Malum bugün Cuma.
Diyanet'in Cuma hutbeleri klasik söylemlerden oluşuyor.
Öncelikle Atatürk yasaklı.
Dua bile ettirmiyorlar oturdukları makamları borçlu oldukları kişiye.
Sonra'da ağırlığını hafifletmek için kurucu önder sıfatını da başkalarına üleştiriyorlar eli kanlı katili ön plana çıkartarak sözüm ona.
Bugün size son gelişmelere paralel olarak Cuma hutbesinde duyamayacaklarınızdan bir seçki.
Bakalım siz bu konularda ne düşünüyorsunuz?
Daha doğrusu düşünüyor, sorguluyor, din adı altında aynı şeylere mi inanıyorsunuz?
Bugün bu köşede daha önceki paylaşımlarına zaman zaman yer verdiğim bir isimden İsrafil Balcı’nı paylaşımları ile devam edeceğiz.
Hazırsanız başlıyoruz.
İBNİ HALDUN DERKİ;
İsrafil Balcı, “Ünlü İslam düşünürü İbn Haldun devletlerin çöküşünü ahlaki çözülme, adaletsizlik ve liyakatsizliğe bağlar.
Devleti ayakta tutan en temel ilke inanç değil, adalet ve emaneti ehline verme prensibidir.
Tavukları tilkiye emanet edip, suçlu aramak şark kurnazlığıdır.”
Biz de bu bağlamda bir hatırlatmada bulunalım mı?
İbn-i Haldun'un Mukaddime adlı eserinde geçen devlet ve adalet üzerindeki meşhur sözünün detaylarını ve tam metnini ilgili kaynaklarda bulabilirsiniz.
Adalet ve Dürüstlük ilkesi Devlet yönetimi dürüst ve itidalli olduğunda, toplumda liyakat, ilim ve gerçek değerler kıymet kazanır.
Yolsuzluk ve Keyfilik mi? Yönetim haksızlığa ve keyfiliğe yöneldiğinde ise çıkarcı ve dalkavuk kişiler ön plana çıkar.
İbn-i Haldun'a göre bir devleti yıkılışa götüren sebeplerden biri de "Göçün artmasıdır.”
Bu nedenle göç bir beka meselesidir.
Duygusallık kabul etmez.
HIRSIZLIK-YOLSUZLUK
İsrail Balcı’nın x hesabındaki bir başka paylaşımı da son derece önemli ve 12’den vuruyor deyim yerinde ise;
Bakan yapar, Politikacı yapar, Bürokrat yapar, Belediyeler yapar, Foncusu yapar, Yancısı yapar, Dincisi yapar, Cemaatçisi yapar, Tarikatçısı yapar, Futbolcusu yapar, Hakemi yapar, Rektörü yapar, Akademisyeni yapar, Hacısı yapar, Hocası yapar, Vaazı yapar ama hepsi müslüman!
"The Müslümanların" ne hırsızlık ne yolsuzluk ne fon ne vurgun ne borsa derdi var ama Azerbaycan'daki gelişmeler üzerine dini duyguları depreşti
Basit soru: Yıllarca başörtüsü üzerinden din kotarılmaya çalışıldı, bugün daha mı dindar oldunuz?
Neyin davası?
Önce ahlak önce ahlak…
Kardeş Azerbaycan'ın iç meselesi onların sorunu, kendi hassasiyetleri doğrultusunda çözmeleri bizi sadece mutlu eder.
Onların iç sorununa buradan ayar verme aymazlığı asla kabul edilemez
Din önce bireyin kendisinden başlamasını ister
Herkes önce kendisini düzeltsin
DÜŞÜN MİLLETİN YAKASINDAN!
Devam ediyoruz İsrafil Balcı'nın paylaşımları ile.
Diyor ki Balcı;
Çalmasını beceren tüm hırsızlar ve vicdansızlar,
Allah aşkına ne milletsiniz, hiç mi doymak bilmezsiniz,
Topunuzun canı cehenneme…
Siz Müslümansanız ben değilim.
Dininiz de Tanrınız da cennetiniz de cehenneminiz de alın sizin olsun
Düşün milletin yakasından, dünyayı ikrah ettirdiniz.
Din haksız kazançla servet biriktirip yiyenlerin midelerine ateş doldurduklarını söyler
Buna din satan-dayatan kalpazanlar, dini maske edip kazanç elde edenler, elindeki yetkiyi veya imkanları kullanıp servet edinenler de dahildir.
Fon krizi için Devlet Denetleme Kurulu görevlendirilmiş
Bu kurula başkan atanan şahıs Borsa İstanbul'da görevliymiş,
yani adam kendi sorumluluğundaki krizi denetleyecekmiş ve hızla sonuca gidilecekmiş, Foncular şimdi yandı.
