Tamı tamına 100 yıl önce.
100 yıl önce bugün (4 Ekim 1926) Medeni Kanun yürürlüğe girdi.
Bunun anlam ve manasını biliyor musunuz?
Tüm Dünya’da kadınların hakları gasp edilirken, ikinci sınıf muamele görürken, Atatürk çıktı ve Türk kadınına layık olduğu değeri verdi.
Dövülen, sövülen, hor görülen, anında boşanılan, nüfus sayımında bile büyükbaş hayvanın sayıldığı, kadının sayılmadığı bir ortamdan çıkarttı Atatürk ve kadının kula kulluktan, karanlıktan, erkeğin ipotekli mülkü olmaktan çıkıp özgürlüğe attığı ilk adım olarak tarihe geçti.
SEÇME VE SEÇİLME HAKKI
Kadına seçme ve seçilme hakkı veren de yine Mustafa Kemal Atatürk oldu.
Türkiye’de kadınlara seçme ve seçilme hakkı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde üç aşamalı bir süreçle tanınmıştır:
3 Nisan 1930: Belediye Kanunu’nun kabul edilmesiyle kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı verildi.
26 Ekim 1933: Köy Kanunu’nda yapılan değişiklikle kadınlara muhtar olma ve köy ihtiyar heyetine seçilme hakkı tanındı.
5 Aralık 1934: Anayasa ve Milletvekili Seçim Kanunu’nda yapılan değişiklikle kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi.
MEDENİ KANUNUN KABÜLÜ
İLE KAZANILAN KADIN HAKLARI
4 Ekim 1926 Medeni Kanunu'nun Kabulü.
Medeni Kanun; Cumhuriyet’in, devrimlerin, laik hukukun vücut bulmuş halidir.
Medeni Kanun’un getirdiği yenilikler;
Aile hukukunda kadın-erkek eşitliği sağlandı.
Resmi nikâh ve tek kadınla evlilik esası kabul edildi.
Boşanma hakkı kadına da verildi.
Tek kadınla evlilik kararlaştırılmış, modern Türk ailesi kurulmuş.
Mirasta kadın erkek eşitliği sağlandı.
Mahkemelerdeki şahitlikte kadın erkek eşitliği getirildi.
Kadınlara istediği mesleğe girebilme hakkı tanındı.
Boşanma durumunda çocukların hakları güvence altına alındı.
GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİ…
İstanbul Barosu@istbarosu “4 Ekim 1926'da kabul edilen Türk Medeni Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlık hukukunun temellerinin atıldığı ve kadın-erkek eşitliğinin yasal statüye kavuşturulduğu yeni bir çağa girmiştir.
İsviçre Medeni Kanunu’ndan iktibas edilerek 17 Şubat 1926’da kabul edilen ve 4 Ekim 1926’da yürürlüğe giren 743 sayılı Türk Kanun-ı Medenîsi, laiklik ilkesi doğrultusunda dini hukuk kurallarının yerine çağdaş ve evrensel hukuk ilkelerini ikame etmiştir.
Kadın hakları açısından çağının ilerisinde olan ve devrim niteliği taşıyan Türk Medeni Kanunu ile tek eşlilik ilkesinden kadınların miras ve velayet haklarına kadar birçok hak ilk kez öngörüldü.
Günümüzde kadına yönelik sistematikleşen şiddet ve Medeni Kanunumuzun getirdiği kazanımları ihlal eden her türlü eylem ve işleme karşı, başta Türk Medeni Kanunu olmak üzere Cumhuriyet'in kazanımlarını kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.”
**
ÇYDD-Çağdaş Yaşam@CagdasYasamDD “4 Ekim 1926’da yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu, toplumsal yaşamı eşitlik, yurttaşlık ve ortak hukuk temelinde yeniden düzenleyen Cumhuriyet devrimlerinin en önemli adımlarından biri oldu.
Medeni Kanun ile kadınların aile, miras, mülkiyet ve boşanma başta olmak üzere temel hakları güvence altına alındı; hukuk düzenimiz laik ve çağdaş temeller üzerine kuruldu.
Yürürlüğe girişinin 100. yılında, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde gerçekleştirilen bu hukuk devriminin kazanımlarını koruma ve toplumsal yaşamın her alanında cinsiyet eşitliğini savunma kararlılığımızı yineliyoruz.”
**
Dr. Naim Babüroğlu@NaimBaburoglu “4 Ekim 1926…
Medeni Kanun yürürlüğe girdi.
-Resmî nikah zorunlu oldu,
-Tek eşli evlilik zorunlu kılınarak Türk aile yapısı modern bir yapıya kavuştu.
-Kadınlara, istedikleri mesleğe girebilme hakkı tanındı.
-Mahkemede tanıklık yapma, miras ve boşanma konularında kadın-erkek eşit hale getirildi.
-Patrikhanelerin, din işleri dışındaki yetkileri kaldırıldı.
Cumhuriyet, bir kadın devrimidir.”
**
Av.Mahmut TANAL@MTanal “4 Ekim: Medeni Kanun Devriminin 100. Yılı
17 Şubat 1926’da kabul edilen Türk Kanunu Medenisi, 4 Ekim 1926’da yürürlüğe girdi. Bugün Cumhuriyet’in en büyük hukuk ve çağdaşlaşma devrimlerinden birinin 100. yılındayız.
