emeklilik hakkını kazandığı hâlde çalışmaya devam eden işçilerin daha fazla prim ödemelerine rağmen emekli aylıklarında düşüş yaşanıyor.
Bu durum, sosyal güvenlik sisteminde ciddi bir adaletsizlik oluşturuyor.
Emeklilik sisteminde daha fazla çalışan ve prim ödeyenlerin cezalandırılmadığı, adil bir aylık bağlama sisteminin oluşturulması gerekiyor.
En düşük emekli aylığının asgari ücret düzeyine yükseltilmesini, emekli aylıklarının enflasyon karşısında erimemesini, prim gün sayısı ve çalışma dönemindeki kazançların emekli aylığına adil biçimde yansıtılmasını, daha fazla prim ödeyen çalışanların emekli aylıklarının aleyhlerine olacak şekilde azalmasının önlenmesini istiyoruz. Devam edecek