Hırsız ve vurguncuyu WatsUpp gruplarından çıkarma gibi hukuk tarihinde eşi benzeri görülmemiş ağır ceza dönemi!
Muhtemelen bu yüzden hırsızlık ve vurgunu eleştirenlere verilen cevap: Elinde bilgi-belgesi olan şikayette bulunsun… Fıkra gibi
BU HAFTANIN CUMA HUTBESİ Mİ?
Geçtiğimiz hafta “İnsanlığın Sınavı Gazze” başlığıyla Filistin’de yaşanan insani dram ve Müslümanların sorumlulukları üzerinde durulmasının ardından, yeni hutbede yardımlaşma ve paylaşma bilincinin günlük hayata yansıtılması yine muhtemel.
İhtiyaç sahiplerinin gözetilmesi, komşuluk ve akrabalık bağlarının korunması, maddi imkânların ihtiyaç sahipleriyle paylaşılması ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi gibi konuların hutbede yer alabileceği değerlendiriliyor.
Ayrıca Müslümanların yalnızca kendi çevrelerindeki değil, dünyanın farklı bölgelerinde zulüm ve yoksullukla mücadele eden insanların acılarına karşı da duyarlı olması gerektiği sürekli gündemde olan diğer konu başlıkları.
Peki bu haftaki Cuma hutbesinin konusu mu?
Bu yazı kaleme alındığı saatlerde Diyanet henüz açıklamamıştı, sanırım Cami’de öğreneceğiz!
AÇLIK VE TOKLUK SINIRI!
Herkesin merak ettiği bir durum.
Maalesef Türkiye'de açlık sınırı belli.
Ama ne yazık ki tokluk sınırı ile ilgili bir veri yok.
Bakın bu konuya nasıl bir atıfta bulunuyor Balcı?
“Ülkemizde açlık sınırı belli ama tokluk sınırının ölçüsü yok ne yazık ki
"Gözünü toprak doyursun" deyimimiz var
Gördük ki ne toprak ne tapu, ne dolar ne eoure, ne borsa ne faiz, ne fon ne altın, ne banka ne banknot, ne yat ne jet... hiçbirisi nevzuhur hırsızları doyurmuyor!”
YİĞİT MUHTAÇ
OLMUŞ KURU SOĞANA
"Ne güzel söylemiş merhum Mahsuni Şerif" diyor ve ekliyor Balcı;
Milletin sırtından doyan doyana
Bu gören yürek nasıl dayana
Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
Bilmem söylesem mi söylemesem mi
Nurlar içinde yat güzel insan…
YAŞAYARAK,
ÖĞRENDİKLERİMİZ
Tarihten bugüne atıfta bulunarak diyor ki Balcı;
“Dindar mahalle dürüstlüğün imanla, inanmakla kazanılmadığını, önce insan olmayı başarmaktan geçtiğini zannederim yaşayarak öğrenmiş oldu.
Yiyin arsızlar yiyin, sizde ne doyacak göz ne utanacak yüz var.
Nasılsa utanma duygunuzu kaybettiniz, konforunu yaşıyorsunuz.
MÖ 412 - 323 yılları arasında yaşayan Sinoplu Diyojen, Atina sokaklarında gündüz vakti elinde fenerle dolaşır, sebebini soranlara,
"Dürüst ve erdemli adam arıyorum!" der.
Demek ki değişen bir şey yok!
ELE VERİR TALKINI
KENDİ YUTAR SALKIMI...
Bitiriyoruz.
Diyor ki Balcı yine bir başka paylaşımında.
"Siz Kitab’ı okuduğunuz hâlde, kendinizi unutup başkalarına mı iyiliği emrediyorsunuz? (Yaptığınızın çirkinliğini) anlamıyor musunuz?"
Bakara 44
Hırsız din bazların, Ömer adaletinden bahsedip fakirin malını cebe indiren iki yüzlülerin galiba en çok hatırlaması gereken ayet…
DİNİ BİR BİLGİ SİZE...
Diyor ki Balcı "Kısa kesit" başlıklı paylaşımında,
"Hz. Muhammed tebliğe başladığı zaman ibadetle yola çıkmadı.
Başlangıçta ibadet etmiyordu, henüz ortada ibadet yoktu.
İlk Müslümanların hiçbirisi de başlangıçta ibadet etmiyordu.
Din ibadetle başlamadı, ahlak ve samimiyetle başladı.
Namaz ibadeti bile Mekke'nin sonlarındadır.
İbadet etmiyorlardı ama Kur'an hem Hz. Muhammed'in kulluk bilincini hem de Müslümanların (muhacirler) duruşunu övüyor.
Çünkü onların bir duruşu vardı, inançlarında samimiydiler.
İlkeliydiler, din kisvesiyle dindarlık taslamıyorlardı.
Hepsi inandıkları değerleri hayatlarında yaşıyordu!"
Bugünlük bu kadar.
Hayırlı Cumalar diliyorum.