Medeni Kanun yalnızca bir kanun değildir; laik hukuk düzenidir, hukuk birliğidir, kadın-erkek eşitliğidir, resmî nikâhtır, tek eşliliktir, mirasta eşitliktir, eşit yurttaşlıktır.
Cumhuriyet bu devrimle kişinin kaderini geleneksel kuralların değil, hukukun belirlediği bir düzen kurdu. Kadın ve erkek aile, evlilik, boşanma, miras ve malvarlığı alanlarında çağdaş hukukun güvencesine kavuştu.
Medeni Kanun’un önemi tam da buradadır: Türkiye’nin yönünü çok hukukluluktan hukuk birliğine, ayrıcalıktan eşitliğe, geleneksel kurallardan çağdaş ve laik hukuk düzenine çevirdi.
Bu devrimler yapılmasaydı Türkiye bugün çok daha farklı, kadın-erkek eşitliğinin ve laik hukuk düzeninin çok daha zayıf olduğu bir toplumsal yapıyla karşı karşıya kalabilirdi.
Çağdaşlaşma yalnızca yol, bina ve teknoloji değildir.
Çağdaşlaşma; hukukun üstünlüğüdür, laikliktir, bilimdir, eğitimdir, kadın-erkek eşitliğidir, özgür bireydir ve devlet karşısında eşit yurttaşlıktır.
100 yıl sonra görevimiz, bu büyük hukuk devrimini yalnızca anmak değil; kazanılmış hakları, laikliği, hukuk devletini ve eşitliği daha da güçlendirmektir.
Laiklikten, hukuk devletinden, kadın-erkek eşitliğinden, hukuk birliğinden ve Cumhuriyet’in çağdaşlaşma hedefinden vazgeçmeyeceğiz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Cumhuriyet’in hukuk devrimlerini gerçekleştiren kadroları saygı ve minnetle anıyorum.
Medeni Kanun’a sahip çıkmak; laikliğe, eşitliğe, çağdaşlığa, hukuk devletine ve Cumhuriyet’e sahip çıkmaktır.
**
Sinan Meydan@SMEYDAN “Türkiye'de "Kadının Kurtuluş Devrim" MEDENİ KANUN 100 yaşında...
“Medeni hukukta, aile hukukunda takip edeceğimiz yol ancak medeniyet yolu olacaktır.” (Atatürk, 1924)
100 yıl önce, 17 Şubat 1926'da 743 sayılı kabul edilen Medeni Kanun, 4 Ekim 1926'da yürürlüğe girdi.
Türk Medeni Kanunu ile Türkiye'de kadın, insanlık onuruna uygun medeni haklarına kavuştu.
Resmi nikah ve tek eşle evlilik zorunluluğu getiren, evlenmede boşanmada, mahkemede tanıklıkta, mirasta kadın-erkek eşitliğini sağlayan, kadına istediği mesleği seçme hakkı veren Türk Medeni Kanunu ile Türk kadını evde, işte, mahkemede, okulda, sokakta, ilerleyen zamanda Meclis’te, kısacası toplumsal hayatta temel haklara sahip olabildi.
Türkiye'de kadının eşitliği ve özgürlüğü, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet'in Medeni Kanun ile başlattığı laik, çağdaş hukuk dönüşümünün eseridir. Dün olduğu gibi bugün de laik Cumhuriyet düşmanı çevrelerin hedefinde Medeni Kanun vardır. Çünkü laik Cumhuriyet'in temel taşı Türk Medeni Kanunu’dur.
Türk Medeni Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni laikleştiren devrimlerden biridir.
Türkiye'de laik Cumhuriyet'in temelinde laik hukuk vardır. Laik Cumhuriyet her şeyden önce kadın haklarının güvencesidir.
"Kadını Kurtaran Devrim" Türk Medeni Kanunu, Atatürk'ün en büyük devrimlerinden biridir. Bu devrimin büyüklüğünü anlayabilmek için bu devrimden 100 yıl sonra bugün İslam dünyasına, İran'a, Afganistan'a, Orta Doğu'ya bakmak gerekir.”
**
MEDENİ KANUN’UN 100.
YILI KUTLU OLSUN...
Evet…
Bugün evlilikte resmi nikâh zorunluluğunu ve tek eşle evlilik esasını getiren, bir anlamda kadınlar adına devrim niteliğindeki Atatürk’ün kadınlara istedikleri mesleğe girebilme hakkını veren ve mahkemelerde tanıklık yapma, miras ve boşanma konularında kadınla erkeği eşitleyen Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girmesinin yıldönümü.
Hukuk önünde Kadın Erkek eşitliğini sağlayan Medeni Kanun’un 100. yılı kutlu olsun.
Birileri bunu inkar etse de, değiştirmeye çalışsa da, kadına ikinci sınıf muamele etse de, şiddet, taciz, tecavüz sürse de, sokak ortasında yine kadınlarımız kurşunlara hedef olsa ve nerede ise her gün bir Kadın cinayeti işlense de bu ülkede şunu iyi bilmek gerekir ki; Medeni Kanun yalnızca bir kanun değil, aynı zamanda laik hukuk düzeni, hukuk birliği, kadın-erkek eşitliği, resmî nikâh, tek eşlilik, mirasta eşitlik ve eşit yurttaşlıktır.
Mustafa Kemal Atatürk’ü ve o gün Meclis'te bu kanun için oy veren milletvekillerini saygı ve minnetle anıyoruz.
"Şuna inanmak lazımdır ki dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir." Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK